Türk ulusunun makus talihini yendiği Büyük Taarruz, 86 yıl önce bugün Başkomutan Mustafa Kemal Paşanın emriyle başladı. 30 Ağustosta Başkomutanlık Meydan Muharebesinin kazanılmasıyla sonuçlandı.
26 Ağustos sabahı saat 05.30'da topçu ateşiyle başlayan taarruz, 5 gün içinde zaferle sonuçlandı.
ANKARA - Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz...
Ulusal Kurtuluş Savaşı, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşanın, 26 Ağustos 1922de sabaha karşı verdiği emirle başlattığı Büyük Taarruz, 30 Ağustosta Başkomutanlık Meydan Muharebesinin kazanılmasıyla sonuçlandı.
Ulusun topraklarını savunma mücadelesi, 10 Ocak 1920de İnönü mevzilerinde Yunanlılarla şiddetli çarpışmaların ardından 1. İnönü Zaferinin kazanılmasıyla başarıya ulaşmaya başlamıştı.
20 Ocak 1920de ilk Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edilirken 5 Şubatta TBMMnin gizli oturumunda Londra Konferansına Ankara Hükümeti adına heyet gönderilmesi ve heyetin Meclis üyelerinden oluşması kararlaştırıldı. 6 Şubatta Bekir Sami Bey başkanlığındaki heyet, Ankaradan hareket etti. 21 Şubatta konferans başladı ve 12 Martta son buldu.
TBMM hükümeti ile Rusya arasında 16 Martta Moskova Anlaşması imzalandı. Masa üzerindeki zaferleri, meydanlardaki zaferler izliyordu. 1 Nisanda 2. İnönü Zaferi kazanıldı. 5 Ağustos; Mustafa Kemale geniş yetkilerle ve 3 ay süreyle Başkumandanlık tevcih eden kanun TBMMde kabul edilirken, 23 Ağustos 1920 günü Yunan ordusu taarruza geçti ve Sakarya Meydan Muharebesi başladı. 26 Ağustosta Başkomutan Mustafa Kemal Paşanın şu emri geldi: Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz...
26 Ağustosta saat 05.30da topçu ateşiyle Kocatepeden Büyük Türk Taarruzu başladı. Türk süvarileri, 9 Eylülde İzmire girdi ve Kadifekaleye Türk bayrağı çekildi.
13 Eylülde Sakarya Meydan Muharebesi sona ermiş, düşmanın Sakarya Nehrinin doğusunda imha edilmesiyle zafer kazanılmıştı. Mustafa Kemal Paşanın emriyle 14 Eylülde genel seferberlik ilan edildi. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 19 Eylülde Gazi unvanı ve mareşal rütbesini aldı.
Yeni yılın başlangıcında Mersin ve Adana düşman işgalinden kurtulmuştu. Dört bir bucak Türk topraklarının düşman çizmesi altındaki esareti birer birer sona eriyordu.
Kendisi de cepheye hareket eden Mustafa Kemal, saatler ilerleyip sonuç alınınca 31 Ağustos sabahı savaş meydanını dolaştı. Mustafa Kemal, gördüğü manzarayı törende aktarırken, ordunun zaferinin büyüklüğünü, buna karşılık hasım ordunun uğratıldığı felaketin dehşetini ve savaş meydanından toplanan ölülerin, esir kafilelerinin oluşturduğu görünümün bir mahşeri andırdığından özenle kurduğu cümlelerle söz etti.
Mustafa Kemal Atatürk, anıtın, Türk vatanına göz dikeceklere Türkün 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, hücumunu, kudret ve iradesindeki şiddeti hatırlatacağını da kaydetti.
ATATÜRK, 30 AĞUSTOSU ANLATIYOR Büyük Taarruzun mimarı Atatürk, Büyük Nutkunda 30 Ağustosu şöyle anlattı: ...Efendiler, 26/27 Ağustos günlerinde, yani iki gün içinde, düşmanın Karahisarın güneyinde 50 ve doğusunda 20,30 kilometre uzunluğundaki müstahkem cephelerini düşürdük. Yenilen düşman ordusunun bütün kuvvetlerini, 30 Ağustosa kadar Aslıhanlar yöresinde kuşattık. 30 Ağustosta yaptığımız savaş sonunda düşmanın ana kuvvetlerini yok ettik ve esir aldık. Düşman ordusunun başkomutanlığını yapan General Trikopis de esirler arasına girdi. Demek ki, tasarladığımız kesin sonuç, beş günde alınmış oldu. 31 Ağustos 1922 günü ordularımız ana kuvvetleriyle İzmire doğru yol alırken diğer birlikleriyle de düşmanın Eskişehirin kuzeyinde bulunan kuvvetlerini yenmek üzere ilerliyorlardı.
Doğrudan doğruya bana gönderilen bir telsiz telgrafta da İzmirdeki İtilaf Devletleri konsoloslarına benimle görüşmelerde bulunma yetkisinin verildiği bildirilerek, onlarla hangi gün ve nerede buluşabileceğim soruluyordu. Buna verdiğim cevapta da 9 Eylül 1922de Kemalpaşada görüşebileceğimizi bildirmiştim. Gerçekten de söz verdiğim gün, ben Kemalpaşada bulundum. Fakat görüşme isteyenler orada değildi. Çünkü ordularımız, İzmir Rıhtımında ilk verdiğim hedefe, Akdenize ulaşmış bulunuyorlardı.
Saygıdeğer efendiler, Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesini ve ondan sonra düşman ordusunu tamamiyle yok eden veya esir eden ve kılıç artıklarını Akdenize, Marmaraya döken harekatımızı açıklayıcı ve vasıflandırıcı söz söylemeyi gereksiz sayarım.
Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu harekat Türk ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihe bir kere daha geçiren muazzam bir eserdir.
Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklal düşüncesinin ölümsüz bir abidesidir. Bu eseri yaratan bir milletin evladı, bir ordunun başkomutanı olduğumdan, mutluluk ve bahtiyarlığım sonsuzdur.
bugün benim doğum günüm ve ben
afyonkarahisarlıyım.dedelerimin şehit
olduğu bu günde doğmuş olmak benim
için apayrı bir onur. zaferin
mutluluğunu her doğum günümde yüce
türk milletinin yeniden doğuşu olarak
gözyaşlarım içinde anarım.ruhunuz şad
kanlarınız helal olsun.
Atatürkçü Gençlik - Tekirdağ
30 Ağustos 2008, Cumartesi 11:40
Atam senin yaydığın ışıkta yürümeye
ant içtik...Bu vatan,bu canım vatan
bndan böyle bize emanettir eğer senin
değerlerin bu ülkede yok edilirse
bilki bizde yok olmuşuzdur ve bundan
çok bahtiyar olacağız....KEMALİST
GENÇLİK.....
Serdar YAVUZ - İzmir
30 Ağustos 2008, Cumartesi 10:46
Başta M.K.ATATÜRK hepsinin mekanı
cennet yattıkları yer nur olsun.Bu
vatanın hangi şartlarda, nasıl
alındığını, uğrunda nelerin feda
edildiğini bilmeyenlerin yada
unutanların bir kez daha düşünmesi
için güzel bir gün.Bütün Türkiyeye
kutlu olsun.