Bir lokma bir hırka
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
ABD'nin Seçimi
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » Ortadoğu

Bir lokma bir hırka

Ahmedinejad’la karşılaştığınızda klasik bir cumhurbaşkanından farklı olduğunu sezdiriyor. Artık Tahran belediye başkanlığı döneminde söylediği gibi “Tahran sokaklarını süpürmüyor”, ama her an eline süpürgeyi alıp yapabileceği hissi yaratıyor.


 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 09:56 TSİ 16 Ağustos 2008 Cumartesi

İSTANBUL - Hali, vakti, duruşu, gülüşü, kıyafeti ve konuşması ile alışıldık cumhurbaşkanlarından çok, sokakta binlercesine rastlayabileceğiniz kendi halinde bir vatandaşı andırıyor. Zaten onu iktidara getiren, daha katı ve muhafazakâr görüşlerinin yanı sıra bu basitliği, herkes gibi olması, herkes gibi yaşamaya çalışması. Bu basitlik Mahmud Ahmedinejad’ın cümlelerinde de dikkat çekiyor. Kısa ve anlaşılır bir dil kullanıyor ancak bu basit dilin arkasında sert bir söylem var. Nitekim İran Cumhurbaşkanının bu sert ve kural tanımaz söylemi kitleler üzerinde inanılmaz etki yaratıyor; sadece İran’da değil bütün Ortadoğu’da. Kimi söylemleri sürekli tekrarlıyor, politikasını anti siyonisizm ve İsrail karşıtlığı üzerine kuruyor.
  • Haberin videosu
    Haberin devamı

    51 yaşındaki İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’la karşılaştığınızda klasik bir cumhurbaşkanından farklı olduğunu sezdiriyor. Tahran belediye başkanlığında pişen bu politikacı, şimdi mastırını yapıyor. Belediye başkanlığı döneminde söylediği gibi “Tahran sokaklarını süpürmüyor”, ama her an eline süpürgeyi alıp yapabileceği hissi yaratıyor. Şimdiki işi daha çok İsrail ve ABD’ye “kafa tutmak”, yüzyıllardır süren Acem politikasını devam ettirmek, hemen her konuda son ana kadar karar vermeyerek manevra alanını genişletmek.

    GELİŞİNİ KİMSE FARK ETMİYOR BİLE
    Tahran’daki Şah döneminden kalma Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bahçesindeki mülakatımız öncesinde hummalı bir hazırlık sürerken, ağaçların arasından geldiğini kimse fark etmiyor bile. Yani olağanüstü protokol, emir-komuta zinciri, kısıtlamalar söz konusu değil.

    Kıyafeti ise her gün nasılsa öyle: Siyah bir mokasen, gri pantolon, gömlek ve bir mont. Mütevazı bir konfeksiyon dükkanından giyinmiş hissi uyandırıyor. Zaten hep benzer şekilde giyiniyor. İstanbul’daki ziyaretinde ise üzerinde daha şık bir takım elbise var.

    EN USTA OLDUĞU KONU: İSRAİL
    El sıkışma faslından sonra yerine oturduğunda gülümsemeye başlıyor. Ve mülakat boyunca konu ne olursa olsun gülümseme yüzünden eksik olmuyor. Ancak, gülümseyerek dile getirdikleri dünyanın birçok yerinde tepki çekiyor. Anti-siyonizmden söz ederken de, “adalet, barış” derken de “İsrail’in haritadan niye silinmesi gerektiğini anlatırken” de aynı hatlar hakim yüzüne. ‘Poker face’ dedikleri türden. Gülümseyen bir poker face... Diğer taraftan geçmişi itibariyle aşırı muhafazakâr, aşırı sağ kategorisinde, eski devrim muhafızı, rejimin daha da katılaşmasından, kendi özüne dönmesinden yana.

    45 dakika süren söyleşide istediği soruya detaylı cevap verecek kadar ustalaşmış durumda, istemediklerini ise yanıtlamıyor. En usta olduğu konu, bölgenin en popüler teması İsrail ya da Siyonizm karşıtlığı: Çünkü Ortadoğu’da en muteber, en popüler konunun bu olduğunu biliyor. Bu popülist söylem onu Şii-Sünni bölge kamuoyunda önemli bir hale getirmiş durumda. Mülakatımızda da söz dönüp dolaşıp hep bu temaya geliyor.

    GÖRÜŞME SONRASI HERKESLE FOTOĞRAF ÇEKTİRDİ
    Görüşme sona erip teşekkür faslından sonra sıra geleneksel fotoğraf çekimine geliyor. Herkesi tek tek yanına alıyor. “Çok yoğunum, ciddi işlerim var” havasında değil. Şakalaşıyor, grup halinde fotoğraf çektiriliyor. Onun rahatlığı çevredeki herkese yansıyor ve teknik ekip, tercümanlar çevrede kim varsa fotoğraf için sıraya geçiyor. Ardından yine geldiği gibi sessizce ağaçların arasında kayboluyor. Öyle siyah gözlük, rambovari vücut ve kıyafetle çok önemli işler yapıyormuş havasındaki koruma ordusu yok etrafında. Oysa sarf ettiği sözler nedeniyle bazı ülkelerin “hedefindeki adam”.

    Şah’ın eski sarayında mı kalıyor pek bilinmiyor. Ancak Tahran’ın mütevazı mahallerinin birinde bulunan evine de uğradığı söyleniyor; eski yaşamını da bir şekilde devam ettirmeye çalışıyor.

    İSTANBUL’DAKİ TRAFİK EZİYETİNİ BİLSE YÜRÜRDÜ
    Ahmedinejad’la karşılaştığınızda klasik bir cumhurbaşkanından farklı olduğunu sezdiriyor. Artık Tahran belediye başkanlığı döneminde söylediği gibi “Tahran sokaklarını süpürmüyor”, ama her an eline süpürgeyi alıp yapabileceği hissi yaratıyor.
    Tabii ki bu mütevazi görünümün arkasında “ben sizdenim” mesajı eksik değil. Hediye edilen albümde Ahmedinejad futbol oynuyor, spor yapıyor, okulda ders veriyor, cemaate namaz kıldırıyor. Sokaklarda resimleri yok denecek kadar az.

    Bildik cumhurbaşkanlarından farklı olan Ahmedinejad, sıradan bir İranlı gibi yaşamayı savunuyor. Eğer İstanbul’da kendisini koruma adına yaratılan trafik eziyetinin farkında olsaydı sanırım yürümeyi tercih ederdi.

  •  

    Bu habere oy ver
    Düşük
    1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
    Yüksek
         •  En çok puan alan haberler

    Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

    İrana Alalım  - Bolu
    16 Ağustos 2008, Cumartesi 14:28  
    Sizleri İran"a alalım o zaman efendiler. Mutluluklar dilerim orada sizlere. 4 karısı, bir tanesi de 9 yaşında olan bu ahlaklı adamı örnek alırsınız kendinize.

    KADİR BOZTAŞ  - İstanbul
    16 Ağustos 2008, Cumartesi 11:27  
    ne de güzel denmiş;"bir lokma bir hırka" evet Ahmedinejat oyle de; bizimkiler ise postu serdikleri yerde "ye kürküm ye..."

    İlksen Coşar  - Kocaeli
    16 Ağustos 2008, Cumartesi 08:37  
    Yahu tamam adam mutevazi, halk adamı,,emperyalist Amerika ve onun korumasındaki işgalci İsrail"le savaş halinde,hepsi tamam da,elin adamını ResulAllah"a benzetmenin mantığı ne? Hasbelkader bir İslam Cumhuriyeti"nin başında diye,Peygamber-i Zişan mı ilan etmek lazım?Ülke yönetmek sokak kabadayılığına benzemez,hassas dengeleri ve geleceği gözetmek zorundasınız,belki de bu adam ülkesinin sonunu getirecek bir savaşa yol açacak.Sabrı olan bir 10 yıl beklesin,sonra konuşalım.Bakalım İran"dan da bir Atatürk çıkacak mı?Her ülkenin "darısı başına" denecek devlet adamı varsa,Mustafa Kemal Atatürk"tür.

    Bütün Görüşleri Oku

    Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
    Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları