15 Mayısta perdelerini açan Tiyatro Festivali, 70in üzerinde performansa ev sahipliği yapıyor. Bu oyunlardan biri de 31 Mayıs-1 Haziran tarihlerinde Fransız Kültür Merkezinde sahne alacak olan Atrocity Bulvarı.
İSTANBUL - New Yorkta yaşayan Türk sanatçı Serap Erincinin yazıp yönettiği “Atrocity Bulvarı, oyuncuyla seyirci arasındaki iletişimi ve duygu alışverişini en üst dereceye ulaştırmayı; sadece duyma ve görme değil, seyircinin koku ve tat alma duyularına da hitap ederek canlı performans deneyimi yaratmayı amaçlıyor.
Sanatçının hayatından izler taşıyan ve izleyeni geçmişle bugün arasında farklı mekanlar ve topluluklarda küçük bir gezintiye çıkarmayı amaçlayan oyunda sahnelenen motiflerden ikisi şehirlerdeki ve bedendeki atrocityler ve bu atrocitylerden geriye kalan izler...
ATROCİTYNİN ANLAMI Atrocity Türkçede tam karşılığı olmayan bir sözcük. Sözlüklerde canavarlık, acımasızlık, zulüm gibi pek çok kelimeyle karşılanan atrocity sözcüğünün biraz daha belirgin bir kullanımı var İngilizcede. Örneğin 2. Dünya Savaşı sırasında Yahudilere yapılan zulüm bir atrocity... Savas suçları, soykırımlar ve katliamlar da...
Tiyatro, dans, öykü anlatımı ve görsel sanatların öğelerini harmanlayan oyunun, görsel ve metin editorlüğü Mark Ventura, müzikleri ise Stefanos Tsigrimanis ve Paul Pinto tarafından yapılmış.
Serap Erincin bedeninin yolculuğunu keşfe New Yorkta yazıp yönettiği Inside Out(2004) ve Connected (2005) oyunlarıyla başladı. Sanatçı Atrocity Bulvarında dokunduğu ve ona dokunmuş şehirlerin öykülerini de anlatmaya başladı ve oyunun sonunda izleyiciyi aktif olarak gösteriye dahil etti.
Erincin oyunda kullandığı temayla ilgili olarak şunları söylüyor:
İki yıl boyunca ayrıldığım her şehirde bir patlama oldu, gittiğim şehirler de bu deneyimi yaşamış şehirlerdi. İstanbul, Londra, Tel Aviv, New York ve Roma bu şehirlerden bazılarıydı. Benim izimi bıraktığım bu şehirler bende de iz bıraktı. Ben bazı şehirlere tekrar geri dönüyor, izleri bıraktığım yerden devam ettiriyorum. Her patlama bir hatırayı, her bir hatıra bir olguyu, yaşadığımız dünyanın global dengelerine dair gerçekleri getiriyor akla. Aynı şekilde bedenimdeki izler de, yara izleri, kaza izleri, dikiş izleri, hafizama kazınmış hatıraları, o hatıraların her zaman en berrak şekilde hatırlanan resimlerini yaşatıyor bedenimde. Şehirlerimdeki izlerle, bedenimdeki izler, geçmişimdeki izler bana insanı, hayatı öğretiyor. Aileden yakın bir canın kaybının acısı, bir savaşta sebepsizce ölen hiç tanımadığımız, görmediğimiz yirmi çocuğun ölüm haberinin iç sıkıntısıyla çakışabiliyor. Yaşadığımız hazlar kadar, acılar da birbirine benziyor.
SERAP ERİNCİN KİMDİR? Serap Erincin, Üsküdar Amerikan Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesini bitirdikten sonra Performans Çevirisi üzerine master yaptı. Türkiyede Stüdyo Oyuncuları ve Kumpanya gibi topluluklarla çalıştı. NTV ve CNBC-ede, daha sonra Londrada BBCde gazetecilik yaptı. 2002 yılında tiyatro doktorası yapmak amacıyla New Yorka yerleşen oyuncu, geçtiğimiz yıl New York Üniversitesi Tisch Fakültesinde Performans Çalışmaları bölümüne geçiş yaptı. New Yorkta çeşitli üniversitelerde oyunculuk ve tiyatro dersleri veren Erincin, akademik çalışmalarıyla, oyunculuk ve yönetmenliği bir arada sürdürüyor. Bir yandan da Richard Schechner in kurduğu East Coast Artists, Anna Deavere Smith, Elizabeth LeCompte, Karen Finley gibi sanatçılarla yeni workshoplara katılıp, yeni tekniklerle kendini geliştirmeye, solo gosterilerinin yanı sıra, New Yorklu başka sanatçılarla birlikte gösterilerde yer almaya devam ediyor. Bu gruplarla geçtiğimiz aylarda yer aldığı performanslardan bazıları Prometheus Rendered, Red Carpet, The Dinner Party, The Support Group, Erotic/Neurotic: What Happens Here Stays Here.
Sevgili Serap Erincin"in oyununu
görebildiğim için kendimi çok şanslı
hissediyorum.Kendi izlerim ,bizim
izlerimiz ,sırf başkaları olduğu için
bize uzak sanılan kişilerin
izleri .Farklı gibi görünen aslında
aynılık taşıyan acılarımız .Kendi
acılarımız ,bizim acılarımız ,o başka
başka yerlerde içlerinden su geçen
şehirlerde yaşanan acılar ...Öyle çok
şey var ki söylenebilecek bu güzel oyun
için.Ama tıkanıp kalıyor insan oyunun
şiirselliği karşısında .Hangi kelimeyi
ederse etsin yetmeyeceğini,az
geleceğini düşünüyor.Umarım bir gün bir
yerlerde izleme şansınız olur .
Sevgiyle ;
Volkan MUTLU - İstanbul
04 Haziran 2008, Çarşamba 12:13
Bu güzel oyunu sahnede canlı olarak
izleme şansı buldum. Gerçekten çok
etkilendim. Acaba insanoğlu bu kadar
acımasız mı sorgusunu kendime sormadan
edemedim. Serap Erincin"in sahne
performansı ve ses hakimiyeti çok iyiydi.
Başarılarının devamını dilerim...
zeynep karagöz - İstanbul
29 Mayıs 2008, Perşembe 17:27
Öğrendiğim kadarıyla festivalin en çok
talep olan (orta ölçekli prodüksiyonlar
içerisinde) kalabalık oyunlarından biri
olacak. Serap Erincin"in bu oyunda
yüreğini ortaya koyacağından da eminim.
İzlemesi keyifli olacak!