Gazeteciler Platformu, Ergenekon soruşturması kapsamında gazeteciler Mustafa Balbay ve Ufuk Büyükçelebinin de aralarında bulunduğu bazı kişilerin sabaha karşı gözaltına alınmasını muhalif gazetecilere dönük yıldırma çabası olarak nitendirdi.
ANKARA - Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Ankara Temsilciliği, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Parlamento Muhabirleri Derneği, Foto Muhabirleri Derneği, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, Profesyonel Haber Kameramanları Derneği, Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği, Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği, Basın Yayın ve İletişim Emekçileri Sendikasının oluşturduğu G-9 Gazeteciler Platformu, yaptığı açıklamada, aralarında Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ve Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi, Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı ve Jandarma Eski Genel Komutanı Emekli Orgeneral Şener Eruygur, Birinci Ordu Eski Komutanı Emekli Orgeneral Hurşit Tolonun da aralarında bulunduğu bazı kişilerin Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınmasına tepki gösterdi.
Yargının ve savcıların gerek görülen her durumda soruşturma ve inceleme yapabileceğini kabul etmekle birlikte, gazeteci arkadaşlarımızın uzunca bir zamandır sürmekte olan Ergenekon soruşturması çerçevesinde sabaha karşı ve darbe dönemlerini anımsatan yöntemlerle gözaltına alınmalarını ve gazetelerinde yapılan aramaları anlayabilmiş değiliz denilen açıklamada, gözaltına alınan gazetecilerin davet edilmeleri durumunda savcılığa gidip ifade verebilecekleri ve iktidara karşı tavırlarıyla tanınmaları dikkate alındığında tutuklanma biçimlerinin daha da kabul edilemez bir hal aldığı ifade edildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi: Bu türden tutuklama yöntemleri ve medya kuruluşlarına yönelik baskınlar, bir yandan muhalif gazetecilere dönük yıldırma çabası olarak algılanırken, öte yandan da ülke itibarını yaralamaktadır. Henüz iddianamesi bile yayınlanmamış olan Ergenekon operasyonunun özellikle AKPyi kapatma davasının her aşamasında başka bir gözaltı serisiyle karşımıza çıkması, toplumu ve medyayı tümüyle hukuki zeminde işlemesi gereken bir süreçte taraf olmaya zorlamakta ve ne yazık ki militanca taraf olan gazeteciler de birbirlerini hedef gösteren bir çizgi izleyebilmektedir. Bu durumun, medyaya olan güveni daha da sarsacağını belirtmek isteriz. Gazetecilerin iktidarları özgürce ve korkusuzca eleştiri görevlerini yerine getirememeleri durumunda artık demokrasiden de söz edilemeyeceğini anımsatırken, baskın şeklindeki bu gözaltıları kabul edilemez bulduğumuzu tekrarlıyor ve meslektaşlarımızın derhal avukatlarıyla görüştürülüp, yargıç karşısına çıkarılmalarını talep ediyoruz.
bilenler biliyor. Susurluk olayına
şöyle bir bakış getirmiştim. "bu bir
operasyon.. ama daha sıkı örgütlenme
operasyonu dur.."
ey millet uyanalım artık, bu da daha
başka bir örgütlenmenin hatta bir
devir teslimin tantanasdır. Ergenekon
muş... bir ergenekon var ama asılı
gizlemek içindir diye düşünmekteyim.