‘İslam’a gelen en büyük saldırı kendi içinden’
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
ABD'nin Seçimi
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » Dünya basını

‘İslam’a gelen en büyük saldırı kendi içinden’

“İslam’ın karalayıcı saldırılara, iftira ve saptırmalara maruz kaldığı yönündeki yaygın kanaat doğru. Fakat İslam’ın maruz kaldığı en kötü saldırı, bazı evlatlarının eli, dili ve kalemleriyle geliyor.”

 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Muhammed Elsemmak *
NTV-MSNBC
Güncelleme: 08:56 TSİ 25 Eylül 2008 Perşembe

BEYRUT - İslam dünyasında, İslam’ın karalayıcı saldırılara, iftira ve saptırmalara maruz kaldığı yönünde yaygın bir kanaat var. Bu kanaat doğru. Fakat hali hazırda İslam’ın maruz kaldığı en kötü saldırı, bazı evlatlarının eli, dili ve kalemleriyle geliyor. Bu son cümle tuhaf görülebilir. Fakat büyük dini mercilerden çıkan bazı fetvaları incelersek, bu tuhaflık ortadan kalkar.
Haberin devamı

Örneğin Yusuf El Karadavi gibi saygın bir alim, Şiileri düşmanlık ve tekfir (kafirlikle suçlama) derecesinde eleştirdiği görüşleriyle bizi şaşırttı. Oysa Müslüman alimler, iki yıl önce Amman’da yapılan bir toplantıda farklı İslam mezhepleri arasında tekfiri yasaklayan bir belgeyi kabul etmişlerdi.

ISLAH ÖLDÜREREK YAPILIR MI?
Bu belge bir yana, Müslüman bir alimin diğer bir Müslüman grubu tekfir etmeye cesaret etmesi anlaşılır gibi değil. Sırf şu veya bu partiyi desteklediği, şu veya bu devlete sıcak baktığı için bir grup nasıl tekfir edilebilir? Dinin inanç veya inkar bakımından siyasi içtihatla veya kimlikle ilişkisi nedir?

Sonra bir başka büyük din alimi, Suudi ArabistanYargı Yüksek Konseyi Başkanı Salih El Lihedan, insanlar arasında bozulmayı ve rezilliği pohpohlayan uydu kanallarının sahiplerinin öldürülmesini mübah sayan, hatta bunun için çağrı yapan bir fetva yayınladı.

Hiç kimse, din adamlarının bu türden programların genel ahlak, sosyal ve dini istikrar üzerindeki tehlikesine dikkat çekme ve toplumu uyarma haklarını, hatta yükümlülüklerini inkar etmiyor.

Fakat ıslah öldürerek yapılır mı? Sonra ölüm hükmü çıkarma veya teşvik etme otoritesine kim sahip? Bazen cihat adına, bazen de Müslümanların haklarını savunmak adına girişilen bu tür işlerin İslam dünyasını sürüklediği korkunç trajediler yetmez mi artık? Dini bir merciden böyle bir söz çıktığı zaman, aşırı görüşlere sahip gençlerin inancı savunmak gerekçesiyle birilerini öldürmekten başka birşey yapması beklenebilir mi? İnsanların can ve mallarını koruma, yasaları ihlal etmemeleri için onları sorgulama ve cezalandırma noktasında devletin otoritesi ve sorumlulukları nerede?

BÖYLE FETVALAR ZULÜMDÜR
11 Eylül’ün yıl dönümünde, Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdulaziz’in dinler arasındaki evrensel diyaloğu ve işbirliğini geliştirmeye, İslam’ın maruz kaldığı karalama kampanyasını durdurmaya çalıştığı bir zamanda, tekfir ve öldürme çağrısı yapan fetvalar yayınlamak zulümdür.

Bazı uydu kanallarının eğriliklerini doğrultmak, televizyon sahiplerini öldürmek veya öldürülmelerini teşvik etmekle değil, onları yasalara uymaya, insanların inançları ve duygularına saygı göstermeye çağırarak olur. Cezalandırmak gerekiyorsa, bu cezayı belirleyecek resmi bir yargı vardır.

DİNİ SEMBOLLER ADI ALTINDA İNSAN ÖLDÜRMEYİ ANLAYAMAYIZ
İçerik ve zamanlama itibariyle tuhaf olan bu tür fetvalara, “İslam ordusu”, “Muhammed’in ordusu”, “Kuran’ı savunma ordusu” ve başka dini isimler taşıyan silahlı hareketlerin kurulması da eklenebilir. Bu hareketler Fas’tan Pakistan’a kadar barındıkları ülkelerde ve son olarak Hindistan’da olduğu gibi, komşu ülkelerde silahlı eylemlerde bulunmaktalar.

Bazı insanların, hükümetlerinin ulusal politikalarına karşı çıkmalarını anlarız. Bu itirazı dile getirme haklarını da anlarız. Fakat karşı çıkanların, dini semboller adı altında gelişi güzel insan öldürmeleri, anlaşılması ve haklı görülmesi mümkün olmayan bir durumdur.

Böyle hareketler, dini söylemlere ve sembollere zarar verir, İslam’a kötülük yapmak için pusuda bekleyenlerin kampanyalarına daha fazla gerekçe kazandırır.

Müslümanların “İslam” adını kullanarak yaptıkları bu türden davranışlar şu iki tehlikeli duruma sebep oluyor: Birincisi İslam toplumları ile başka toplumlar arasındaki uçurum genişliyor. Samimi liderler ve Müslüman aydınlar, pohpohlanan olumsuz görüntüleri düzelterek bu uçurumu kapatmaya çalışıyor. İkincisi ise İslam’ın imajı sadece Müslüman olmayanların gözünde değil, bu dine inananların gözünde de karalanıyor.

Böylelikle İslam’ı savunduğunu iddia edenlerin bu dine verdiği zarar, İslam’a nefretlerini açıklamakta tereddüt etmeyenlerden daha fazla oluyor. İslam öncesi Arap şairi Tarafa İbn El’Abd ne güzel söylemiş: “Yakın olanın zulmü nefse, Hint kılıcının darbesinden daha acı gelir.”

* Lübnan’da yayımlanan El Müstakbel gazetesi, Lübnan eksi milletvekili, 19 Eylül 2008, Arapçadan çeviri: Halil Çelik

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

burak üstün  - İstanbul
28 Eylül 2008, Pazar 09:25  
ya nasl şeydir anlamıorm. artk eskisi gibi dürüst insanlar yok. artık fetvayı verenin alim mi zalim mi olduğu belli değil. o yüzden verilen fetva nın da bi geçerliliği yok. aklına takılan varsa kardeşim çözümü başkasında arama aç kitab-ı mukaddes i açın allah c.c herkese akıl vermiş yorumlarsın. en azından kendi aklının cezasını çekersin başkasının günahını paylaşmazsın.. sayg.

aloaa  - Samsun
24 Eylül 2008, Çarşamba 15:13  
burada tartışılması önemli bi nokta var.eğer yapılanlar doğruysa okulda öğretilen din dersleri yanlışmıdır.kesinlikle hayır.olay sadece bi iki alim fetva verir,sebep tv kanalında yanımlanan dizi yüzünden.dizi bu kadar popüler olmasaydı bunlar olurmuydu?

ibrahim erdoğan  - Konya
24 Eylül 2008, Çarşamba 15:09  
evet çok doğru.böyle olmasaydı islam dünyası bu hallerde olurmuydu.birbirimizi sevmedikce bu durumdan kurtulamayız.

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları