HÜRRİYET: BİAT ETMEYİZ
 |
|
Hürriyet, Aydın Doğanın yanıtını manşetten Biat etmeyiz başlığıyla sundu. Manşetin spotunda şu ifadeler yer aldı:
Hürriyet Gazetesi sahibi Aydın Doğan, Erdoğanın suçlamalarına yanıt verirken şantaj yapıldığını belirtti ve Biat etmemiz isteniyorsa, biz biat etmeyiz dedi.
Doğanın Erdoğana yanıtının tam metni de 17. sayfada Demokrasi ve özgür basını içine sindir başlığıyla tam sayfa yer buldu. Manşetin hemen altında, 2 Ayda 4 Vukuat başlığıyla verilen haberde ise Son dönemde AKPlilerin doğrudan rol aldığı veya yolları AKP ile kesişen isimlerin karıştığı skandalların art arda patlaması, Başbakan Erdoğanın sinirlerini gerdi denildi. Söz konusu dört olay şu şekilde sıralandı: AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişlinin Silivrideki arsa olayı, Almanyada tarihin en büyük bağış skandalı olarak tanımlanan Deniz Feneri e.V. olayında dava açılması, Gaziantepteki iki imar skandalı ve Batman AKP İl Başkanı Ömer Ele uzanan Zıpkın operasyonu.

VİDEO: Erdoğan-Doğan polemiği Yazı İşlerinde

HÜRRİYET GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Ahmet Hakan: Ayıp ediyorsun Başbakan
İster oruç başına vursun, ister Delikanlı imajını pekiştirmek istemiş ol...
İster son günlerde ortaya atılan akçalı işlerle ilgili iddialardan bunalmış ol, ister Baskın basanındır ruh haline bürün...
Kısacası...
Ne kadar çılgınlaşırsan çılgınlaş...
Bir başbakan olarak, frenleri boşalmış bir kamyon gibi davranamazsın...
Sözünün nereye gittiğini bilerek konuşmalısın...
Söyler misin?
Senin maaşlı köşe yazarların, silahşorların var... Benim yok ne demek?
Bir başbakan olarak, bir medya grubunda yazıp çizen herkesi töhmet altında bırakmaya utanmıyor musun?
Ayıp değil mi?
Biz silahşor muyuz?
Mehmet Y. Yılmaz: Eski bir Kızılderili numarası
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın bu kadar öfkelenmesinin bir nedeni de basını tümüyle kontrol altına alamadığını görmüş olması. Çalıklanmış Sabaha, yakın dostların Starına ve dini sömürmek için her şeyi yapan onca küçük gazeteye kalsaydı, Türk halkının Deniz Feneri skandalından haberi olmayacaktı. Ama ne yazık ki hayat böyle değil. Varlığını ve geleceğini hükümete bağlamamış, kendi ayakları üzerinde rahatça durabilen bir medya grubu var ve Başbakan bu duruma ifrit oluyor.
İstiyor ki üç kuruşluk çıkarlar uğruna esas işimizden vazgeçelim. Bizi yakın çevresindeki sonradan görme zenginler ile karıştırıyor belli ki. Hilton arazisinin tümünü altın kaplasanız, Aydın Doğanın servetini de alt alta yazıp toplasanız, iddianın gülünçlüğü kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Tufan Türenç: Tarihteki diktatörler bile medyayı susturamadı
Tarihteki diktatörler bile medyayı susturamadı. Medya Türkiyenin temizlenmesi için yapması gerekeni yapıyor.
MİLLİYET: NE BİLİYORSAN HEMEN AÇIKLA
 |
|
Başbakan Erdoğanın tehdidine Aydın Doğandan yanıt başlığıyla verilen sürmanşette şunlar yazıldı:
Aydın Doğan, Bildiklerimi açıklarım diye kendisini tehdit eden Başbakana çağrıda bulundu. Doğan, Erdoğan, yandaş olmayan medyayı susturmak istiyor ama grubumuzda biat kültürü yok dedi.
MİLLİYET GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Taha Akyol: Başbakanın açıklayın dediği şey gizli değil ki!
Dün Başbakan da Yeni Şafakın yalan haberine inanmış olsa gerek ki, CNN Türkün karasal frekansıyla ilgili bir işiniz mi var, açıklayın, yoksa ben açıklarım! diye konuşarak Deniz Feneri yayınlarını buna bağlıyor! Benim artık merak ettiğim husus, CNN Türkün frekansı konusuyla Başbakanın niye ilgilendiğidir, niye siyasi bir mesele olarak ele aldığıdır. Frekans devri bağımsız kamu kurumlarıya ilgili hukuki bir işlemdir. Gizli de değildir.
RADİKAL: ERDOĞAN ISRAR EDİYOR
Birinci sayfa altında Erdoğan ısrar ediyor başlığıyla yer alan haberin spotunda, Başbakan ağır üslup ve ifadelerle yine Doğan Grubunu hedef aldı denildi.
RADİKAL GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Tarhan Erdem: Öfkenin hatırlattığı?
Erdem yazısında iki tip siyaset adamından söz etti:
Cumartesi günü Güngörende konuşan Erdoğan benim hiç yabancım değildi. Olayları halkına başkasını suçlamadan anlatanlar çoğunlukla haklı çıktılar; varsa hataları kendi boyutunda değerlendirildi, güçlerini ve onurlarını kaybetmeden, hayatlarını sürdürdüler. İkinci tiptekiler gibi heyecanla ve başkalarını suçlayarak konuşanların, az ya da çok suçlu olduklarının anlaşıldığı çok örnek yaşadım. Sayın Başbakanın Deniz Feneri olayını anlatmak için öfkelenmesine, telaşlanmasına, başkasını suçlamasına gerek yoktu; bu heyecan ve kabadayı tavrı suçluluğunu akla getiriyor!
İskender Aruoba: Aydın Doğan, Topbaştan mektup...
Başbakanın yaptığı konuşmadan çıkan tabloda, Aydın Doğan, her sabah grubun yazarını çizerini topluyor, Yüklenin Erdoğana da, şu Hilton işini hallettirelim! diyor. Ben Aydın Bey ile 30 yıl önce otomotivci olarak tanıştım, bir daha görmedim. Yazdığım yazılara da ne Ekonomi Bölümü patronu Ruhi, ne de Genel Yayın Yönetmeni İsmet karışır. İlker arada bir Başlık uzun olmuş, kısalt sığmıyor! der, hepsi bu. Parti yönetiminde tek adam olunduğu için, her yer öyle zannedilebilir. Gazeteci olununca, zaten belirli vasıflarınız var demek oluyor. Siyasetçi ise vasıf! sahibi olmak için olunuyor!
Kadir Topbaşdan mektup geldi. 22 sayfa neler yaptığını anlatıyor. Kendisini Süpermen zannediyor, sevgili gazeteci dostlarından, değerli basın mensuplarından da aynı zannı paylaşsınlar istiyor.
POSTA: AK KARARIYOR
Aydın Doğanın Mehmet Ali Birandın sorularına verdiği yanıtlar iç sayfada, Gün gelecek özgür medya isteyeceksin başlığıyla yer aldı.
VATAN: HERKES SABAH GİBİ OLSUN İSTİYOR
Sürmanşetten Herkes Sabah gibi olsun istiyor başlığıyla yer alan haberin spotu şöyle: Erdoğan, Deniz Feneri yolsuzluğuyla ilgili haberlere yer veren TV ve gazetelere savaş açtı. Tüm basının kendi kontrolündeki SABAH gibi olmasını istiyor. Çünkü SABAH iddiaları değil sadece suçlananların savunmalarını yayınlıyor.
STAR: AÇIKLAMAZSAN AÇIKLARIM
Tartışma sürmanşetten, Açıklamazsan açıklarım başlığıyla verildi. Spotta şöyle denildi: Başbakan Erdoğan, Doğanın sözlerine sert cevap verdi: Bu saldırganlığınızın altında ne var açıklayın. Bir hafta süre. Hafta sonuna kadar açıklamazsan ben açıklayacağım.
STAR GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Ahmet Kekeç: Basın özgürlüğü bunlara mı kaldı?
Başbakanla medya patronu arasındaki kavgayı izliyor musunuz? Gereksiz, tatsız tuzsuz, insana memlekette başka sorun mu kalmadı? dedirten bir kavga.
Şamil Tayyar: 3,5 ay bekletilen şantaj dosyası
Oysa Deniz Feneri davası yeni değildi, dosya da aylar önce ellerindeydi. Bu sürede hükümetle ilave ne gibi pazarlık yapmak istediler? Erdoğanın dediği gibi Hilton arazisi mi? İddaa mı? Yeni bir dağıtım ihalesi mi? Naklen yayın hakkı mı? Vatanın devri mi? CNN Türke karasal yayın izni mi? Öyle ya, böylesine büyük bir haberi bekletmek için Aydın Doğanın makul bir sebebinin olması lazım.
SABAH: HİLTON İÇİN NİYE BANA GELDİN?
 |
|
Manşetten Hilton için niye bana geldin başlığıyla Erdoğanın büyük bir fotoğrafı ve Hilton otelinin resminin yer aldığı haberin spotu şöyle:
Erdoğan Hilton belediyenin işi, niye Başbakanı bu kadar ilgilendiriyor diyen Aydın Doğana sert yanıt verdi.
Orta sayfada devam edilen haberde, Plan tutsa, büyük rant sağlayacaktı denilerek Aydın Doğanın 2005te satın aldığı Hilton Otelinin arazisinde, proje sayesinde sağlayacağı kazancın 3 milyar doları bulacağı belirtiliyordu denildi.
SABAH GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Nazlı Ilıcak: Deniz Feneri ve polemik
Deniz Fenerinde yolsuzluk iddiaları adalet terazisinde tartılacağına, konu siyasi zemine kaydı. Bir medya patronunun açıktan hedef alınması, yaşadığımız tecrübelerin ışığı altında söyleyebiliriz, hiç hayırlı olmamıştır. Ayrıca, basın özgürlüğünü zedeleyen bir yönü de vardır. Çünkü, siyasi iktidarın, bazı yayınların yapılmasını önlemeye çalıştığı izlenimi doğabilir. Öte yandan, medya sahiplerinin, devletle ilgili işleri olmaması gerekir tezinin haklılığı da, bu ilişkilerde bir kere daha su yüzüne çıkmıştır.
Mehmet Barlas: İktidar yalakalığı da patron yalakalığı da mesleği yozlaştırır
Kim kazanır?
Erdoğan-Doğan çatışmasına gelince. Bu ilk değil. Turgut Özalla Erol Simavi, Tansu Çillerle yine Aydın Doğan böyle karşı karşıya gelmemişler miydi?
Veya son olarak 28 Şubat postmodern darbesi sürecinde Kartel Medyası, Erbakanın tasfiyesi ve DYPnin bölünüp, Çillerin de tasfiyesi sürecinde aktif rol almamışlar mıydı? Bu geçmiş örneklerde kimler galip geldi diye hesap yapmak doğru değildir.
Erol Simavi basın ve ülke dışına düştü. Dinç Bilgin hapse bile girdi. Erbakan ve Çiller aktif siyasetten dışlandılar ama, bu arada merkez partileri de (ANAP ve DYP) tasfiye oldular. Şimdi Doğan Grubu medyada adeta rakip tanımayan bir ağırlıkta ama AK Parti de siyasette rakibi olmayan bir iktidar partisi. Özetle siyaset basına, basın da siyasete özen göstermeli.
Umur Talu: Düzen budur!
Büyük iktidar ile Büyük medya arasında (nihayet) açıkta patlayan kavga ibretlik.
Ülke yönetimine hâkim olan ile halkın haber, bilgi alma hakkına büyük ölçüde hâkim olabilen arasındaki patlama, hepimizin beyninde ve hayatında patlamış bir boru!
İmtiyaz düzeninin su ve kanalizasyon faciası.
...
Ben de diyeyim ki...
Baskı yapana da, ağırlaştırana da yuh olsun...
Bugüne kadar ellerinden gelen baskıyı yapıyorlardı diye şimdi söylenip varsa o baskıları bugüne kadar asla yazmayan, haber yapmayan, tavır almayan gazeteciliğe, gazetecilere kendisi baskı uygulayan medyacılığa da yuh olsun!
Bir de Konsey duayeni demiyor mu ki, Gerçeği yazacağız. Bunu da böyle bilsin, aşk olsun!
ZAMAN: AYDIN DOĞANA BİR HAFTA SÜRE VERDİ
Manşet altından Erdoğanın fotoğrafıyla verilen haberin altında Aydın Doğan: Velev ki Başbakana gittim ama Hilton için değil anonsu yer aldı. 17. sayfada Başbakanın sözleri ve Aydın Doğanın açıklaması yayınlandı.
ZAMAN GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Ekrem Dumanlı: Erdoğan- Doğan kavgasında önemli bir ayrıntı
Gazetenin Yorum sayfasının tümü, Zaman Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlının konuyla ilgili medya analizine ayrıldı:
Dostça ve yürekten bir şey söylemek zorundayım: Başbakan Erdoğanın cumartesi günü başlattığı tartışma ve o tartışma sonrası yaşanan derin sessizlik üzerinde çok ciddi düşünmek gerekiyor. En çok da Aydın Beyin bunu düşünmesi gerektiği kanaatindeyim. Çünkü Doğan Grubu ısrarla yalnızlaşıyor. Çeşitli vesilelerle herkesi kırıp geçiriyor, küstürüyor. O yüzden zor durumda kaldıklarında diğer medya grupları Aydın Beyle empati yapacağına muhataplarıyla empati kuruyor. Ve büyük bir ihtimalle şöyle diyor: Bu grup benzer bir kampanyayı bize karşı da yapmıştı. Bu yaklaşım doğrudur demiyorum ama gerçek bu. Aydın Beyin ekibi, patronunu dostsuz bırakıyor. Kimle iyi bir ilişki içinde olduklarını söyleyebiliriz ki? Sabah Grubuyla mı, Akşam ekibiyle mi, Ciner şirketleriyle mi, Yeni Şafak kadrosuyla mı?.. Diyelim ki gerektiği için kavga ediliyor; demezler mi Herkes kötü, bir tek siz mi iyisiniz?
TARAF: DOĞANIN DEFTERLERİNİ AÇACAĞIM
Taraf gazetesi tartışmayı sürmanşetten Doğanın defterlerini açacağım başlığıyla gördü. Haberin spotu şöyle:
Başbakan Erdoğan, Aydın Doğana yüklenmeyi dün de sürdürdü: Tüm kara kaplı defterleriniz ortaya çıkacak.
Sürmanşetin içinde yer alan kutuda da Aydın Doğanın Hiltonu konuşmaya gitmedim, o sordu sözüne yer verildi.
Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Yasemin Çongar, Erdoğan-Doğan kavgasının nedenleri ve sonuçları üzerine bir analiz adı altında Başbakan her koşulda açıklamalı! diyerek, Erdoğan-Doğan kavgasının hayırlara vesile olması dileğinde bulunuyor:
Başbakan, Doğan Grubuna saldırırken, bir yandan da, şu ya da bu gazeteye, şu ya da bu televizyona arkadaşlık, akrabalık, siyasi ve dini yakınlık, ticari ortaklık vesaire gerekçesiyle kol kanat germeye kalkarsa inandırıcılığı kalmaz. Erdoğan-Doğan kavgasının hayırlara vesile olması, medya-siyaset ilişkisinde gerçek bir değişimi başlatmasıyla mümkün. Bunun içinse, bizzat Erdoğanın, medyayla ilişkiler konusunda kendisi ve yakın çevresi üzerindeki kuşkuları gidermeye yönelik bir şeffaflaşma sağlaması şart.
AKŞAM: KARA KAPLI DEFTERLER AÇILMAYA BAŞLADI
 |
|
Manşetten verilen haberin spotunda şöyle deniyor:
Kılıçlar çekildi... Başbakan, Aydın Doğanı topa tuttu, Hükümetten istediklerini haftasonuna kadar açıkla, yoksa ben açıklarım dedi. Hiltonu ayrıntısıyla anlattı.
AKŞAM GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Halit Kakınç: İanet... Ticaret... Siyaset!..
Başbakan Tayyip Erdoğan, bir konuşmasında Ya ticaret ya siyaset demişti... Bana sorarsanız, Aydın Doğanla arasında yaşanan bu son polemikle bu sözlerinin bir kere daha doğrulanmış olduğunu görüyorum. Yine görebildiğim kadarı ile ticaret, ianetin yoluna beklenmedik zorluklar çıkartabiliyor... Ticaret, eğer siyasete el atıp bulaşmak ve yönlendirmeye kalkışırsa olayları vahamete sürükleyebilecek kapıları açabiliyor.
Serdar Akinan: Tencere dibin kara
Erdoğandan hazzetmeyen insanlardan bile, Ağzına sağlık... Aydın Doğana bile kafa tuttu ya, vallahi helal olsun..! sözlerini işitiyorum. Meselenin iki tarafının da sütten çıkmış ak kaşık olduğunu söylemek mümkün mü? Değil elbette... Türkiyede siyasal iktidarlar ve yolsuzluk ikiz kardeştir... Fakat bu savaşı önemsemek gerekir. Zira bugüne kadar Doğan Grubuna bulaşıp da ayakta kalan iktidar görmedim.
CUMHURİYET: ULUSLARARASI HORTUM
Manşetten, Uluslararası Hortum başlığıyla verilen haberin spotu şöyle:
Deniz Fenerinin yardıma muhtaç ülkelere gönderileceği iddiasıyla topladığı kurban paralarının kayıtlarda izi yok.
Gazetenin başyazısı da bu konuya ayrılmış. Basın Özgürlüğüne Saldırı başlığıyla verilen yazıda, ...Deniz Feneri davasını haber yapmak basın kuralları bakımından doğaldır; görmezlikten gelmekse hem gazeteciliğe aykırıdır, hem de kamuoyundan gerçekleri saklamak faslına giren gayri ahlaki bir işlemdir. Ne yazık ki Ergenekon davasında adeta seferberliğe geçen dinci-iktidarcı gazeteler, Deniz Feneri davasını görmezlikten gelerek, gazeteciliğin temel kurallarına ihanet etmişlerdir deniliyor.
CUMHURİYET GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Mustafa Balbay: Ergenekona Savcı, Deniz Fenerine Avcı!
CHP-AKP arasındaki çekişme siyasetin doğası içinde değerlendirilebilir. CHP, belgeli iddialarla AKPnin üstüne gittikçe, siyasi iklim giderek soğuyacak. Ancak Başbakanın medyaya yönelik tutumu AB kriterlerinden hangisine sığar kestiremiyoruz.
YENİ ŞAFAK: BİZİ İZLEMEYE DEVAM EDİN
Haberi, Başbakanın Bizi izlemeye devam edin sözüyle manşetten veren gazetenin spotu şöyle:
Başbakan Erdoğan, Doğan Medyasının art arda gelen saldırılarına sert cevap verdi: Doğan Grubu yalan yazdıkça ben de açıklayacağım. Bu hamur çok su kaldırır. Bizi izlemeye devam edin.
Aydın Doğan fotoğrafıyla verilen manşette ise Rezidansı itiraf etti başlığı kullanıldı.
YENİ ŞAFAK GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Taha Kıvanç: Almanlar bunu hep yapıyor
Başbakan Tayyip Erdoğanın masasında Almanyada görülmekte olan Deniz Feneri davasıyla ilgili bir değerlendirme raporu mu var acaba? Raporu hazırlayanlar, davanın Türkiyeye yansıma biçimine ışık tutsun diye, Almanyanın geçmiş yanıltma eylemlerine ve bir medya grubu ile Almanya arasında gözlenen yakın ilişkiye değinme ihtiyacı duymuşlar mıdır? Sanmıyorum. Keşke böyle bir rapor olsa ve keşke bir nüshası Aydın Doğana da sunulsa... Öyle bir durumda taraflar kimin ne düşündüğünü daha iyi değerlendirirdi.
Kürşat Bumin: Güzel bir haber: Bundan sonra artık her şey açık ve net olacak
Son söz olarak da çok daha genel bir değerlendirme: Şahit olduğumuz bu polemiğin bir benzeriyle demokrasilerde karşılaşabilmek imkansızdır. İmkansızdır, çünkü bu diyarlarda devletin (bunun içine belediyeleri sokmayı sakın unutmayalım) bir biçimde istediğine rant yaratabilme iktidarı çok büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Darısı bizim başımıza... Belediyelerin, bakanlıkların ya da başka devlet kurumlarının rant yaratabilme gücü bir gün bizde de son bulacak inşallah. İşte ancak o zaman bu tartışmalar ve polemiklerin sonu bizde de gelecek.
VAKİT: DERGİNDEN UTAN BE ADAM!
Gazete Doğan-Erdoğan tartışmasını hem sürmanşet hem de manşetinden görmüş. Sürmanşette, Aydın Doğan fotoğrafıyla, Derginden utan be adam! başlığıyla, Aydın Doğan Grubu kendi kendini yalanladı. Doğan Grubu dergisi Capitale göre en başarılı Sivil Toplum Kuruluşu: Deniz Feneri deniliyor.
VAKİT GAZETESİ KÖŞE YAZARLARI:
Hasan Karakaya: Doğan- Erdoğan kavgasının altında yatanlar
Hani; Düğün değil, bayram değil, eniştem beni niye öptü? diye bir söz vardır... Aydın Doğanın gazetelerinin son birkaç gündür kampanya haline dönüştürdükleri ve Deniz Feneri Derneği ile Kanal 7 Televizyonuna yönelik saldırgan yayınları, tam da bu cinstendi... Ortada fol yok yumurta yokken Aydın Doğan medyası, Deniz Feneri Derneğine ve Kanal 7ye niye saldırıyor acaba? Deniz Feneri ile ilgili haberler sürmanşetten verilecek kadar önemli miydi?
Abdurrahman Dilipak: +1. -YTL
Bana sorarsanız, Aydın Doğan zor durumda! Doğanı Baykal bile kurtaramaz. Doğanı kurtarmak isteyen onunla birlikte aynı girdaba sürüklenir! Ama belgelerinde yolsuzlukla ilgili Erdoğanın adı sanı yok. Yakında bu açıklama gelirse şaşmamak gerekir. Doğan grubu yıllardır devam eden bir davayı alıp; alladı pulladı ve Ramazan armağanı olarak servis yaptı.