Gazetelerde Erdoğan-Doğan polemiği
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Genel

Gazetelerde Erdoğan-Doğan polemiği

Başbakan Erdoğan ile işadamı Aydın Doğan arasındaki Almanya’da görülmekte olan Deniz Feneri Davası ile başlayan polemik, hız kesmiyor. Bugünkü gazetelerin sürmanşet, manşet ve köşe yazılarının ağırlıklı konusu Erdoğan-Doğan polemiği oldu.

 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 10:29 TSİ 09 Eylül 2008 Salı

İSTANBUL - Aydın Doğan’a ait gazeteler bugünkü manşet ve sürmanşetlerine Doğan’ın sözlerini taşıdı. Hükümete yakınlığıyla bilinen gazeteler ise Başbakan’ın Aydın Doğan’a yönelik sözlerini sürmanşet ve manşetlerinden gördü.
Haberin devamı


HÜRRİYET: BİAT ETMEYİZ


Hürriyet, Aydın Doğan’ın yanıtını manşetten “Biat etmeyiz” başlığıyla sundu. Manşetin spotunda şu ifadeler yer aldı:
“Hürriyet Gazetesi sahibi Aydın Doğan, Erdoğan’ın suçlamalarına yanıt verirken şantaj yapıldığını belirtti ve ‘Biat etmemiz isteniyorsa, biz biat etmeyiz’ dedi.”

Doğan’ın Erdoğan’a yanıtının tam metni de 17. sayfada ‘Demokrasi ve özgür basını içine sindir’ başlığıyla tam sayfa yer buldu. Manşetin hemen altında, “2 Ayda 4 Vukuat” başlığıyla verilen haberde ise “Son dönemde AKP’lilerin doğrudan rol aldığı veya yolları AKP ile kesişen isimlerin karıştığı skandalların art arda patlaması, Başbakan Erdoğan’ın sinirlerini gerdi” denildi. Söz konusu dört olay şu şekilde sıralandı: AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin Silivri’deki arsa olayı, Almanya’da tarihin en büyük bağış skandalı olarak tanımlanan Deniz Feneri e.V. olayında dava açılması, Gaziantep’teki iki imar skandalı ve Batman AKP İl Başkanı Ömer El’e uzanan Zıpkın operasyonu.

VİDEO: Erdoğan-Doğan polemiği Yazı İşleri’nde

HÜRRİYET GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:

Ahmet Hakan: Ayıp ediyorsun Başbakan
İster oruç başına vursun, ister “Delikanlı” imajını pekiştirmek istemiş ol...
İster son günlerde ortaya atılan akçalı işlerle ilgili iddialardan bunalmış ol, ister “Baskın basanındır” ruh haline bürün...
Kısacası...
Ne kadar çılgınlaşırsan çılgınlaş...
Bir başbakan olarak, frenleri boşalmış bir kamyon gibi davranamazsın...
Sözünün nereye gittiğini bilerek konuşmalısın...
Söyler misin?
“Senin maaşlı köşe yazarların, silahşorların var... Benim yok” ne demek?
Bir başbakan olarak, bir medya grubunda yazıp çizen herkesi töhmet altında bırakmaya utanmıyor musun?
Ayıp değil mi?
Biz silahşor muyuz?

Mehmet Y. Yılmaz: Eski bir Kızılderili numarası
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu kadar öfkelenmesinin bir nedeni de basını tümüyle kontrol altına alamadığını görmüş olması. Çalıklanmış Sabah’a, yakın dostların Star’ına ve dini sömürmek için her şeyi yapan onca küçük gazeteye kalsaydı, Türk halkının Deniz Feneri skandalından haberi olmayacaktı. Ama ne yazık ki hayat böyle değil. Varlığını ve geleceğini hükümete bağlamamış, kendi ayakları üzerinde rahatça durabilen bir medya grubu var ve Başbakan bu duruma ifrit oluyor.
İstiyor ki üç kuruşluk çıkarlar uğruna esas işimizden vazgeçelim. Bizi yakın çevresindeki sonradan görme zenginler ile karıştırıyor belli ki. Hilton arazisinin tümünü altın kaplasanız, Aydın Doğan’ın servetini de alt alta yazıp toplasanız, iddianın gülünçlüğü kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Tufan Türenç: Tarihteki diktatörler bile medyayı susturamadı

Tarihteki diktatörler bile medyayı susturamadı. Medya Türkiye’nin temizlenmesi için yapması gerekeni yapıyor.

MİLLİYET: NE BİLİYORSAN HEMEN AÇIKLA


“Başbakan Erdoğan’ın tehdidine Aydın Doğan’dan yanıt” başlığıyla verilen sürmanşette şunlar yazıldı:
“Aydın Doğan, ‘Bildiklerimi açıklarım’ diye kendisini tehdit eden Başbakan’a çağrıda bulundu. Doğan, ‘Erdoğan, yandaş olmayan medyayı susturmak istiyor ama grubumuzda biat kültürü yok’ dedi.”

MİLLİYET GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Taha Akyol: Başbakan’ın açıklayın dediği şey gizli değil ki!
Dün Başbakan da Yeni Şafak’ın yalan haberine inanmış olsa gerek ki, “CNN Türk’ün karasal frekansıyla ilgili bir işiniz mi var, açıklayın, yoksa ben açıklarım!” diye konuşarak Deniz Feneri yayınlarını buna bağlıyor! Benim artık merak ettiğim husus, CNN Türk’ün frekansı konusuyla Başbakan’ın niye ilgilendiğidir, niye siyasi bir mesele olarak ele aldığıdır. Frekans devri bağımsız kamu kurumlarıya ilgili hukuki bir işlemdir. Gizli de değildir.

RADİKAL: ERDOĞAN ISRAR EDİYOR
Birinci sayfa altında “Erdoğan ısrar ediyor” başlığıyla yer alan haberin spotunda, “Başbakan ağır üslup ve ifadelerle yine Doğan Grubu’nu hedef aldı” denildi.

RADİKAL GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Tarhan Erdem: Öfkenin hatırlattığı?
Erdem yazısında iki tip siyaset adamından söz etti:
Cumartesi günü Güngören’de konuşan Erdoğan benim hiç yabancım değildi. Olayları halkına başkasını suçlamadan anlatanlar çoğunlukla haklı çıktılar; varsa hataları kendi boyutunda değerlendirildi, güçlerini ve onurlarını kaybetmeden, hayatlarını sürdürdüler. İkinci tiptekiler gibi heyecanla ve başkalarını suçlayarak konuşanların, az ya da çok suçlu olduklarının anlaşıldığı çok örnek yaşadım. Sayın Başbakan’ın Deniz Feneri olayını anlatmak için öfkelenmesine, telaşlanmasına, başkasını suçlamasına gerek yoktu; bu heyecan ve kabadayı tavrı suçluluğunu akla getiriyor!

İskender Aruoba: Aydın Doğan, Topbaş’tan mektup...
Başbakan’ın yaptığı konuşmadan çıkan tabloda, Aydın Doğan, her sabah grubun yazarını çizerini topluyor, “Yüklenin Erdoğan’a da, şu Hilton işini hallettirelim!” diyor. Ben Aydın Bey ile 30 yıl önce otomotivci olarak tanıştım, bir daha görmedim. Yazdığım yazılara da ne Ekonomi Bölümü patronu Ruhi, ne de Genel Yayın Yönetmeni İsmet karışır. İlker arada bir “Başlık uzun olmuş, kısalt sığmıyor!” der, hepsi bu. Parti yönetiminde tek adam olunduğu için, her yer öyle zannedilebilir. Gazeteci olununca, zaten belirli vasıflarınız var demek oluyor. Siyasetçi ise ‘vasıf!’ sahibi olmak için olunuyor!
Kadir Topbaş’dan mektup geldi. 22 sayfa neler yaptığını anlatıyor. Kendisini ‘Süpermen’ zannediyor, ‘sevgili gazeteci dostlarından, değerli basın mensuplarından’ da aynı zannı paylaşsınlar istiyor.

POSTA: AK KARARIYOR

Aydın Doğan’ın Mehmet Ali Birand’ın sorularına verdiği yanıtlar iç sayfada, “Gün gelecek özgür medya isteyeceksin” başlığıyla yer aldı.

VATAN: HERKES SABAH GİBİ OLSUN İSTİYOR
Sürmanşetten “Herkes Sabah gibi olsun istiyor” başlığıyla yer alan haberin spotu şöyle: “Erdoğan, Deniz Feneri yolsuzluğuyla ilgili haberlere yer veren TV ve gazetelere savaş açtı. Tüm basının kendi kontrolündeki SABAH gibi olmasını istiyor. Çünkü SABAH iddiaları değil sadece suçlananların savunmalarını yayınlıyor.”

STAR: AÇIKLAMAZSAN AÇIKLARIM
Tartışma sürmanşetten, “Açıklamazsan açıklarım” başlığıyla verildi. Spotta şöyle denildi: “Başbakan Erdoğan, Doğan’ın sözlerine sert cevap verdi: Bu saldırganlığınızın altında ne var açıklayın. Bir hafta süre. Hafta sonuna kadar açıklamazsan ben açıklayacağım.”

STAR GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Ahmet Kekeç: Basın özgürlüğü bunlara mı kaldı?

Başbakan’la ‘medya patronu’ arasındaki kavgayı izliyor musunuz? Gereksiz, tatsız tuzsuz, insana ‘memlekette başka sorun mu kalmadı?’ dedirten bir kavga.

Şamil Tayyar: 3,5 ay bekletilen şantaj dosyası

Oysa Deniz Feneri davası yeni değildi, dosya da aylar önce ellerindeydi. Bu sürede hükümetle ilave ne gibi pazarlık yapmak istediler? Erdoğan’ın dediği gibi Hilton arazisi mi? İddaa mı? Yeni bir dağıtım ihalesi mi? Naklen yayın hakkı mı? Vatan’ın devri mi? CNN Türk’e karasal yayın izni mi? Öyle ya, böylesine büyük bir haberi bekletmek için Aydın Doğan’ın makul bir sebebinin olması lazım.

SABAH: HİLTON İÇİN NİYE BANA GELDİN?


Manşetten “Hilton için niye bana geldin” başlığıyla Erdoğan’ın büyük bir fotoğrafı ve Hilton otelinin resminin yer aldığı haberin spotu şöyle:
“Erdoğan ‘Hilton belediyenin işi, niye Başbakan’ı bu kadar ilgilendiriyor’ diyen Aydın Doğan’a sert yanıt verdi.”

Orta sayfada devam edilen haberde, “Plan tutsa, büyük rant sağlayacaktı” denilerek Aydın Doğan’ın 2005’te satın aldığı Hilton Oteli’nin arazisinde, proje sayesinde sağlayacağı kazancın 3 milyar doları bulacağı belirtiliyordu” denildi.

SABAH GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Nazlı Ilıcak: Deniz Feneri ve polemik
Deniz Feneri’nde yolsuzluk iddiaları adalet terazisinde tartılacağına, konu siyasi zemine kaydı. Bir medya patronunun açıktan hedef alınması, yaşadığımız tecrübelerin ışığı altında söyleyebiliriz, hiç “hayırlı” olmamıştır. Ayrıca, basın özgürlüğünü zedeleyen bir yönü de vardır. Çünkü, siyasi iktidarın, bazı yayınların yapılmasını önlemeye çalıştığı izlenimi doğabilir. Öte yandan, medya sahiplerinin, devletle ilgili işleri olmaması gerekir tezinin haklılığı da, bu ilişkilerde bir kere daha su yüzüne çıkmıştır.

Mehmet Barlas: İktidar yalakalığı da patron yalakalığı da mesleği yozlaştırır
Kim kazanır?
Erdoğan-Doğan çatışmasına gelince. Bu ilk değil. Turgut Özal’la Erol Simavi, Tansu Çiller’le yine Aydın Doğan böyle karşı karşıya gelmemişler miydi?
Veya son olarak “28 Şubat postmodern darbesi” sürecinde “Kartel Medyası”, Erbakan’ın tasfiyesi ve DYP’nin bölünüp, Çiller’in de tasfiyesi sürecinde aktif rol almamışlar mıydı? Bu geçmiş örneklerde kimler galip geldi diye hesap yapmak doğru değildir.
Erol Simavi basın ve ülke dışına düştü. Dinç Bilgin hapse bile girdi. Erbakan ve Çiller aktif siyasetten dışlandılar ama, bu arada merkez partileri de (ANAP ve DYP) tasfiye oldular. Şimdi Doğan Grubu medyada adeta rakip tanımayan bir ağırlıkta ama AK Parti de siyasette rakibi olmayan bir iktidar partisi. Özetle siyaset basına, basın da siyasete özen göstermeli.

Umur Talu: Düzen budur!
“Büyük iktidar” ile “Büyük medya” arasında (nihayet) açıkta patlayan “kavga” ibretlik.
Ülke yönetimine hâkim olan ile halkın “haber, bilgi alma hakkı”na büyük ölçüde hâkim olabilen arasındaki patlama, hepimizin beyninde ve hayatında patlamış bir boru!
“İmtiyaz düzeni”nin su ve kanalizasyon faciası.
...
Ben de diyeyim ki...
Baskı yapana da, ağırlaştırana da yuh olsun...
“Bugüne kadar ellerinden gelen baskıyı yapıyorlardı” diye şimdi söylenip varsa o baskıları bugüne kadar asla yazmayan, haber yapmayan, tavır almayan gazeteciliğe, gazetecilere kendisi baskı uygulayan medyacılığa da yuh olsun!
Bir de “Konsey duayeni” demiyor mu ki, “Gerçeği yazacağız. Bunu da böyle bilsin”, aşk olsun!

ZAMAN: AYDIN DOĞAN’A BİR HAFTA SÜRE VERDİ
Manşet altından Erdoğan’ın fotoğrafıyla verilen haberin altında “Aydın Doğan: Velev ki Başbakan’a gittim ama Hilton için değil” anonsu yer aldı. 17. sayfada Başbakan’ın sözleri ve Aydın Doğan’ın açıklaması yayınlandı.


ZAMAN GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Ekrem Dumanlı: Erdoğan- Doğan kavgasında önemli bir ayrıntı
Gazetenin Yorum sayfasının tümü, Zaman Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın konuyla ilgili medya analizine ayrıldı:
Dostça ve yürekten bir şey söylemek zorundayım: Başbakan Erdoğan’ın cumartesi günü başlattığı tartışma ve o tartışma sonrası yaşanan derin sessizlik üzerinde çok ciddi düşünmek gerekiyor. En çok da Aydın Bey’in bunu düşünmesi gerektiği kanaatindeyim. Çünkü Doğan Grubu ısrarla yalnızlaşıyor. Çeşitli vesilelerle herkesi kırıp geçiriyor, küstürüyor. O yüzden zor durumda kaldıklarında diğer medya grupları Aydın Bey’le empati yapacağına muhataplarıyla empati kuruyor. Ve büyük bir ihtimalle şöyle diyor: ‘Bu grup benzer bir kampanyayı bize karşı da yapmıştı.’ Bu yaklaşım doğrudur demiyorum ama gerçek bu. Aydın Bey’in ekibi, patronunu dostsuz bırakıyor. Kimle iyi bir ilişki içinde olduklarını söyleyebiliriz ki? Sabah Grubu’yla mı, Akşam ekibiyle mi, Ciner şirketleriyle mi, Yeni Şafak kadrosuyla mı?.. Diyelim ki gerektiği için kavga ediliyor; demezler mi ‘Herkes kötü, bir tek siz mi iyisiniz?’


TARAF: DOĞAN’IN DEFTERLERİNİ AÇACAĞIM
Taraf gazetesi tartışmayı sürmanşetten “Doğan’ın defterlerini açacağım” başlığıyla gördü. Haberin spotu şöyle:
“Başbakan Erdoğan, Aydın Doğan’a yüklenmeyi dün de sürdürdü: Tüm kara kaplı defterleriniz ortaya çıkacak.”

Sürmanşetin içinde yer alan kutuda da Aydın Doğan’ın “Hilton’u konuşmaya gitmedim, o sordu” sözüne yer verildi.

Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Yasemin Çongar, “Erdoğan-Doğan kavgasının nedenleri ve sonuçları üzerine bir analiz” adı altında “Başbakan her koşulda açıklamalı!” diyerek, Erdoğan-Doğan kavgasının ‘hayırlara vesile’ olması dileğinde bulunuyor:
“Başbakan, Doğan Grubu’na saldırırken, bir yandan da, şu ya da bu gazeteye, şu ya da bu televizyona arkadaşlık, akrabalık, siyasi ve dini yakınlık, ticari ortaklık vesaire gerekçesiyle kol kanat germeye kalkarsa inandırıcılığı kalmaz. Erdoğan-Doğan kavgasının “hayırlara vesile” olması, medya-siyaset ilişkisinde gerçek bir değişimi başlatmasıyla mümkün. Bunun içinse, bizzat Erdoğan’ın, medyayla ilişkiler konusunda kendisi ve yakın çevresi üzerindeki kuşkuları gidermeye yönelik bir şeffaflaşma sağlaması şart.”

