Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Başkanı Süleyman Şensoy, İranın nükleer programıyla ilgili gelinen sürecin, İranın geleneksel devlet
politikasının devam ettiğinin ve İranın dış politikadaki ustalığının göstergesi olduğunu belirtti. Şensoy, İranın bu süreçte hem nükleer programından vazgeçmediğini, hem de görüşmelere açık olduğunu beyan ederek zaman kazandığını söyledi.
ABD seçimlerinin yaklaşıyor olmasının süreci hızlandırdığına işaret eden Şensoy, ABD yönetiminin seçimlerden önce netice almak istediğini, İranın ise seçimler sonrası havanın yumuşayabileceği düşüncesiyle süreci geciktirdiğini ifade etti.
Süreçte en önemli konunun güven bunalımı olduğunu belirten Şensoy, karşılıklı tehditlere işaret etti. Şensoy, İranın süreci zamana yayarak başarıya ulaşmayı hedeflediğini kaydetti.
Sürecin zorlu olacağını ifade eden Şensoy, ancak İranın elinde güçlü kozlar bulunduğunu, bunlardan birinin Hürmüz Boğazı olduğunu söyledi. Şensoy, İranın dünya ekonomisinin durgunluğa gittiği, petrol fiyatlarınınsa yükseldiği bir dönemde Hürmüz Boğazını kapamasının bölgedeki enerji sevkiyatını aksatabileceğini ve tahmin edilemeyen sonuçlara yol açabileceğini belirtti.
İrana askeri bir operasyon olasılığının zor göründüğünü söyleyen Şensoy, dünya ekonomisinin durumu, bölgesel dengeler ve İranın geleneksel gücü dikkate alındığında böyle bir operasyonun zor bir seçenek olacağını ifade etti.
İsrailin İranın nükleer programı nedeniyle kendini daha fazla tehdit altında hissettiğini söyleyen Şensoy, İsrailin bu çerçevede operasyon için baskı yapacağını, ancak daralan zaman içinde ne kadar başarılı olabileceğinin şüpheli olduğunu belirtti.
Türkiyenin ise bölgesinde savaş çıkmasını istemediğini ifade eden Şensoy, Olası bir operasyondan olumsuz yönde en fazla etkilenecek ülkenin Türkiye olacağını kaydetti. Şensoy, Türkiyenin, bölgesel güvenlik dengelerini ve Türkiyenin dış güvenliğini olumsuz etkileyebileceği düşüncesiyle İranın nükleer silahlara sahip olmasını istemediğini belirtti.
Türkiyenin süreçte mümkün olan yapıcı bir tutum izlediğini söyleyen Şensoy, ancak son seçenek olarak askeri bir operasyon durumu söz konusu olduğunda Türkiyenin uluslararası toplumun BM merkezli politikalarına uyum sağlayacağını sözlerine ekledi.
TÜRKİYE KESİNLİKLE TARAF OLMAMALI
Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi (TÜRKSAM) Başkanı Sinan Oğan da, İranın, bugüne kadar süreci istediği gibi yönettiğini ve olası bir askeri müdahaleyi pek mümkün görmediğini söyledi. Oğan, ancak ABD seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte İranın, ABD ve İsrailin askeri bir operasyon düzenlemesi ihtimalinin yüzde 50nin üzerinde olduğunun farkına vardığını belirterek, İran ilk kez olası bir saldırıyı ensesinde hissediyor dedi.
Bugün gelinen noktada İranın süreci mümkün olduğunca geciktirmeye çalıştığını kaydeden Oğan, olası saldırının gelecek günlerde İranın ciddi gündem maddelerinden biri olacağını, bu çerçevede Türkiyenin pozisyonunun da son derece güç olduğunu ifade etti.
Türkiyenin Irak sürecinde taraf olmadığını anımsatan Oğan, ancak söz konusu İran olunca bir yandan ABD ve İsrailin, diğer yandan da İranın baskısının olabileceğini kaydederek, Ancak Türkiye kesinlikle taraf olmamalıdır diye konuştu.
Türkiyenin, bölge dengeleri açısından elini zayıflatacağı düşüncesiyle İranın nükleer silaha sahip olmasını istemediğini, ancak askeri bir müdahaleye de sıcak bakmayacağını kaydeden Oğan, böyle bir olasılığın Türkiyeyi doğrudan etkileyebilecek olayları tetikleyebileceğini belirtti.
1 Mart tezkeresi benzeri bir olayla yüzleşebiliriz diyen Oğan, buna hazırlıklı olunması gerektiğini, İran üzerinde en etkili olacak ülkelerden birinin Türkiye olacağını söyledi. Oğan, İranda yaşayan Türk nüfusunu hatırlatarak, iç dengeler açısından bu sayının önemine işaret etti.
İrana olası bir müdahalenin Irakta olduğu gibi işgal olarak düşünülmediğini ifade eden Oğan, ABDnin bir ülkeye girip işgal etmenin neye mal olduğunu Irakta öğrendiğini söyledi.
Oğan, ABDnin askeri kapasitesi ve İranın vurma gücü göz önünde alındığında, operasyonun havadan yapılacağı ihtimalinin arttığını ifade etti.
İranın füze tehditlerinin işe yaramayacağını, ABD ve İsrailin İranın füze kapasitesini önleyebilecek durumda olduğunu belirten Oğan, İranın zaten uluslararası camiayı karşısında birleştirecek şekilde füze kullanımını göze alamayacağını kaydetti.
İrana olası bir operasyonun muhtemelen İsrail öncülüğünde yapılacağını ifade eden Oğan, ABD seçimlerine kadar bu olasılığın gerçekleşme ihtimalinin her geçen gün arttığını belirtti.
Olası bir hava operasyonuna Türkiyenin dahil olmayacağını belirten Oğan, ancak zor durumda kalması durumunda Türkiyenin hava koridoru sağlayabileceğini söyledi.
İRAN TÜRKİYEYİ KARŞISINA ALMAYI GÖZE ALAMAZ
Oğan, BMnin İrana karşı yeni yaptırımlar getirmesi durumunda Türkiyenin bundan çok fazla kaçma şansının olamayacağını da ifade etti.
Ancak Türkiye-İran ilişkilerinin etkilenmeyeceğini belirten Oğan, İran herkesi karşısına almayı göze alabilir, ama Türkiyeyi karşısına almayı göze alamaz dedi. Oğan, bunun nedeni olarak ise Türkiyenin İranın iç dinamikleri üzerinde oynayabileceği rolü gösterdi. İranın bölgede en iyi dış politika uygulayan ülkelerin başında
geldiğini belirten Ogan, Türkiyenin Iranın füze menzili içinde bulunmasına rağmen İranın hiçbir zaman böyle bir girişimde bulunmayacağını söyledi.
Oğan, İranın Türkiye ile diplomatik ilişkilerinde son dönemde yoğunluk yaşamasının ise İranın olası operasyon korkusundan kaynaklandığını ifade etti.
İranın Türkiyeyi diplomatik anlamda sürecin içine çekip, Türkiye kozu ile zaman kazanma hesabı yaptığını belirten Oğan, İranın bütün kozların kullanıp ABD seçimlerine kadar olası bir saldırıyı atlatmayı düşündüğünü kaydetti. Oğan, ABD seçimlerinin ardından zaten saldırı ihtimalinin de zayıflayacağına işaret etti.
İranın her türlü adımı atabilecek esnekliğe sahip dış politikası olduğunu söyleyen Oğan, ancak İranın nükleer programıyla ilgili sorunun bir çözümünün olmadığını, İranın bu işi kafasına koyduğunu ve müdahale edilmezse İranın bunu gerçekleştireceğini ifade etti.
Ancak bunun İsrail tarafından kabulünün mümkün olamayacağını söyleyen Oğan, İsrailin her ne pahasına olursa olsun nükleer silaha sahip bir İrana izin vermeyeceğini söyledi. Bunun için İsrailin uygun zaman ve zemin aradığını belirten Oğan, ABD seçimlerine kadar olan sürenin bu uygun zemini sunduğunu ifade etti.
Sürecin son derece kritik olduğunu belirten Oğan, İranın bu bağlamda Türkiye dahil birçok imkanı kullandığını, ancak sürecin Türkiye üzerinden daha geniş bir zaman dilimine yayılmaya çalışılması durumunda, bunun Türkiyenin ABD ve İsrail ile olan ilişkilerinde sıkıntılar yaratabileceği uyarısında bulundu.