BM Gıda ve Tarım Örgütü FAOnun Genel Müdürü Jack Diouf dünyanın gıda stoklarının nasıl boşaldığı konusunda, Bu duruma gelmemizin nedeni her zamanki gibi kriz başlayana dek uyarıları dinlemememiz ve harekete geçmememiz. dedi.
Dünya nüfusundaki artış nedeniyle, yıllardır tarıma daha çok yatırım yapılması gerektiğini yineleyen Diouf, 6 milyarlık dünya nüfusunun 2050ye kadar 9 milyara çıkacağını anımsattı.
İnsanlara balık vermektense balık tutmayı öğretmenin daha iyi olduğunu, ileride sorun yaşayacağımızı söyleyegeldik. Ve sorun geldi çattı. diyen FAOnun Genel Müdürü Jack Diouf, bu sürecin bazı unsurlarca tetiklendiğini ve hızlandırıldığını söyledi. Diouf, petrol fiyatlarındki artış ve gıda kaynaklarının bioyakıtlara aktarılmasını, bu unsurlara örnek gösterdi.
İKİYÜZ YILLIK TEORİ VE OLASI FELAKET
İngiliz iktisatçı ve nüfusbilimci Thomas Malthus, gıda kaynaklarının kaçınılmaz olarak artan nüfusu doyuramayacak hale geleceğini savunan teorisini ortaya atalı 200 yıl oldu. O günden bu yana, hep bugünün gelip çatacağından kaygı duyuldu. Şimdiye kadar bu kaygılar boşa çıktı.
Ancak Londradaki City Üniversitesinden Gıda Politikaları profesörü Tim Lang, bu kez dünyanın başında büyük bir sorun olduğundan kaygılı. Lang, 1972-1974 yılları arasındaki son büyük krizle karşılaştırdığımızda farklı olan şu. Maltusun 18 yüzyılın sonlarında yaptığı tahminin tersine, bir ya da iki kriz yok ortada. Maltusun teorisi, nüfus ve gıda kaynaklarıyla ilgiliydi. Şimdiyse nüfus artışı, iklim değişikliği, bioyakıtlardan enerji üretmek için tarım toprakları üzerindeki rekabet, yoksulları vuran gıda fiyatlarındaki artış ve çok çok büyük bir su sorunumuz var. diyor.
Tim Lang, ayrıca beslenme alışkanlıklarının değiştiğini ve 6 milyar kişiden 2 milyarının halen Batı tipi beslenmeye, daha çok et ve süt ürünleri tüketmeye başladığını kaydediyor. City Üniversitesinden Gıda Politikaları profesörü Tim Lang, 15 yıl sonrasında durumun daha ne kadar kötüleşeceği sorusuna ise, şu yanıtı veriyor:
Sonuçlar felaket olabilir. Bence bu konuda şüphe yok. Geçen 18 ayda Meksika, Endonezya ve Çin gibi ülkelerde birçok insanın yer değiştirmek zorunda kaldığını gördük. Zengin batı, sorunun kendisini de vurmaya başladığını gördü. İngiltere gibi zengin bir yerde, ya da Sudan, Hindistan, Meksika gibi yoksul ülkelerde de olsa, olan yoksullara oluyor. Siyasetçiler, yoksulları gerçekten dinlemiyor.