'Ecevit'in kemikleri cam gibiydi'

Eski Başbakan Bülent Ecevit'i gizlice tedavi ettiğini söyleyen Mücahit Pehlivan, "Kemikleri helva gibi, cam gibi, dokunduğunda kırılacak durumdaydı. Kortizonu kesmek zorunda kaldık. Başbakan, normal hayatına döndü" diye konuştu.

'Ecevit'in kemikleri cam gibiydi'

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, CHP Zonguldak Milletvekili ve eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, CHP İzmir Milletvekilli gazeteci Mustafa Balbay ile gazeteci Tuncay Özkan'ın da aralarında bulunduğu 43 tutuklu sanık katıldı.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Sedat Peker ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in aralarında bulunduğu 24 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi.

Mahkeme heyetine başkanlık yapan hakim Hüsnü Çalmuk, tanık olarak çağrılan gazeteci Can Dündar ile Mücahit Pehlivan'ın geldiğini söyledi.

Haberal'ın avukatı Dilek Helvacı söz alarak, müvekkilinin cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek iddiasıyla suçlandığını anımsatarak, Pehlivan'ın AK Parti'den milletvekilliği yaptığını, olayın tarafı olduğu için tanık olarak dinlenilmemesi gerektiğini savundu.

Çalmuk da, ''Tanıklarımızı hangi partiden seçeceğiz? Tanıklığında yasal engel görmüyorum. Yetki bendedir'' diyerek, Helvacı'nın talebinin kabul edilmediğini bildirdi.

Duruşmada daha sonra merhum Başbakan Bülent Ecevit'in ortopedi yönünden tedavisini yapan eski AK Parti Milletvekili Mücahit Pehlivan'ın tanık olarak dinlenilmesine geçildi.

Pehlivan, Ankara Demiryolu Hastanesi'nde ortopedist olarak çalışırken arkadaşı olan Ecevit'in eski koruma müdürü ve eski milletvekili Recai Birgün'ün kendisini arayarak, isim vermeden bir hastadan söz ettiğini söyledi.

'ECEVİT KORTİZONA DEVAM ETSEYDİ FELÇ OLURDU'
Daha sonra Birgün ile buluştuklarını ifade eden Pehlivan, Ecevit'in tedavi süreciyle ilgili şunları anlattı:

''Bana hastanın Başbakan olduğunu söyledi. Çok gizli şekilde gelip muayene etmemi, kimseye söz etmememi istedi. 2002 Eylül başında buluştuk. Başbakanlık konutuna, korumalar arasında gizlice gece gittik. Elle muayene yaptım. Ecevit'in sırt bölgesinde ağrısı vardı. Benim ofisimde kendime ait röntgen cihazı vardı. Daha sonra gizlice röntgen cihazını konuta sokarak, film çektik. Sırt bölgesinde, 8'inci omurgasında kırık çıktı. Bana, '8 ay yatması gerekir mi?' diye sordular. Ben de 'MR çekmemiz gerekir' dedim. MR çekildi. Başkent Üniversitesi Hastanesi tarafından hastane evrakları, filmler ve kullanılan ilaçların yer aldığı bir dosya verdiler. 3 gün inceledikten sonra onlara brifing verdim. Ecevit korse kullanıyordu. Evden çıkamıyordu. Yatmasına gerek olmadığını, ayağa kalkıp hareket etmesini söyledim. Sonra Ecevit nörolog ve kardiyoloji uzmanları tarafından muayene edildi. Check-up yapıldı. Kırığın nedenini araştırdık. Kemik yoğunluğu azdı. Kemikleri helva gibi, cam gibi, dokunduğunda kırılacak durumdaydı. Başkent Üniversitesi Hastanesi tarafından verilen kortizonu kesmek zorunda kaldık. Kemik erimesini düzeltmek için ilaç verdik. Korsesini çıkardık. Sakat arabası gibi bir arabaya konuluyordu. Bunları değiştirdik. 'Normal hayatına dönsün' dedik. Başbakan, normal hayatına döndü. Kortizon nörolojik rahatsızlığı için veriliyordu. Kortizona devam etseydi, yürürken kemikleri kırılır felç olurdu.''

Hakim Hüsnü Çalmuk, ''Sizin Ecevit'i iyileştiren doktor unvanınız var. Siz hiç yakalanmadan nasıl içeriye girdiniz?'' sözleri üzerine Pehlivan, konuta korumalar arasında gizlice gittiklerini tekrarladı.

Pehlivan, ''Ecevit'e sağlık konusunda ilave bir şey yapmadık. Kortizonu kestik'' dedi.

Çalmuk'un ''Kortizonla mı bu sonuç doğdu?'' sorusuna, Pehlivan, ''Evet önemli bir ilaç. Evde lavman malzemeleri vardı. Her gün lavman yapılıyordu. Doktor gerekli dediği için yapılmış. Biz ameliyata girecek hastalara yaparız. Bunu kestik. En önemlisi aktif yaşama döndürdük. Hareket kısıtlılığını kestik'' yanıtını verdi.

