İşte Böyle Güzelim kitabında yer alan seks işçisi, psikolog, üniversite öğrencisi, hastabakıcı, doktor, tiyatro yönetmeni, sosyolog, öğretmen 30 kadının anlattığı cinsellik hikayeleri, okuma tiyatrosu ile başka kadınların ağzında yeniden hayat buluyor.
İSTANBUL - Sabancı Üniversitesinden akademisyen Hülya Adak, Ayşe Gül Altınay ile doktora öğrencileri Esin Düzel ve Nilgün Bayraktar, yüzyüze görüşmelerle topladıkları kadınlara ait cinsellik hikayelerini, kitaplaştırmakla yetinmiyor, bir okuma tiyatrosunda farklı kadınların sesinden dile getirildiği buluşmalarla canlandırıyorlar. Dinleyenler ve okuyanlar, yaşayanın hayatına dahil oluyorlar. Hikayeler kâh güldürüp, kâh ağlatıyor. Kitaba emeği geçenler için hikayelerin her okuyucuyla yeni bir kimliğe büründüğünü görmek heyecan verici.
Cinsellik... Ne bileyim hiçbir şey anlamadım ben o işten... İki kere evlendim, boşandım ama çok fazla bilgim yoktur. İlk gece hiçbir şey anlamadım, sonra da hiç istemedim... Ne yapacaksın, biz bize bastıracaksın kendini. Evliysen bile genelde kadının isteğiyle olmaz o. Erkeğin isteğidir. Ben istemezsem de olurdu tabii. Zaten çocuklar olmuş. Çocukların bile nasıl olduğunu bilmiyorum ben. Olduğu zaman da etkisi sıfır değil, acı çekiyordum tabi ki. Bunu nasıl anlatayım. Ben bilmiyorum, ama kocam da bilmiyordu. O kendi çapında mutlu oluyor, ben mutsuz oluyordum.
(Ceylan, 45 yaşında, hastabakıcı)
BİRBİRİMİZİN CESARETİNE HAYRAN KALDIK
2002 Şubatında biraraya gelen dört kadın önce birbirleriyle, sonra başka kadınlarla cinselliklerini konuşmaya başladı. Cinsellik önce söze sonra yazıya dönüştü. 6 yıllık bir çalışmanın sonucunda Türkiye ve Almanyada yapılan yüzyüze görüşmelerle ortaya çıkan İşte Böyle Güzelim, Sel Yayıncılıktan çıktı. Şimdilik yalnızca birbirini tanıyan-tanımayan onlarca kadının biraraya gelerek yeniden okuyup seslendirdikleri gerçek hikayeler, kitapta farklı rumuzlarla yer alıyor. Görüşülen 50 kadından 30unun hikayesine yer verilen kitap için yazarları,Birbirimizin cesaretine hayran kaldık, hikayelerinden ilham aldık diyorlar.
KADINLARIN ALTIN GÜNLERİNDE DE OKUNSUN İSTİYORLAR
Kadınların kadınlara anlattıkları cinsellik hikayelerinden oluşan kitabın yaratıcıları, İşte Böyle Güzelimin bir okuma tiyatrosu olarak yaygınlaşmasını, her yerde, kadın grupları tarafından okunmasını, paylaşılmasını istiyor. Hayalleri, okumaların tekstil atölyelerinde, kadınların altın ya da dolar günlerinde; kadınların birlikte oldukları her yerde okunması.
ERKEKLER DE SESLENDİRECEK Hikayeleri biraraya getirerek kadınların başka kadınlar ve erkekler için seslendirecekleri bir okuma tiyatrosu yaratmak hayaliyle yola çıktılar. 50nin üzerinde görüşme yaptılar, ancak okuma tiyatrosuna uygun olmayan bazı hikayeler bir sonraki kitaba saklandı. Cinselliğin ne ifade ettiğini konuşmak istediklerini söyleyip, gerisini anlatıcıya bıraktılar. Anlatıcılar kendilerine bir rumuz seçti.
Hikayeleri dinlerken dikkatlerini çeken noktalardan biri de, kaç yaşında olurlarsa olsunlar pekçok kadının çocukluk ve gençliğinden sözetmesi oldu:
BEKARET KONUŞULUYOR MENOPOZDA SUSKUNLUK Hikayelere sonradan baktığımızda ilginç bir zaman boyutu keşfettik. Pekçok kadın, hikayesini paylaştığı sırada kaç yaşında olursa olsun, çocukluğundan ve gençliğinden bahsetti bize. Cinsellik dendiğinde pek çoğumuz bedenimizle ve cinsellikle ilk tanıştığımız dönemlere döndük; acısıyla tatlısıyla (galiba daha çok acısıyla) o dönemi hatırladık. Çok az kişi yetişkin olduğu ya da görüşme yaptığımız ana yakın bir dönemi anlattı. Nevbahar, menopoz deneyimini ele aldığı hikayesinde tam da bu soruyu soruyor: Neden bekaret üzerine bu kadar konuşuyoruz da menopoz hakkında söyleyecek sözümüz yok? Cinselliğin yetişkin halleri, özellikle de menopoz üzerinde genel bir suskunluk varken başka konular düşündüğümüzden daha yaygın ifade buldu. Örneğin, kadınlar arasında yaşanan dostluk, aşk ve cinselliğin, her zaman adı konmasa da, pek çok kadın hikayesini şekillendirdiğini gördük.
Cinsel ilişkinin sadece sonuçta çocuk doğurmak için yapılan bir şey olduğu konusunda eğitim aldım ve hâlâ da cinsellik, cinsel hazla ilgili bir eğitim verildiğine inanmıyorum. Ki ben tıp fakültesini bitirmiştim, düşünün artık!
(Sibel, 45 yaşında, doktor)
İşte Böyle Güzelimden bazı hikaye başlıkları:
SEN EMİN MİSİN HETEROSEKSÜEL OLDUĞUNA? Su: Belki siz tiyatronuzda memelerimizin tarihini konuşursunuz. Hacer: Bizzat erkeğe kondomun nasıl kullanılacağını anlattığım vardır. Asya: Kadın egemen toplum yok mu? Yağmur: Sen emin misin heteroseksüel olduğuna? Hilda: Özgürlüğün yarattığı baskı da var. Sibel: Cinsel ilişkinin adının orgazm olduğunu zannediyordum.
Başörtülüyüm, kendimce doğrularım var. İnsanların benim hakkımda ne düşündükleri hiçbir zaman umrumda değil, ama çalıştığım yerde tekim, diğer başörtülülere laf gelecek diye çok ürküyorum, onları iyi temsil edemiyorum diye. Kendimle kalıp düşündüğümde yaptığım şeyler günah gibi geliyor.
arkadaşlar kitabı okumadan kitap ve
değerli yazarları hakkında yorum
yapmayalım. kitabı okudum, verilen emeğe
ve paylaşılan hikayelere saygı duydum.
hem erkekler hem de kadınlar bu kitabı
okumalı ve kadınların cinselliği nasıl
yaşadığını görmeli. umarım bu tip
çalışmaların devamı gelir.
Emel - Ankara
12 Ağustos 2008, Salı 11:30
Toplumumuzda cinselliğin tabu,
konuşulmasının da erkeğe hak ama
kadına ayıp olması nedeniyle bu kitap
bir "haber"dir. Oysa herkes herhangi
bir deneyimini herhangi bir yolla
paylaşabilir. Bugün kadın kadar erkek
de cinsellik konusunda bilgisiz ve
benzer mutsuzlukları yaşamakta. Önemli
olan, toplumu nasıl eğiteceğimizdir.
Artık insanlar cinsel anlamda ya aşırı
yobaz, ya aşırı serbest oldular. İki
uç da mide bulandırıcı. Dengeyi
bulabilmek için önce cinselliği
öğretmeli/öğrenmeliyiz, ki bundan
korkmayalım. Kadın-erkek herkese iş
düşüyor: Bu bir paylaşımdır, bir görev
değil.
isa erburç - Samsun
04 Temmuz 2008, Cuma 09:36
Cinsellik eşit değildir seks.
Bu insanlar insanlar cinselliğini değil
seks hikayelerini anlatıyorlar.
Cinselliğin toplum ahlak ve kültürüne
dayalı olarak perdelenmesi bu günkü
türkiye sorunlarının çok büyük bir
kısmının ortaya cıkmasını sağladı.
Cinsellik bir yaşam. İnsanımız yaşamayı
bilmiyor. bunu günah sayıp öğrenmek
istemiyor. çpk fazla hata yapıyor ve bu
konu hataya tolerans tanımıyor.
Düşencesi bozuk bireyler yetiştirmemize
sebebiyet veriyor. Birileri
yönetilmemeli hayatta, ortakça yaşanmalı
hayat...