Bir yetkili, Mali kural getirilmesine sıcak bakılıyor. Zaten hükümet de bu yönde bir irade koymaya hazır. Ekonomi yönetiminin ilgili birimlerinin katılımıyla yapılan çalışma henüz hükümete sunulmadı. Son sözü hükümet söyleyecek dedi.
Bir başka yetkili de 2009-2011 dönemini kapsayan orta vadeli programın mali disiplini esas alan bir çerçevede hazırlandığını, SBA bitmesine rağmen onun izlerini taşıdığını kaydederek, Yapısal reformlar ve mali disiplin açısından güçlü bir trendi içeren programın IMF ile yeni anlaşmada daha fazla güçlendirilmesine ihtiyaç olmayabilir. Program IMFyi tatmin edebilecek nitelikte, önemli olan uygulama dedi.
IMF eski uzmanı Levent Veziroğlu ise yeni dönmede ihtiyati stand-by yapma olasılığının güçlü olduğunu, ancak önceki programdan farklı olarak en kritik konunun faiz dışı fazla (FDF) gibi bir rakama odaklanmak yerine, birkaç göstergeden oluşan, yaptırım ve kredibiliteye dayalı bir sistemi içeren mali kuralın devreye girebileceğini söyledi.
Yetkililerin verdiği bilgiye göre, bu sistemde bütçe açığı, harcamalar ve/veya sosyal güvenlik açığı gibi kalemlere tavan konulması seçenekler arasında yer alıyor.
MAKRO DENGELERİ GÖZETECEK BİR SİSTEM
FDFnin de mali kuralın bir parçası olduğunu kaydeden finansal analistler ve ekonomi yetkilileri, bir rakama yoğunlaşmak yerine genel bir maliye politikasının kurallarına yönelmenin esneklik ve sıkılığı da beraberinde getirdiğini ve aynı zamanda makro bir yaklaşım içerdiğini söylüyorlar. FDFnin krizden çıkan ülkelerde borçluluk oranını düşürmeye yarayan bir sistem olduğu ve bu anlamda Türkiyede de işe yaradığını, ancak gelinen noktada makro dengeleri gözetecek bir sisteme gereksinim duyulduğu ifade ediliyor.
JP Morgan Başekonomisti Yarkın Cebeci, mali kuralın, harcamalarla ve gelirlerle ilgili olabileceğine işaret ederek, Bazı ülkelerde IMF olmadan bu mali kural çıpa görevi görüyor. Türkiyenin sorunu bu mali kuralların kredibıl hale gelmesi. Bu zaman alabilir. IMF programı buna yumuşak bir geçişi sağlayabilir dedi.
Oyak Yatırım Başekonomisti Mehmet Besimoğlu, mevcut durumda ihtiyati stand-byın uygun hale geldiğini belirterek, Çünkü yurtdışı kaynaklı veya içeride bir çalkantı durumunda ani bir fon çıkışında, bu anlaşma kapsamında IMFden kaynak sağlanabiliyor. Yani düzenli kredi akışı yok, kriz anlarında sigorta gibi bir görev yapıyor dedi.
IMF ile ihtiyati stand-by yapılmasına karar verilmesi halinde makro çerçevenin, yine enflasyon hedeflemesi, dalgalı döviz kuru, bütçe disiplini, yapısal reformlardan oluşacağını kaydeden bir ekonomi yetkilisi, Eğer anlaşmaya karar verilirse IMF İcra Direktörlerinin tatili sonrasında Eylül başı gibi heyet çağrılır, program şekillendirilir. Ekim ayında da bütçe üzerinde TBMMye sunulmadan önce mutabakat sağlanır dedi. Bütçe yasal olarak en geç 17 Ekimde TBMMye sunuluyor.
ŞİMŞEK EYLÜL MAKUL BİR TARİH DEMİŞTİ
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, IMF ile karşılıklı diyalog ve teknik çalışmaların devam ettiğini, bunun bir anlaşma ile sonuçlanması halinde Eylül ya da Ekim ayının anlaşma için makul bir tarih olacağını söylemişti.
Bir başka ekonomi yetkilisi de Büyümede problem var, enflasyon yüksek seyrediyor. Bir şeyler yapılması lazım; bunun IMF ile olup olmayacağı hükümetin kararına bağlı. Yapılacakların iyi analiz edilmesi gerekir. IMFnin bu çalışmada katkısı faydalı olabilir dedi.
IMF, geçen hafta yaptığı açıklamada, zorlukların sürdüğünü, Türkiyenin ekonomik gelişmesini desteklemeye devam edebileceklerini belirterek, yeni bir anlaşma yapabileceğinin mesajını vermişti.