Almanya, Kara yıllar
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat

Almanya, Kara yıllar

“Almanya, Kara Yıllar” sergisinden, insanolma halinden utanmış çıktım, sokaktakilerin yüzlerine, yüzlerinin arkasına, indirimli satış haftası başladığı için cinnete kapılmış insanlara baktım ve bana eksik görünenin bir tür metafizik boyut olduğuna vardım.

Almanya, Kara Yıllar sergisinin afişi...

 DİĞER HABERLER

  KÜLTÜR / SANAT - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 09:50 TSİ 23 Şubat 2008 Cumartesi

PARİS - - Maillol Müzesi, Paris’in çok sayıdaki küçük müzesinden biri, şimdilerde “Almanya, Kara Yıllar” sergisini ağırlıyor: 1914’den 1930’ların başına uzanan bir kesite yönelmiş kapkara bakışlar gerçekten de.
Haberin devamı

Yapıtlar, genel olarak Dışavurumculukla içiçe ya da dirsek temasında ürün vermiş sanatçılardan seçilmiş. Desen, gravür, litografi ağırlıklı parçalara onların gücüne erişemeyen bir avuç yağlıboya tablo eklenmiş. Yan unsurları savsaklamıyor müze yöneticileri ve küratörler: Afişti, kitap kapağıydı, küçük ekranlardan izlenebilen belgeseller ile I. Dünya Savaşı ve yıkım yılları göz önüne apaçık seriliyor.

Müzegezerlerle ilgili bir ayrıntı: Hemen her sergide bunu gözlemliyorum, bir noktada kalabalık toplanmışsa orada kesinkes hareketli görüntü var demek. Televizyonun yarattığı sert iptilânın sonuçları bunlar; insanlar, hareketsiz görüntüleri kafalarında harekete çevirmeyi sanırım unuttular.

Dönemin büyük ustalarının daha çok minör işlerinden oluşuyor “Almanya, Kara Yıllar”: Otto Dix, Grozs, Beckmann, Hecker başı çekiyor, minör işler ama, gene de majörleri toplanmış biraraya: Beckmann’ın onbeş parçalık “Cehennem” gravürleri örneğin.
I. Dünya Savaşı’nın ölçülmez kayıplar hanesinde, o amansızın amansızı savaştan artanların nasıl görünmez bir önem taşıdığını belgeliyor sergi: Yüzü gözü parçalanmış, kolu bacağı kopmuş, kör ya da sağır olmuş şanlı askerlerini Almanya, savaş sonrasında kendi yazgılarına terk etmiş. Sefil bir yaşam tablosu. Üniformalı sakatların dilencilikle ayakta durmaya çalıştığı Berlin sokakları. Dix’in, Grozs’un kara mizahı en üst perdeye çektiği karakalem çalışmalarında iki cephe çıkıyor karşımıza: Sözümona soylu gerekçelerle savaş alanına sürülen dar ve orta gelirli ailelerin çocuklarından elde kalan yıkıntı insanlar, bir de savaş zenginleri, semirdikçe semirmiş, kan ve barut üzerinden servet devşirmiş olanlar.

“Almanya, Kara Yıllar”ın gücü burada: Bir(inci) Dünya Savaşı’nın sonuçları nasıl öteki savaşın temelini yaratmış, adım adım izleniyor.

Özellikle Dix ve Grozs, yerli yerine oturtulması gereken yaratıcılar. XIX. yüzyılda, Daumier’nin karikatür ve desenleriyle başlayan muhalif, burjuva değerleri karşısında sapına kadar eleştirel bir çizginin sürdürücüsü olmuşlar. Tanıklıkları, bugün Sanat’ın yitirme yoluna gittiği bir tavır alışla biçimlenmiş. Gerçekçiler gibi yansıtmakla yetinmemişler ama, yorum yanları ağır basmış. İflâs etmiş bir toplumsal yapılanmaya, yitip gitmiş bireylerin dünyasına kalemi ya da fırçayı hançer üslûbuyla sokmayı başarmışlar.

Bugün, Yerküre, daha iyi bir durumda sayılamaz. Neden, kafasını başka yönlere çevirmeyi yeğliyor Sanat, Edebiyat? Buradaki işini devraldıklarına inandığı için mi? Savaş muhabirliğinin, fotoğrafçılığının, filmlerin kapsadığı bir alan olmasının, kalmasının en doğru görev paylaşımı olduğu kesin, geridönüşsüz doğru mu?
Bu sorular, çağdaş sanat bağlamında Beuys’tan Boltanski’ye karşımıza çıkan, Kiefer’in ya da Baselitz’in yapıtlarından tanıdığımız tavır alışları görmezlikten geldiğim için değil. Tam tersine, son Bienal de göstermişti, ciddi bir siyasal boyut sözkonusu günümüz sanatında. Nedir, öyleyse, Beckmann’ın ve Dix-Grozs ikilisinin minör eserlerinde bile gelip yüzümüze çarpan, bugün eksikliğini duyduğum boyut?

“Almanya, Kara Yıllar” sergisinden, bir defa daha, insanolma halinden utanmış çıktım, sokaktakilerin yüzlerine, yüzlerinin arkasına, indirimli satış haftası başladığı için cinnete kapılmış, dükkânlarda hemcinslerini çiğnemeye, parçalamaya hazır hale gelmiş tükenmiş insanlara baktım ve bugün bana eksik görünenin bir tür metafizik boyut olduğuna vardım.

“Almanya, Kara Yıllar” sergisinde, üstelik, güçlü bir çağdaş misafir vardı: Ilya Kabakov’un SSCB yıllarını hırpalayan “Mutfak” çalışması gerçekten de tokat gibi bir yapıttı o Rus sefâleti, on odalı eski burjuva evlerinde seksen kişinin yaşadığı ve mutfağı paylaştıkları yılgı tablosu, bugün Rusya’da yaşanan sefâletten neden ayrılsındı ki?

Sanat ille de huzur kaçırmıyor, biliyoruz: “Kara Yıllar” yerine, meyve sebze kralı Arcimboldo’nun sergisine gidenlerin yüzünde güller açıyor.

Enis Batur’un önceki yazıları

  • Tütün kültürünü anlamıyorlar
  • Türk aydınını Paris’e çeken
  • Fransız kültürü gerçekten öldü mü?

  •  

    Bu habere oy ver
    Düşük
    1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
    Yüksek
         •  En çok puan alan haberler

    Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

    M . İlker YİĞİTARSLAN  - Ankara
    07 Şubat 2008, Perşembe 17:10  
    Enis BATUR ortaya çıktı ha nihayet Ne güzel demiş : "" İflâs etmiş bir toplumsal yapılanmaya, yitip gitmiş bireylerin dünyasına kalemi ya da fırçayı hançer üslûbuyla sokmayı başarmışlar."" Yanlız savaş sonrası gazileri kaderine terketme konusuna katılamıyorum !!!! Savaştan mağlup çıkmış ; yakılıp yıkılmış bir ülke ... İşgal edilmiş .. Parçalara ayrılmış ... O durumda ne yapabilirlerdi ki ???? Peki biz sayelerinde bugünleri gördüğümüz (şu anda sayıları galiba 2- 3 olan !!!) ASLAN GAZİLERİMİZE ne verdik ki ???? __________________

    Taner  - Malatya
    06 Şubat 2008, Çarşamba 21:36  
    Sayın Enis Batur , birde Fransa"dan bakarak Almanya"da işlenen cinayetleri yani yakilarak oldurulen Turkleri nasil goruyorsun , bunu da kaleme alirsan cok memnun olurum. Hani insan haklari ve insana saygi diyince avrupanin sayili ulkelerinden biri olan Almanya"da boyle cinayet islendi ve dunyada pek fazla duyulmadi.Oysa Malatya"da oldurulen 3 misyoner icin bazi misyonerler "soykırım" kelimesi bile kullandi.Acaba bu da bir soykırım mı yoksa fasizan bi eylem mi yada dogal bir olay mi?Fransadan nasil gorunuyor acaba ?

    Ahmet  - Bingöl
    05 Şubat 2008, Salı 17:01  
    Kardeşim niye Fransa"da oturup Türkiye"yi yazıyorsun? Bu ne kendini bilmezlik, bu ne densizliktir böyle? Koskoca Türkiye"nin suyu mu çıktı da kendini Parisler"e attın? Suç sende değil, seni ciddiye alıp yazdıranda. Kınıyorum.

    Bütün Görüşleri Oku

    Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
    Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları