Şimşek, reformların orta vadede cari açığın milli gelire oranını düşüreceğini, kısa vadede de bu reformlar kapsamında enerji, istihdam, Ar-Ge konusunda attıkları adımların cari açığa yardımcı olacağını ancak daha atmaları gereken adımlar olduğunu bildirdi.
Doğrudan yabancı sermaye girişi 14 milyar dolar civarında olabilir, diye söylemiştim. Hâlâ onun gerçekçi bir tahmin olduğu kanısındayım diyen Şimşek, cari açığın finansmanı açısından ağırlığın büyük ölçüde, banka dışı özel sektörün orta-uzun vadeli borçlanmasına kayabileceğini söyledi. Şimşek, Portföy yatırımları her ne kadar bu son dönemde ciddi bir artış eğilimine girdiyse de cari açığın finansmanındaki etkisinin sınırlı olacağı kanısındayım dedi.
Türkiye ile benzer ülkelerin döviz rezervlerinin milli gelire oranı karşılaştırıldığında Türkiyenin rezervlerinin düşük olduğu söyleyen Şimşek, Dolayısıyla mevcut çerçeve içerisinde rezerv birikiminin doğru bir strateji olduğu kanısındayım diye konuştu. Bu yıl sonu için başlangıçta cari işlemler açığı 39.2 milyar dolar olarak tahmin edilmişti. Döviz rezervleri ise 8 Ağustos itibariyle 78 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.
BELİRSİZLİĞİN BİR BOYUTU KALKTI
Büyümenin bütün dünyada olduğu gibi Türkiyede de yavaşladığını anımsatan Şimşek, şunları söyledi: Büyüme rakamlarına ilişkin hem aşağı hem yukarı doğru her zaman riskler var. Önümüzdeki dönemde tabii ki Avrupayı yakından takip edeceğiz. Dava sonrası toparlanma ne kadar, ona bakacağız. Henüz yorum yapmak için erken. Türkiye önemli bir belirsizlikle karşı karşıyaydı. Belirsizliğin bir boyutu kalktı, dış belirsizlik devam ediyor. Dış dinamikler biraz kötüleşti. O nedenle henüz rakam konusunda yeni değerlendirmelere girmek için biraz erken olmakla birlikte, ikinci ve üçüncü dönemde ekonominin yavaşladığı ortada.
YÜZDE 12DEN HİÇ MEMNUN DEĞİLİM
Merkez Bankasının enflasyon tahminlerinin varsayımlara dayandığını ve makul olduğunu vurgulayan Şimşek, şöyle konuştu: Türkiyenin kurumsal ve yasal altyapısı, şu anki uygulamaları itibariyle enflasyonist bir süreç içinde olmadığına bir kere karar vermek lazım çünkü ciddi bir çıktı açığı var. Talep fazlası yok. Türkiye potansiyelinin altında büyüyor. Talep yönünden bir fiyat baskısı yok. Merkez Bankası oldukça temkinli bir politika uyguluyor. Kamu finansmanında veya bütçe disiplininde bir gevşeme yok. Aslında biz öngördüğümüz hedeflerin ötesindeyiz. Bunların hepsini birleştirin, rekabet ortamı iyileştiriliyor. Böyle bir ortamda enflasyonist dinamikler iyileşir, kötüleşmez. Bu şoklar da sınırsız olmadığına ve sonsuza kadar devam etmeyeceğine göre, ben enflasyonda nispi anlamda başarı olduğu kanısındayım. Birçok ülkede enflasyon ikiye katlanırken, bizde bir nebze yukarı çıktıysa, daha az yukarı çıktıysa, bu nispi bir başarıdır. Ama yüzde 12den hiç memnun değilim bir an önce Türkiyenin bu şoklardan sıyrılıp tekrar tek haneli, ondan sonra da düşük tek haneli rakamlara ineceği konusunda çok rahatım.
Mahalli idarelerde gerçek anlamda reformun, yerel seçimlerden sonra olacağını bildiren Şimşek, Mahalli idarelere ilişkin özellikle yerel bazda imkan sağlamaya, etkinlik ve kaliteyi artırmaya yönelik adımlar atılacak dedi.
Şimşek, sosyal güvenlik açığının bu sene yeniden yapılandırma nedeniyle öngörülenin (37 milyar YTL) altında kalabileceğini, Halkbankın özelleştirilmesinin de piyasa şartlarına bağlı olduğunu ifade etti.
İLKE OLARAK MALİ KURALI DÜŞÜNÜYORUZ
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, bütçe disiplini ve sürdürülebilirliği açısından mali kural uygulamasını düşündüklerini, ilke olarak doğru olacağını savunduğu bu yöntemin önümüzdeki dönemde uygulanması konusunda bir irade olduğunu söyledi. Ekonomistler ve analistler, IMF ile bir program olsa da olmasa da yeni dönemde Türkiyenin mali disiplinin sürdürülebilirliği açısından mali kuralın uygulanmasının yararlı olacağını ifade ediyorlar.
Şimşek, Burada mali kuralın içeriği önemli. Bir mali kural gündemde. Mali kurala ilişkin ciddi bir çalışma yapılıyor. Türkiyenin şartlarına uygun, tamamen esnekliği kaybetmeyen ve ciddi bir disiplini de getiren bir yaklaşım içinde olmamız lazım dedi.