Toplantının açılışında konuşan Ar, TÜSİAD olarak Türk-Amerikan ilişkilerin gelişmesine büyük önem verdiklerini ve ilişkilerin siyasi ve ekonomik açıdan daha da güçlenmesi konusunda bazı tavsiyelerde bulunduklarını anlattı. Ar, bunun son örneğinin de TÜSİADın dış politika danışmanı olan İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Soli Özel tarafından hazırlanan Ortaklığın Yeniden İnşası: Yeni Dönemde Türk-Amerikan İlişkileri adlı rapor olduğunu kaydetti.
Küresel krizle mücadelede Dünya Bankası ve IMFye büyük sorumluluk düştüğünü anlatan Ar, küresel düzeyde daha güçlü eş güdüm ve denetim mekanizmalarına gereksinim olduğunu bildirdi. Son dönemde bazı ülkelerin yardım almak amacıyla IMFye başvurduklarını söyleyen Ar, bu kapsamda Türkiyenin son 6 yılda IMF ile başarıyla devam ettirdiği ilişkilerini yenileme anlamında bir teşebbüste bulunmadığını, TÜSİAD olarak hükümetin bunu biran önce yapması gerektiğini düşündüklerini ve tavsiyede bulunduklarını ifade etti. Ar, bu kapsamda küresel mali krizin Türkiyeye etkilerinin şu andaki gibi kalmasını ümit ettiklerini de belirtti.
Merkez Bankasının bugün borç verme faiz oranlarını 1 puan azaltarak 18,75e düşürdüğünü vurgulayan Ar, bunun borç alma yükünü azaltma ve talebi arttırma amacıyla yapıldığını söyledi.
2009 yılında dünya ekonomik büyümesinin yüzde 2ye düşebileceğinin de öngörüldüğünü belirten Ar, mali krizin Türkiyenin ihracat yaptığı ülkelerde kendisini ciddi olarak göstereceğini, bu yüzden Türkiyenin ihracat gelirlerinin düşmesini beklediklerini ifade etti.
Türkiyenin 2001 krizinin ardından yaşadığı yeniden yapılanmanın onu küresel mali krizden doğrudan etkilenmekten koruduğunu belirten Ar, Türkiyenin son dönemdeki ekonomik reformların neticesi olarak bu krizden diğer gelişmekte olan ülkelerden daha hazırlıklı olarak çıkmasını bekliyoruz dedi.
Ar, bu kapsamda Türkiyenin IMF ile iyi ilişkiler içinde olmasının ve AB sürecine devam etmesinin önemli olduğunu kaydetti.
Metin Ar, Türkiye ile ABDnin önemli ticari ortaklar olduğunu, 4 milyar dolarla (2007) ABDnin Türkiyenin 7. büyük ihracat, 5. büyük ithalat pazarı olduğunu vurguladı.
Dünyanın ve ekonominin büyük bir değişimden geçtiğini anlatan Ar, Türkiyenin ABD ile ilişkilerini 20 Ocakta başkanlık koltuğuna oturacak Barack Obamanın döneminde geliştirmek istediğini belirtti. Ar, bu kapsamda Türkiyenin BMGK geçici üyeliğine seçilmesinin ve AB ile müzakere sürecinin önemli olduğunu ve yeni dönemin ABD ile ilişkileri daha da iyileştirmesini istediklerini söyledi.
Ar bir soru üzerine Türkiyede bankacılık sektörünün güçlü olduğunu da belirtti.
SOLİ ÖZER
TÜSİADın dış politika danışmanı Soli Özel de konuşmasında, hazırladıkları raporun taslak özetini Washingtondaki ilgili yetkililere ve kurumlara sunduklarını söyledi.
Türkiyenin 1990ların sonundan itibaren daha aktif bir dış politika izlediğini anlatan Özel, artık ABDnin ve diğer güçlü ülkelerin Türkiyeye farklı yaklaştığını ve daha fazla görüşünü alma ihtiyacı hissettiklerini vurguladı. Özel, bu kapsamda, Türkiye-ABD ortak çıkarlarının yeniden tanımlanmasının son derece önemli olduğunu kaydetti.
Obama devrinin başlamasıyla iki ülke arasında bazı olumlu gelişmelerin yaşanacağını anlatan Özel, Obamanın diplomasiye ve çok taraflılığa daha fazla önem verdiğini söylediğini, Türkiyenin de 1990lardan bu yana kendi bölgesinde istikrar ve barış için komşularıyla meselelerini diplomasiyle çözen bir ülke konumuna geldiğini belirtti.
Türkiyenin Suriye açılımının ABDde bugünlerde takdir topladığını, bu açılımın sonucunda Türkiyenin İsrail ile Suriye arasında aracılı görüşmeleri yürüttüğünü söyledi.
Soli Özel, Obama yönetiminin gündeminde Irak, İran, Kafkaslar, Orta Doğu barış süreci bulunduğunu, bunların tümünün Türkiyenin gündemi olduğunu, bu kapsamda Türkiyenin Obama yönetimiyle bir arada çalışabileceğini ifade etti.
Obama yönetiminin başa geldiği ilk anlarda sanki iki ülke ilişkilerin kısa bir süreliğine raydan çıkması gibi bir durum yaşanabileceğini de söyleyen Özel, bu kapsamda özellikle Ermeni tasarısı ve İranın nükleer programının iki ülke arasındaki sorunlu iki konuyu oluşturacağını belirtti.
Özel, Ermeni tasarısının gündeme alınmasının ya da kabulünün iki ülke arasındaki ilişkilere ve ortak çıkarlara büyük zarar vereceğini, bu kapsamda Türkiyenin, Ermeni meselesiyle ilgili girişimlerini ve yaptıklarını herkese anlatması gerektiğini belirtti.
İran konusunda da BMGK üyeliğiyle birlikte Türkiyenin bu ve bunun gibi bazı dış politika konularında şu ana kadar yararlandığı esnekliğin bir nebze azalabileceğini söyleyen Özel, Obamanın İrana yönelik yaptırım düşünmesi durumunda Türkiyenin BMGK içinde ABD ile birlikte mi yoksa bu tür yaptırımlara pek sıcak bakmayan Rusya ya da Çin ile birlikte mi hareket edeceğinin de önemli olduğunu söyledi.
Soli Özel, Türkiyenin jeostratejik önemine dikkati çekerken, aynı zamanda demokrasisin de desteklemesi gerektiğini belirtti.