Pehlivan, Başkent Üniversitesi Hastanesi'nin verdiği tedaviye karşı, Ecevit ailesinin ve yakınlarındaki kişilerin bir direnç gösterdiğini ifade ederek, ''Onların söylediklerini yapmama direnci vardı'' diye konuştu.

'TANINMAMAK İÇİN BOMBA UZMANI OLARAK TANITILDIM'
Ecevit'in iyileşmesinin ardından Başbakan'ın her gittiği yere kendisinin de götürüldüğünü belirten Pehlivan, ''Bütün seyahatlerinde yanında gidiyordum. Bomba uzmanı olarak uçakta yer aldım. Tanınan bir kişi olduğum için gözlük kullanıyordum'' şeklinde konuştu.


Mahkeme heyeti başkanı hakim Hüsnü Çalmuk, tutuksuz yargılanan CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün'ün açtığı ''Bülent Ecevit'in akli melekelerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle vasi tayini davasını'' anımsattı.

Mücahit Pehlivan da, Aygün'ün uzaktan akrabası olduğunu ifade ederek, ''Beyefendi çok üzülmüştü. Aygün'ün özür dilemesi, gönlünü alması için Ecevit ile görüştürmek istedim. Ecevit önce kabul etmedi, sonra görüştü'' dedi.

Savcı Murat Dalkuş da, Pehlivan'ın, Ecevit'i 5 yıllık uzmanlık deneyimi olduğu dönemde tedavi ettiğini belirterek, daha deneyimli doktorlar yerine neden Pehlivan'ın tercih edildiğini sordu.

Başbakan ve eşinin görevlendirmesiyle tedavi sürecine katıldığını belirten Pehlivan, kendisine Başkent Üniversitesi'nin verdiği ''7 ay yatak istirahatinin'' gerekli olup olmadığının sorulduğunu anlattı.

Bülent Ecevit'i tek başına muayene ve tedavi etmediğini dile getiren Pehlivan, ''Ben ekibin koordinatörüydüm. Nöroloji hocasını Emrehan Halıcı bulmuştu. Ben de Gazi Üniversitesi'nden kardiyoloji hocası bulmuştum. Ecevit, acil bir durumda Gazi Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılacaktı. Rektörün ve Tıp Fakültesi dekanının da bilgisi vardı. Acil durum için Gazi Üniversitesi'nde bir oda hazır bekletiliyordu. Ambulans ve acil yardım çantası hazırdı'' diye konuştu.

Pehlivan'a sorular yönelten tutuklu sanık CHP Milletvekili Mehmet Haberal, Ecevit'in, Başkent Üniversitesi Hastanesi ile ilişkisinin 1 Temmuz 2002'de kesildiğini belirterek, Ecevit hakkında düzenlenen raporda çalışabilecek durumda olduğunun yer aldığını kaydetti.

Haberal, Ecevit hakkında Başkent Üniversitesi Hastanesi'nin 25 Mayıs 2002 tarihli raporunda, 7 ay yatak istirahati verilmediğini belirterek, raporda yer alanlar hakkında şunları kaydetti:

''Lavman verilmemiştir. Omurundaki kırık nedeniyle felç olmaması için korse giydirilmiştir. Kemik iyileşmesi süreç alır. Hastanede yatmasına gerek yok. Evde dinlenerek istirahat edecek. Bu yatak istirahati değildir. Günde 2 saat ofisinde çalışabilir. Kemikleri desteklemek için ilaçların yanında kortizon da en düşük düzeyde veriliyor. Ben 1971 yılından beri kortizon tedavisi uygularım. Kortizonu çok yoğun kullanırım. Kısa zamanda bu denli bir etki yapacak bir ilaç değildir. 'Kortizonu kestik, iyileşti' diyor. Bir tedavinin bu kadar çabuk etki ettiğini görmedim.''

Haberal, Ecevit'e lavman yerine ağızdan bağırsakları çalıştıran bir ilaç verildiğini anlatarak, Pehlivan'ın, ''Kortizonu kestik, kemik erimesi durdu, her gün lavman yapıyorlardı'' şeklindeki sözlerini de eleştirdi.

Mücahit Pehlivan'ın anlattıklarının belgeye dayanmadığını ifade eden Haberal, ''Gece, Cumhuriyeti Başbakanı'nın evine giriliyor. Gizlice röntgen cihazı sokuluyor, film çekiliyor. Hiçbir yazı, rapor, belge yok. Ben 45 yıllık meslek hayatımda belgesiz, raporsuz tedavi görmedim'' dedi.

Yaptığı tedavi sürecine ilişkin belgelerin Rahşan Ecevit'te olduğunu ifade eden Pehlivan, Ecevit'teki omurga kırığının korse giymesini gerektirecek seviyede olmadığını iddia etti.

Pehlivan, bu kırığın sakat arabasına binmesini gerektirmediğini, Başbakanlık yapmasına engel olmadığını, yatağa mahkum edilmesini gerektirmediğini sözlerine ekledi.

Sayfa Yükleniyor...