Türkiye, ABye üyelik talebinin reddedilmesini büyük çabayla aştı ve şartlı kabulü de içeren umut verici bir sürece girdi. Ancak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa kulübüne kabul şartlarının en önemlisini ihlal eden açıklamalarıyla dikkat çekiyor.
LONDRA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan son açıklamalarında halkı ve parti üyelerini, partisini karalamak ve dürüstlüğünü kaybetmekle suçladığı medya organlarını boykot etmeye teşvik etti ve hükümetin yolsuzluğa bulaştığına dair şiddetli ve önemli eleştiriler yönelten medyaya karşı kampanya başlatılması çağrısında bulundu.
Bu açıklamaların ardından, ABnin Türkiyeye yönelik itirazlarını ve tereddütlerini düşündüğümüz zaman varacağımız sonuç, Erdoğanın Türkiyede hala sorunlar yaşayan basın özgürlüğü şartını duvara çaldığıdır. Yani ABde Türkiyenin üyeliğine karşı çıkan sesler daha da yükselecek ve Müslüman Türkiyenin Avrupalılaşmasının imkansız olduğu yönündeki fikirlere kanıtlar bulunacaktır.
TÜRKİYEDE SİYASİ KÜLTÜR FARKLI Doğal olarak bazıları bu durumu abartı bulabilir. Fakat Türkiyedeki durum çok farklı. Bu ülkede her dil sürçmesi veya demokrasi dışı kokuların alındığı her açıklama, özellikle de konu insan hakları, basın özgürlüğü, Kürt meselesi ve Kıbrıs sorunu ise, er ya da geç bir sonuç doğuracaktır.
Ayrıca Erdoğanın açıklaması zaten olumsuz göstergeler taşıyor. Bu göstergelerin en önemlisi, Türkiyede siyasi kültürün farklılığı. Ayrıca iktidar partisi İslami köklerden geliyor. Dolayısı ile, parti liderlerinin ifade özgürlüğü ve insan hakları ile ilgili yaptıkları bütün olumsuz açıklamalar, Türk halkının yaklaşık yüzde 97sinin de bağlı olduğu İslamın omuzlarına yükleniyor.
ERDOĞAN AB ÜYELİĞİNİN İMKANSIZLIĞINI EN FAZLA TEYİT EDEN İSİM Bu yüzden Erdoğanın hükümeti eleştiren gazeteleri eve götürmeme çağrısı, ABye üye olmak hayali kuran Türkler açısından özel bir siyasi düşüş olarak görülmektedir.
Türkiye, reform sürecinde önemli adımlar atmaya başlamıştı. Ancak açıklamalarına bakılırsa Erdoğan, Türkiyenin AB üyeliğinin imkansızlığını en fazla teyit eden isim oldu. Birçok Türk, zaten laik ve Hıristiyan Avrupanın Müslüman bir ülkeyi üyeliğe almayacağını düşünüyor. Aslında Türkiye yaşlı Avrupa toplumunu korkutan bir demografik yapının yanı sıra, kültüründeki İslam öğeleri nedeniyle, ABnin sosyal, kültürel ve günlük yaşam yapısıyla örtüşmüyor. Zaten ABde de bazı kişiler, İslama olumsuz tutum içinde.
Erdoğanın ülkesinin medya organlarına yönelik açıklamalarını bu çerçevede anlamamız mümkün. Yani Erdoğan Türkiyenin AB hayali olduğunu unutmadı, ancak bu hayal AB kapılarının bütün şartlar yerine gelse bile kapalı olduğu düşünüldüğü için, suya düştü.
Londrada Arapça yayımlanan Şarkulevsat gazetesi, Tunuslu yazar ve romancı, 25 Eylül 2008, Arapçadan çeviri: Halil Çelik
yazar çok iyi bir yere temas etmiş,
sonumuzu bile bile önümüzü görüp
çukura düşmemek için hiçbir yan bir
adım veya üzerinden atlanmıyor sanki
içine düşmek istercesine körü körüne.
bunlara gerek var mıydı peki ? sn.
cumhurbaşkanın ab üyelerinin bulunduğu
toplantıya katıldığında herkes alaycı
bir üslupla bakmadı mı bize bıyık
altından gülerek? bir daha atatürk
gibi birsinin gelmesi için her gün dua
etmeliyim Allaha diye düşünmekten
kendimi alamıyorum, kelimelerimin çoğu
kifayetsiz kalsada bunu bu ülke için
yapmayılım diyorum, ülkeme şimdilik
sadece bu kadar yardım yapabileceğim,
ama ilerde ...