Ahmedinejadın İstanbul gezisi ironilerle doluydu. Ahmedinejad, NATO üyesi, ABye üye olmak isteyen ve İsraille diplomatik ilişkiler kuran bir devleti ziyaret etti ve İslami köklerden gelen, ama laik anayasa gölgesindeki bir cumhurbaşkanıyla görüştü.
LONDRA - Ülkeler komşularını seçemez, coğrafya seçer. Coğrafya seçtiği için, komşu ülkelere birlikte yaşama, işbirliği veya bütünleşme formülü aramak dışında bir şey kalmaz. İstanbul, Mahmud Ahmedinejad isimli zor bir ziyaretçiyi karşıladığı zaman, bir Türk yetkilinin ifade ettiği cümle bu. Ahmedinejadın değiştiği yönünde bir düşüncenin hakim olması için, İstanbula gitmesi yeterli değil. İki ülkenin bakış açıları birbirinden uzak. Fakat Türkiye, İrana biraz güven duygusu hissetmenin, rejimi yüzünden endişe duymasına neden olan mantıktan çıkmasına destek olabileceğini düşünüyor.
Aslında İstanbulun yaşadığı randevu ironilerle doluydu. Ahmedinejad, ülkesine komşu bütün ülkelere gittikten sonra, Türkiyeyi ilk kez ziyaret etti. İslami köklere sahip bir partiden gelen, ancak laik anayasanın gölgesindeki bir cumhurbaşkanıyla görüşmelerini gerçekleştirdi. Sonra, İran cumhurbaşkanı NATO üyesi bir ülkeyi ziyaret etti. Bu ülke AB üyeliğini ve bu üyeliğin dayattığı, siyasetten kültüre ve insan haklarına kadar uzanan demokratik kriterleri hayal ediyor. Ayrıca Ahmedinejad İsraille, diplomatik ve siyasi ilişkiler kuran bir devleti ziyaret etmiş oldu. Dahası Türkiye, İsrail ile Suriye arasında dolaylı görüşmelerde arabuluculuk yapıyor. Bu müzakereler, başarılı olması durumunda Şam ile Tahran arasında hali hazırdaki koalisyonun defterini dürebilir.
ABD VE İSRAİL ZİYARETTEN MEMNUN OLMADI Türkiye, ziyaretçinin zor olduğunu biliyor. George Bush yönetimi, nükleer dosyasındaki üslubu sebebiyle altı ülkenin Tahrana ek yaptırımlar dayatmayı masaya yatırdığı bir zamanda, Ahmedinejada başını uzatacağı bir NATO kürsüsü verilmesinden pek mutlu olmadı.
İsrail, Türkiyenin Yahudi Holocaustunu inkar eden, İbrani devletinin sonunu müjdeleyen, Yahudileri Filistini terk etmeye teşvik eden, Hizbullahı füzelerle donatan ve Hamasa desteğini gizlemeyen bir lidere ev sahipliği yapmasından rahatsızlık duyduğunu açıkça dile getiren bir diğer ülkeydi. Türkiye ayrıca, Avrupa ve Ortadoğuda birçok ülkenin İstanbuldan başını uzatan Ahmedinejadı görmekten pek mutlu olmadığını biliyor.
İki yıl önce Ahmedinejad, Türkiyeyi ziyaret etme eğilimini ifade etmişti. Ancak Ahmedinejadın ABD ve İsraile yönelik ateşli açıklamaları, ziyaretin olumsuz ve olumlu yönlerini etüt eden Ankaranın işini kolaylaştırmadı. Türk yetkililer, zor ziyaretçiyi karşılamayı seçtikleri zaman kendisine İstanbulda randevu önerdiler. Çünkü bu ziyaretçinin, laik Türkiyenin kurucusu Atatürkün kabrine çelenk koymanın zorunlu olduğu Ankarada ağırlanması zordu. Türk yetkililerin Ahmedinejadı bu kuralın dışında tutmayı kabul etmeleri kolay olmadı ama ziyaret için İstanbul seçildi.
TÜRKİYE İRAN-TÜRK-ARAP ORTAKLIĞI İSTİYOR İstanbulun ziyaretçisi, Tahranın askeri gücünü göstermekte abartıya kaçtığı yolunda sözler dinledi. Türk yetkililer arasında, İranın uçurumun kenarında manevra yaptığı izlenimi var ve İranın kendisine dayatılan tecridin sona ermesine bazı garantiler sağlanması karşılığında ikna olabileceğini düşünüyorlar. Çünkü savaş İran için felaket olacak, bölge ülkelerine ve dünya ekonomisine zarar verecek.
Türkiye, Tahranın bölgede liderlik hayalini bırakacağına ve işlerin idaresinde İran-Türk-Arap ortaklığını isteyeceğine güveniyor. Bu yüzden Türkiye güçlü ve parlak bir Arap Irakının kurulmasını destekliyor ve Suriye-İsrail çekişmesinin son bulmasına bel bağlıyor. Zira her iki dosyada başarı sağlanması, bölgede ortaklık mantığının, çatışma mantığından baskın olmasını sağlayacaktır. Türkiyenin İran gazına olan ihtiyacı ve gelecek dönemde Irakın en büyük ekonomik ortağı olması isteği de önemli etkenler.
Tesadüfler, Ahmedinejadın kaldığım oteli tutmasını istedi. Fransız bir turistin güvenlik önlemleri sebebiyle Ahmedinejadla aynı otelde kalmanın zorluğundan dert yandığını gördüm. Bu sözleri duyunca kendisine Peki bu zor komşu veya ziyaretçiyle birlikte yaşamak zorunda olan bölge halkları ne desin? dememek için zor tuttum.
* Londrada Arapça yayımlanan El Hayat gazetesi, Lübnanlı yazar, 15 Ağustos 2008, Arapçadan çeviri: Halil Çelik