Airaudo: Türkiye’de dansçı olmak zor
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Sahne Sanatları

Airaudo: Türkiye’de dansçı olmak zor

Modern dansın dünyaca ünlü isimlerinden Malou Airaudo, “Türkiye gibi zengin bir folkloru ve dinamizmi olan bir ülkede, dansa gönül verenlerin kendilerini geliştirecek imkan ve kaynak bulamaması üzücü” dedi.

Malou Airaudo

 DİĞER HABERLER

  KÜLTÜR / SANAT - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 17:32 TSİ 29 Mayıs 2008 Perşembe

İSTANBUL - Uzun yıllar tantztheater’ın (dans tiyatrosu) annesi olarak bilinen Pina Bausch ile birlikte çalışan Malou Airaudo, 8 yaşında Opera de Marseille’de dans etmeye başlamış. 17 yaşında Monte-Carlo Operası’nın ünlü yönetmeni Louis Ducreaux’un öğrencisi olan Airaudo, 1970’lerde New York’ta eğitimine devam ettiği sırada Bausch ile tanışmış. Airaudo ve Bausch, birlikte çalıştıkları Wuppertal Tanztheatre’da, içlerinde “Cafe Müller” ve Iphygenie en Tauride” adlı oyunların da bulunduğu onlarca esere birlikte imza atmış. 1984’ten beri koreofgrafi öğretmenliği yapan Airaudo, İspanyol yönetmen Pedro Almodovar’ın “Konuş Onunla” adlı filminde de rol almış. İstanbul’u ilk kez ziyaret ettiğini ve şehrin kültürel mirası ile hareketliliğinden çok etkilendiğini söyleyen Malou Airaudo, NTVMSNBC’ye konuştu.
Haberin devamı


TÜRKİYE’DE DANSIN GELİŞMESİ İÇİN OLANAKLAR YETERSİZ
Türkiye’de çok vakit geçirme fırsatım olmadı. Fakat Zeynep Tanbay’ın dans atölyesinde iki saatliğine ders verme imkanı buldum.

Hem Avrupa’da tanıştığım Türk dansçılardan, hem de burada rastladıklarım sıkça duyduğum bir şey var: Türkiye’de dansa ilgi duyanların kendisini geliştirebileceği alanlar ve dans kumpanyaları ne yazık ki yeterli sayıda değil.

Türkiye, bu kadar zengin bir folklore ve kültürel birikime sahip olduğundan çok iyi dans çıkarmak için büyük bir potansiyel de barındırıyor.

Dansı iyi icra edebilmek için büyük stüdyolara, alana, kaynağa ve iyi yetişmiş öğretmenlere ihtiyacınız var. Hatta farklı ülkelerle değişim programları hazırlanmalı ve Türk dansçılar Almanya’ya, Fransa’ya ve diğer ülkelere giderek hem eğitim almalı, hem de kendi birikilmlerini paylaşmalı.

Eğer burada eğitim amaçlı büyük bir dans stüdyosu kurulur ve ilgi duyanlar kendilerine bir alan yaratabilirse, ben seve seve gelip öğretmenlik yaparım!

İSTANBUL BÜYÜLEDİ
İstanbul’a ilk defa geliyorum. Sadece, balık-ekmek, pazarlar, iskeleler değil; şehrin mimarisi de beni çok etkiledi. Bu şehirde bazen köyde, bazen büyük bir metropolde, bazen Paris’te, bazen Berlin’de gibisiniz. New York’tan daha hızlı, durmak yok. Dinamik ve sevimli. İnsanlar gülümsemeyi becerebiliyor.

Pina’nın İstanbul üzerine hazırladığı “Nefes” oyununu ilk gördüğümde İstanbul’u henüz ziyaret etmemiştim. Fakat geldikten sonra anladım ki, oyunda görüp çok etkilendiğim hareket ve sükunet birlikteliği gerçekten İstanbul’da aynı anda var olabiliyor...

DANS, NEFES GİBİ
Yaklaşık 50 senedir durmaksızın dans ediyorum, bu benim hayatım. Neden dans? Çünkü dans hareket demek. Hayata bakıp, üzüntüden, acıdan, depresyondan mutlu detaylar çıkarmak demek.

Baktığınızda herkes ve her şey hareket halinde. Ben de sabit kalmayı sevmiyorum. Hayatımda da öyle. Bir yerde birkaç seneden fazla kalamıyorum. Özgür olmalıyım. Duygularım, düşüncelerim net ve berrak olmalı. Bu da hareket etmekle, dans etmekle geliyor. Temiz hava almak gibi.

Pina ile olan bağım da öyle. Birbirimizi çok seviyoruz ama birbirimize bağımlı değiliz. Birbirimizi anlıyoruz, birlikte yürüyoruz, ama birbirimizi asla sahiplenmiyoruz.

ANNELİK VE DANSÇILIK ARASINDA...
Dansı bırakmayı hiç düşünmedim. Fakat üç çocuğum var. Gerçekten çok iyi bir dansçı olmak istiyorsanız gece gündüz stüdyoda çalışmak zorundasınız. Bu hem dünyanın en güzel hissi, hem de çok bencilce, çünkü sadece kendinizi düşünmeniz gerekiyor.
Malou Airaudo, İstanbul'da NTVMSNBC'nin sorularını yanıtladı.

Ben ise anne olmayı tatmak istiyordum. Çünkü o zaman sadece kendinizi değil, bir başka insanı da düşünüyorsunuz. Bu da insanı zenginleştiren bir his. Fakat “annelik” üzerine bir dans hazırlamadım. Sahnede anne gibi durmak yeterli çünkü, her şeyi söze dökmeye gerek yok...

UYKULUYDUM, ALMODOVAR’I REDDETTİM!
Pina birgün beni arayıp “Malou, Almodovar filmini senin Cafe Müller performansınla açmak istiyor” dedi. Ben uykuluydum ve “Almodovar kim? Umrumda değil!” diye cevap verdim. Fakat, Pina’yı kıramayıp kabul ettim.

Sonrası çok keyifli geçti. Pedro’yu tanıdığım için çok mutluyum. Çok samimi ve duygulu bir insan. Filmi vizyona girdikten bir sene sonra izleyebildim, çünkü kendimi ekranda görmekten çekindim açıkçası. Zaten film, benim yüzümle açılıyor ve sonra dans başlıyor. O kadar utandım ki! “Aman Allahım, herkes beni dans ederken gördü!” diye düşünüp heyecanlandım.

Ama, Pedro’nun filmi için hazırladığımız performansın çekimleri üç gün sürdü, dans ise benim 50 seneyi aşkın hayatım!

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları