Uluslararası Çalışma Örgütünün verilerine göre, 2007 yılında küresel ölçekte kadın istihdam oranının, yüzde 49, Avrupa Birliğinde yüzde 56, Türkiyede ise kadınların istihdam oranı yaklaşık yüzde 24 olduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: Bir başka ifadeyle ülkemiz, kadın istihdam potansiyelinin ancak dörtte birini kullanmakta, gerisini ise heba etmektedir. Son verilere göre ülkemizde 16,2 milyon erkek istihdamına karşı, kadın istihdamı ancak 6.1 milyon kişidir. Ama daha çarpıcı olanı, 1 milyon 219 bin işverenin sadece yüzde 6sı, yani 75 bini kadındır.
Şimdi size soruyorum: Bu durumdaki bir ülke, uluslararası piyasada rekabet edebilir mi? Bu durumdaki bir ülke, Avrupa Birliğine üye olabilir mi? Bu durumdaki bir ülkenin insanları zenginleşebilir mi? Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, şöyle der: Bir toplum, cinslerinden yalnızca birinin çağdaş gerekleri kazanmasıyla yetinirse, o toplum yarı yarıya güçsüz kalmış demektir. Biz de, ülkemizdeki mevcut durumu, tek kolu bağlı şekilde ringe çıkıp mücadele eden bir boksöre benzetiyoruz. İnsanlarımızın dörtte birini, iş ortamından uzak tutarak, küresel rekabette var olmaya çalışıyoruz. Böylesine bir insan kaynağı israfına göz yumacak lüksümüz yoktur.
YANLIŞ ANLAYIŞLAR DEĞİŞTİRİLMELİ
Hisarcıklıoğlu, modernleşme yolunda bir taraftan geleneklerin muhafaza edilirken, diğer taraftan da yanlış anlayışların değiştirilmesi gerektiğine işaret etti ve şöyle konuştu: Başımıza yeni icat çıkartma, denilerek yetiştirilen insanlarımızın pek çoğunun yenilikçi vasıfları törpülendi. Beyinlerimize pranga vurduk. Soran, araştıran, sorgulayan, daha iyiyi arayan değil, idare-i maslahatçı olduk. Benzer bir yanlış anlayış da Elinin hamuruyla erkek işine karışmadır. Oysa, kadının elinin değmediği bir ekonominin bereketi de olmaz. Büyümesi de olmaz. O yüzden diyoruz ki, Türk toplumu, bu prangadan da kurtulmalıdır. Elinde hamur olanlar her işe karışsın ki,
büyümenin bereketini de toplumun tamamı hissetsin.
KADINLAR ÜRETİM SÜREÇLERİNE GİRMELİ
Hisarcıklıoğlu, gelişmiş bir toplum olmak için, kadınların sosyal hayata, üretim süreçlerine sokulmak zorunda olunduğuna işaret ederek, ABnin bir parçası olmayı hedefleyen Türkiyede, kadınların eğitimi, istihdamı ve toplum hayatı içindeki yeri konusunda, mutlak surette ilerleme sağlaması gerektiğini ve bunun anahtarının da önce eğitim olduğunu söyledi.
ODA VE BORSA SEÇİMLERİNDE AKTİF ROL ALIN
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, önümüzdeki dönemde oda ve borsa seçimlerinin olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti: Seçimlerde, meclis ve yönetimlerde aktif rol almanızı istiyorum. Demokrasi, hem hak, hem de sorumluluk gerektirir. Mücadeleniz için, tüm kanalların açık olmasını sağlamak, bizim görevimizdir. Bunu sağlayacağız. Hedefimiz, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılını kutlayacağımız 2023de, ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirmektir. Ama sadece ekonomi alanında değil, yaşam standartlarında da, çağdaş bir ülke olma hedefindeyiz. Zira bir ülkenin kalkınma düzeyi, demokrasi düzeyinden ayrı düşünülemez. O halde, Türkiye; işleyen, yöneten, denetlenebilir ve hesap verebilir, birinci sınıf bir demokrasi ülkesi olmalıdır.
ÇUBUKÇU: POZİTİF DESTEKLERE İHTİYAÇ VAR
Kongrede konuşan Devlet Bakanı Nimet Çubukçu da, kadınların yönetim kademelerinde daha çok yer sahibi olması gerektiğini belirterek, Eşit yarışıyoruz, buyurun siz de kazanın demek, kadınların görünmeyen cam duvarlara başını bir kez daha çarpmasına yol açıyor. Kadınların, başta eğitim olmak üzere bazı konularda pozitif desteklere ihtiyacı var dedi.
BEKTAŞ: YÖNETİME ORTAK OLMAK İSTİYORUZ
TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş, kadınların da erkekler gibi çalıştığını, ürettiğini, iş verdiğini ancak hep yönetildiğini kaydederek, Bizler de erkekler gibi çalışıyoruz, üretiyoruz, iş veriyoruz, ancak hep yönetiliyoruz. bizler de sahip olduğumuz iş kollarında artık yönetime ortak olmak istiyoruz diye konuştüu.