AKŞAM: KARA KAPLI DEFTERLER AÇILMAYA BAŞLADI


Manşetten verilen haberin spotunda şöyle deniyor:
“Kılıçlar çekildi... Başbakan, Aydın Doğan’ı topa tuttu, ‘Hükümetten istediklerini haftasonuna kadar açıkla, yoksa ben açıklarım’ dedi. Hilton’u ayrıntısıyla anlattı.”

AKŞAM GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Halit Kakınç: İanet... Ticaret... Siyaset!..
Başbakan Tayyip Erdoğan, bir konuşmasında ‘Ya ticaret ya siyaset’ demişti... Bana sorarsanız, Aydın Doğan’la arasında yaşanan bu son polemikle bu sözlerinin bir kere daha doğrulanmış olduğunu görüyorum. Yine görebildiğim kadarı ile ticaret, ianet’in yoluna beklenmedik zorluklar çıkartabiliyor... Ticaret, eğer siyasete el atıp bulaşmak ve yönlendirmeye kalkışırsa olayları vahamete sürükleyebilecek kapıları açabiliyor.

Serdar Akinan:
Tencere dibin kara
Erdoğan’dan hazzetmeyen insanlardan bile, “Ağzına sağlık... Aydın Doğan’a bile kafa tuttu ya, vallahi helal olsun..!” sözlerini işitiyorum. Meselenin iki tarafının da sütten çıkmış ak kaşık olduğunu söylemek mümkün mü? Değil elbette... Türkiye’de siyasal iktidarlar ve yolsuzluk ikiz kardeştir... Fakat bu savaşı önemsemek gerekir. Zira bugüne kadar Doğan Grubu’na bulaşıp da ayakta kalan iktidar görmedim.

CUMHURİYET: ULUSLARARASI HORTUM
Manşetten, “Uluslararası Hortum” başlığıyla verilen haberin spotu şöyle:
“Deniz Feneri’nin yardıma muhtaç ülkelere gönderileceği iddiasıyla topladığı kurban paralarının kayıtlarda izi yok.”
Gazetenin başyazısı da bu konuya ayrılmış. “Basın Özgürlüğüne Saldırı” başlığıyla verilen yazıda, “...Deniz Feneri davasını haber yapmak basın kuralları bakımından doğaldır; görmezlikten gelmekse hem gazeteciliğe aykırıdır, hem de kamuoyundan gerçekleri saklamak faslına giren gayri ahlaki bir işlemdir. Ne yazık ki Ergenekon davasında adeta seferberliğe geçen dinci-iktidarcı gazeteler, Deniz Feneri davasını görmezlikten gelerek, gazeteciliğin temel kurallarına ihanet etmişlerdir” deniliyor.

CUMHURİYET GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Mustafa Balbay: Ergenekon’a Savcı, Deniz Fenerine Avcı!
CHP-AKP arasındaki çekişme siyasetin doğası içinde değerlendirilebilir. CHP, belgeli iddialarla AKP’nin üstüne gittikçe, siyasi iklim giderek soğuyacak. Ancak Başbakan’ın medyaya yönelik tutumu AB kriterlerinden hangisine sığar kestiremiyoruz.

YENİ ŞAFAK: BİZİ İZLEMEYE DEVAM EDİN
Haberi, Başbakan’ın “Bizi izlemeye devam edin” sözüyle manşetten veren gazetenin spotu şöyle:
“Başbakan Erdoğan, Doğan Medyası’nın art arda gelen saldırılarına sert cevap verdi: Doğan Grubu yalan yazdıkça ben de açıklayacağım. Bu hamur çok su kaldırır. Bizi izlemeye devam edin.”
Aydın Doğan fotoğrafıyla verilen manşette ise “Rezidansı itiraf etti” başlığı kullanıldı.

YENİ ŞAFAK GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Taha Kıvanç: Almanlar bunu hep yapıyor
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın masasında Almanya’da görülmekte olan Deniz Feneri davasıyla ilgili bir değerlendirme raporu mu var acaba? Raporu hazırlayanlar, davanın Türkiye’ye yansıma biçimine ışık tutsun diye, Almanya’nın geçmiş yanıltma eylemlerine ve bir medya grubu ile Almanya arasında gözlenen yakın ilişkiye değinme ihtiyacı duymuşlar mıdır? Sanmıyorum. Keşke böyle bir rapor olsa ve keşke bir nüshası Aydın Doğan’a da sunulsa... Öyle bir durumda taraflar kimin ne düşündüğünü daha iyi değerlendirirdi.

Kürşat Bumin: Güzel bir haber: ‘Bundan sonra artık her şey açık ve net olacak’
Son söz olarak da çok daha genel bir değerlendirme: Şahit olduğumuz bu polemiğin bir benzeriyle demokrasilerde karşılaşabilmek imkansızdır. İmkansızdır, çünkü bu diyarlarda devletin (bunun içine ‘belediyeler’i sokmayı sakın unutmayalım) bir biçimde istediğine ‘rant’ yaratabilme iktidarı çok büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Darısı bizim başımıza... Belediyelerin, bakanlıkların ya da başka devlet kurumlarının ‘rant yaratabilme’ gücü bir gün bizde de son bulacak inşallah. İşte ancak o zaman bu tartışmalar ve polemiklerin sonu bizde de gelecek.

VAKİT: DERGİNDEN UTAN BE ADAM!
Gazete Doğan-Erdoğan tartışmasını hem sürmanşet hem de manşetinden görmüş. Sürmanşette, Aydın Doğan fotoğrafıyla, “Derginden utan be adam!” başlığıyla, “Aydın Doğan Grubu kendi kendini yalanladı. Doğan Grubu dergisi Capital’e göre en başarılı Sivil Toplum Kuruluşu: Deniz Feneri” deniliyor.

VAKİT GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Hasan Karakaya: Doğan- Erdoğan kavgasının altında yatanlar
Hani; “Düğün değil, bayram değil, eniştem beni niye öptü?” diye bir söz vardır... “Aydın Doğan’ın gazeteleri”nin son birkaç gündür “kampanya” haline dönüştürdükleri ve Deniz Feneri Derneği ile Kanal 7 Televizyonu’na yönelik saldırgan yayınları, tam da bu cinstendi... Ortada “fol yok yumurta yok”ken Aydın Doğan medyası, Deniz Feneri Derneği’ne ve Kanal 7’ye niye saldırıyor acaba? Deniz Feneri ile ilgili haberler sürmanşetten verilecek kadar önemli miydi?

Abdurrahman Dilipak: +1. -YTL
Bana sorarsanız, Aydın Doğan zor durumda! Doğan’ı Baykal bile kurtaramaz. Doğan’ı kurtarmak isteyen onunla birlikte aynı girdaba sürüklenir! Ama belgelerinde yolsuzlukla ilgili Erdoğan’ın adı sanı yok. Yakında bu açıklama gelirse şaşmamak gerekir. Doğan grubu yıllardır devam eden bir davayı alıp; alladı pulladı ve Ramazan armağanı olarak servis yaptı.

 
NTV Haber paketine abone olmak için tıklayın

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

ender g  - İzmir
11 Eylül 2008, Perşembe 17:04  
TC.nin 2.adamı kalkıp dolandırıcıları savunuyor,birde şu konu açıklığa kavuş malı Mahkemenin suçludur kararı sonu cunda halen bu parti ve başkanı bu ülkeyi yönetiyor bu nasıl bir ikilemdir ey savcı ve hakimler böyle giderse bu ülkenin sonundan siz sorumlusunuz?

Timur Tas  - Yurt Dışı
08 Eylül 2008, Pazartesi 20:36  
RTE acik acik kendini ele veriyor. Bir basbakan, bir Grubun belkide yolsuzluklarini bildigi halde bugüne kadar susmus, aciklamamis. Belki ilerde santaj yaparim diye , belki baska korkusundan, belki baska bir cikardan. Aslinda bilinen bir gercegin halkin yüzüne tokat gibi carpilmasidir. Gerci bizim ahali yüzünün diger tarafini cevir ya.

İHANET NOKTASI  - Amasya
08 Eylül 2008, Pazartesi 20:15  
BİZİ İZLEMEYE DEVAM EDİN DİYENLER, İZLİYORUZ MERAK ETMEYİN, ÖZELLİKLEDE DAMADI !!!

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları