Orhan Pamuk’un ‘kendine ait’ odası
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Orhan Pamuk - Nobel
Orhan Pamuk’un ‘kendine ait’ odası
ABD’nin önde gelen gazetelerinden The New York Times’ta yer alan bir yazıda, New York’un, Orhan Pamuk’un yazı yaşamındaki öneminden ve yazarın kentteki “gizli yazı sığınağı”ndan söz ediliyor.

NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 12:51 TSİ 27 Kasım 2006 Pazartesi

NEW YORK - “Orhan Pamuk’un Manzaralı Odası” başlıklı ve Nina Bernstein imzalı yazıda, Columbia Üniversitesi’nde ders vermek üzere bir süredir New York’ta bulunan Orhan Pamuk’un, kentte gizli bir yazı yerine kavuştuğu anlatılıyor.


Yazıda, geçen Ağustos ayında Columbia Üniversitesi yönetiminin, ender görülen bir kararla, üniversiteye ait bir apartman dairesinin her yıl bir dönem üniversitede ders verecek olan Orhan Pamuk’a tahsis edildiğini ve apartmanın yıl boyunca yazarın İstanbul’dan kente dönüşlerini bekleyeceği belirtiliyor.

Edebiyat alanında Nobel Ödülü almadan 20 ay önce Türkiye’de belli grupların hedefinde olan ve yalnız kalma ihtiyacı duyan Pamuk’a Üniversite’nin Almanca Bölümü’nün 95 yıllık kültür merkezi Deutsches Haus’un üst katında bir oda verildiği; odanın Üniversite’den bir Alman Edebiyatı profesörü tarafından sağlandığı kaydediliyor.

“BİR ODADA YALNIZ OLMAK BANA HER ZAMAN İLAÇ GİBİ GELDİ”
Bir İsviçre gazetesine verdiği demecin ardından birkaç haftalığına Türkiye’den uzaklaşmasının, açıklamalarının getirdiği tartışmaları da bastıracağı umuduyla o dönemde New York’a gelen yazarın, “New York kentinde, Columbia Üniversitesi’nde bulunan Deutsches Haus’ta tek başıma çalışıyorum. Bir odada yalnız olmak bana her zaman ilaç gibi geldi” dediği ifade ediliyor.

Yazıda, Pamuk’un romanlarının, genellikle Doğulu gelenek ile Batılılaşma arasındaki çatışmalara değindiği, bunun da kendi yaşam kurgusundaki bir karakter olduğu yorumu yapılıyor.

Hayal güçleri, ‘aidiyetsizlik’ten beslenen yazarların tersine, Pamuk’un ‘İstanbul’ adlı kitabında, kendi hayal gücünün aynı kentte, aynı sokakta, aynı evde, aynı manzaraya bakmayı gerektirdiğini söylediği aktarılıyor.

“İSTANBUL’UN KADERİ BENİM KADERİM”
Yazarın, “İstanbul’un kaderi benim kaderim. İstanbul’a bağlıyım çünkü İstanbul beni ben yaptı” biçimindeki sözlerine de yer veriliyor.

Yazıda Pamuk’un, ‘Kara Kitap’ adlı romanının büyük bir bölümünü, 1985-1988 yılları arasında yine Columbia Üniversitesi’nin Butler Kütüphanesi’nde yazdığı; aynı dönemde, Metropolitan Müzesi’nin İran minyatürleri koleksiyonunu inceleyerek ‘Benim Adım Kırmızı’ adlı romanında geçen minyatür öykülerinin izlerini sürdüğü belirtiliyor.


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları