Temaslarının ardından basına açıklamalar yapan Babacan, konferansta Irakın kalkınması ve yeniden inşasına uluslararası toplumun vereceği katkıların konuşulduğunu anımsatarak, Yaklaşık 2006 yılı sonlarında başlayan bir girişim ve yıllık gözden geçirme toplantısını burada gerçekleştirmiş oluyoruz dedi.
Türkiyenin Iraka çok önemli katkılar yaptığını belirten Babacan, şunları söyledi:
Türkiye, Irakın bir an önce barışa, huzura kavuşması için yoğun faaliyet gösteriyor, Iraktaki tüm gruplar ile konuşuyor. Tüm gruplara da tavsiyesi, muhakkak siyasi süreç içinde yer almaları, bir arada, hep beraber Irak için çalışmaları yönündedir. Irakı uzun süreli barışa, huzura ulaştıracak bir yapının oluşması için elimizden gelen her türlü desteği verdik, vermeye de devam ediyoruz.
STRATEJİK DİYALOG MEKANİZMASI
Irak ile Türkiye arasındaki siyasi ilişkilerin de hızla gelişmekte olduğunu söyleyen Babacan, şunları kaydetti:
Benim bir Bağdat ziyaretim olmuştu. Saddam rejiminden sonra ilk bakan seviyesindeki ziyaretti. Bundan sonra farklı ziyaretler birbirini izledi. En son Irak Cumhurbaşkanı Sayın Celal Talabani ülkemizi ziyaret etti.
Irakta ayrıca, üzerinde çalıştığımız bir üst düzey stratejik diyalog mekanizması var. Başbakanların başkanlığında, özellikle 3-4 arkadaşımızın bizim tarafımızdan olacağı, 3-4 bakanın da Irak tarafından olacağı ve düzenli olarak bir araya gelecek bir grup olacak bu. Bu grubun oluşturulması için hazırlıklarımız son aşamada, ekonomik, siyasi, kültürel, enerji ile ilgili konularda, ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Bunun için sürekli diyalog halinde olmak istiyoruz. Ayrıca biliyorsunuz Basrada bir sanayi bölgesi projemiz var. Irakta enerji konusunda yine önemli gelişmeler yaşanıyor. Biliyorsunuz hidrokarbon üzerinde çalışıyorlar. Yasalaşması önem taşıyor. O yasal düzenleme ile kuskusuz Irakta Türk şirketlerinin enerji konusunda daha aktif olmaları gerekiyor. Ayrıca, Irakın enerji kaynaklarının doğalgaz olsun petrol olsun, dünya pazarlarına ulaşmasında Türkiyenin önemli rol üstlenebileceğini düşünüyoruz. Bu konudaki temaslarımız devam ediyor.
Irak konferansı sırasında ikili toplantılara da katıldığını kaydeden Babacan, Sabah İngiltere Dışişleri Bakanı, öğle yemeğinde de İran Dışişleri Bakanı ile birlikteydik. Daha sonra ABD Dışişleri Bakanı ile görüşmemiz oldu. BM genel sekreteri Ban Ki-mun ile bir araya geldik. Arkasından İsveç ve Gürcistandan gelen bakanlar ile bir araya geldik diye konuştu.
İkili görüşmelerde, BM Genel Sekreteri ile Kıbrıs ve Irak konusunu konuştuklarını belirten Bakan Babacan, BM Genel Sekreteri, bizim Suriye ile İsrail arasında başlattığımız yeni barış görüşmeleri süreci hakkında benden bilgi istedi. Bu konuda kendisine bilgi verdik dedi. ABD Dışişleri Bakanı Rice ile yine Irak ağırlıklı görüşme gerçekleştirdiklerini kaydeden Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
Irakta bir Amerika varlığı söz konusu, aynı zamanda Irak Türkiyenin komşusu. Dolayısıyla Irakın geleceği ile alakalı konularda ABD yönetimi ile yakın bir istişare içerisindeyiz. Bu görüşmede bölgesel konuları görüştük.
İngiltere Dışişleri Bakanı ile Kraliçenin en son ziyaretinin sonrasında genel bir değerlendirme yaptık. Onlar da çok çok memnunlar. Gerçekten tarihi bir ziyaretti. Kendilerinin de bu ziyaretten çok memnun kaldığını belirttiler.
Kuzey Irakta gerçekleştirilen operasyonlar ile ilgili soruyu da yanıtlayan Babacan şunları kaydetti:
Uluslararası toplum, Türkiyenin, Irakın kuzeyindeki açılımını son derece olumlu karşılıyor. Uluslararası toplum, Türkiyenin Irakın kuzeyindeki yönetim ile direkt diyalog içerisine girmesini olumlu karşılıyor. Ancak bizim, Irakın kuzeyinde bir terör sorunumuz var. PKK, varlığını Irakın kuzeyinde sürdürüyor. Burada önemli olan Irakın kuzeyindeki yönetimin sadece söylemler ile değil somut adımlar ile somut bazı eylem ile de gerçekten bu PKK terör örgütünün varlığını sona erdirmeye yönelik bazı adımlar atması gerekiyor. Bunu kendilerine, bu görüşmelerde açıkça ifade ediyoruz. Hem de uluslararası toplumun bu gerçeği görmesi gerekiyor. Yani Irakın kuzeyinde bir terör örgütü varlığı müsamaha edilemeyecek bir durumdur. Bizim, Irakın kuzeyindeki yerel yönetimden beklentimiz sadece söylemler ile değil eylemle de somut adımlar ile terör örgütünün varlığına son verecek adımları en kısa zamanda atmalarıdır. Bunu bugüne kadar farklı kanallar üzerinden haberleşerek yürüttük. Simdi direkt yüz yüze görüşerek, bu işleri yürütmeye başladık. Ancak bu direkt diyaloğun da kuşkusuz olumlu, somut sonuçlarını da görmemiz gerekiyor Türkiye olarak.
Türkiyenin Suriye ile İsrail arasında yürütülen barış görüşmelerinde Suriyeye su sözü verdiği ile ilgili haberlerin hatırlatılması üzerine Babacan şöyle konuştu:
Doğru değil. Bunun gerçekle uzaktan, yakından alakası yok. Suriye ile Türkiye arasındaki su konuları kesinlikle İsrail-Suriye barış görüşmelerinin bir unsuru değildir. Farklı dönemlerde farklı görüşmeler yapılmış olabilir, bizim başlattığımız bu yeni süreçte Türkiye ile Suriye arasındaki su konuları bu barış görüşmelerinin bir parçası, bir unsuru kesinlikle değildir. Ve sağlam bilgiye, sağlam veriye dayanmadan yapılan bu açıklamaların, Türkiyenin uluslararası saygınlığına gölge düşürmemesi gerekiyor. Onun için bütün parlamenterlerimizden hele hele dış politika konusundaki tecrübeli parlamenterlerimizden beklentimiz, bütün dünyanın ilgi ile izlediği ve takdir ile izlediği böylesine önemli bir sürece iç siyasi kaygılar ile iç siyasi yaklaşımlar ile gölge düşürmeye çalışmamasıdır. Tabii ki, iç politikada muhalefet yapılır ama konu dış politika ise hele hele Türkiyenin saygınlığıyla Türkiyenin dünyadaki etkinliğiyle alakalı böyle bir konuda bunun böylesine yanlış, doğru olmayan verilere bilgilere dayanarak, içerde malzeme yapılmaya çalışılması son derece yanlış bir tutumdur.