Basın özgürlüğünün güvence altına alınmasının ön plana çıkartıldığı kararda, ifade ve düşünce özgürlüğünün demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarının başında geldiği vurgulandı.
Seçmenin demokratik karar verme mekanizmasına katılabilmesi için, kamunun özgür bir biçimde bilgilendirilmesinin önemine değinilen kararda, farklı görüşlerin özgür bir biçimde tartışılmasının gerekliliğine atıfta bulunuldu.
AKPM, üyesi olan parlamentolara yaptığı çağrıda, medyanın durumunun tarafsız ve karşılaştırmalı bir biçimde analiz ederek, bu konuda ulusal yasalardaki eksikliklerin giderilmesi için harekete geçilmesini tavsiye etti.
Kararda, bu analizlerin kimi temel ilkelere göre yapılması gerektiği ifade edilerek, bu konuda somut önerilerde bulunuldu.
İfade ve düşünce özgürlüğünün, ulusal yasalarla güvence altına alınması gerektiği vurgulanan kararda, bu haklarla ilgili medyaya yönelik çok fazla dava açılmasının, bu konuda ilgili ülkede sorunlar olduğunu da gösterdiği ifade edildi.
Önerilen ilkeler çerçevesinde, devlet yetkililerinin, normal vatandaşlara göre, eleştiriden ve hakaretten daha fazla korunmaması gerektiği hatırlatıldı ve gazetecilerin eleştiriler yüzünden mahkum olmamaları, basın organlarının kapatılmaması gerektiği vurgulandı. Yine aynı ilkeler çerçevesinde, siyasal partilerin ve adaylarını medyaya adil ve eşit bir biçimde ulaşabilmelerini gerektiği kaydedildi.
Medya çalışanlarının haklarının güvence altına alınmasıyla ile ilgili ilkelere geniş yer verilen kararda, medya üzerindeki, medya sahipliği ve ekonomik gücün şeffaf olması gerektiği istenirken medya tekeline karşı yasaların güçlendirilmesi çağrısında bulunuldu.
Medyanın doğrudan ve dolaylı sübvansiyon alması durumunda, üye ülkelerin tarafsız ve adil davranmaları istendi.
Kamu yayıncılarının, günlük yayın politikalarında, siyasal müdahalelere hedef olmamaları gerektiği ifade edilen kararda, özel medya kuruluşlarının, devlet ve ya devletin kontrolündeki şirketler tarafından yönetilmemesi istendi.
Kararda, hükümet üyelerinin, görevleri süresince, medyadaki faaliyetlerini bırakmaları istenirken, medyanın kendi kendisine denetleyeceği bir sistemin ideal olduğu görüşü dile getirildi.
Kararın sonunda, üye ülke parlamentolarının, bu ilkelere ne denli uyulduğu konusunda düzenli raporlar hazırlamaları tavsiye edildi.