Haftanın kitapları - Eylül 2006/2
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa
Haftanın kitapları - Eylül 2006/2
‘Kısa 20. Yüzyıl’ (1914-1991 Aşırılıklar Çağı) [Eric Hobsbawm], ‘İyi ve Kötü’ [Brigitte Labbé], ‘Kayıp Yalnızlık Ormanı’ [Özlem N. Yılmaz] ve ‘Metal Fırtına 3 - Kızıl Kurt’ [Orkun Uçar] bu haftanın kitapları.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 20:15 TSİ 27 Eylül 2006 Çarşamba

İSTANBUL - “1914’ün hepsi Avrupalı olan ‘büyük güçleri’ Çarlık Rusyası’nın mirasçısı SSCB gibi ortadan kalktı ya da belki bir istisna oluşturan Almanya dışında, bölgesel ya da taşralı statüsüne indirgendi. Tarihsel uluslara ve devletlere duyulan eski sadakatlerin yerine tek bir ulusüstü ‘Avrupa Topluluğu’ yaratma ve buna uygun bir Avrupa kimliği duygusu türetme çabası, bu gerilemenin derinliğini kanıtladı…” [Eric Hobsbawm]



KISA 20. YÜZYIL
1914-1991 Aşırılıklar Çağı
Eric Hobsbawm


“1914’ün hepsi Avrupalı olan ‘büyük güçleri’ Çarlık Rusyası’nın mirasçısı SSCB gibi ortadan kalktı ya da belki bir istisna oluşturan Almanya dışında, bölgesel ya da taşralı statüsüne indirgendi. Tarihsel uluslara ve devletlere duyulan eski sadakatlerin yerine tek bir ulusüstü ‘Avrupa Topluluğu’ yaratma ve buna uygun bir Avrupa kimliği duygusu türetme çabası, bu gerilemenin derinliğini kanıtladı…”

İz bırakan bir çağın yansımaları
Kısa 20. Yüzyıl, geçen yüzyılın başında doğan ve bu dönemin bütün çalkantılarını bizzat gözlemleme olanağı bulan tarihçi Eric Hobsbawm tarafından kaleme alındı.

“Felaket Çağı”, “Altın Çağ” ve “Toprak Kayması” adlı üç ana bölümden oluşan kitap, Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcı olan 1914’ten SSCB’nin çöktüğü 1991 yılına kadar geçen süreci detaylı bir biçimde ele alıyor.

“20. yüzyılın tarihini hiç kimse bir başka dönemin tarihini yazdığı gibi yazamaz; çünkü hiç kimse yaşadığı dönemi sadece dışarıdan, ikinci -ya da üçüncü- elden, o dönemin kaynaklarından ya da daha sonraki tarihçilerin eserlerinden bildiği bir dönemi yazabildiği (ya da yazması gerektiği) gibi yazamaz. Benim hayatım bu kitapta ele alınan dönemin büyük bir bölümüyle çakışıyor” diyen Hobsbawm, Kısa 20. Yüzyıl’la sonraki nesillere, içinde bulundukları dönemi daha iyi anlayabilecekleri bir kaynak bırakıyor.

Kısa 20. Yüzyıl, bu yüzyılın olaylarını sadece tarih disipliniyle sınırlandırmıyor; bunların edebiyattaki, sanattaki, mimarideki ve bilimdeki yansımalarını da gözler önüne seriyor.

Son yılların “kült” kitapları arasında yer alan Kısa 20. Yüzyıl, gözden geçirilmiş yeni basımıyla raflardaki yerini aldı.

Eric Hobsbawm
1917’de İskenderiye’de doğan Hobsbawm, Viyana, Berlin, Londra ve Cambridge’de eğitim gördü. Yüzyılımızın en önemli tarihçilerinden olan yazar, bütün ömrünü Avrupa tarihine adadı.

İngiliz Akademisi ile Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi üyesidir ve başka pek çok ülkenin çeşitli üniversitelerinde fahri paye sahibidir.

Londra Üniversitesi’ndeki öğretim üyeliğinden emekli olmasının ardından, New York “New School for Research”te çalışmayı sürdürmüştür.

Kısa 20. Yüzyıl Aşırılıklar Çağı 1914-1991’den başka Devrim Çağı 1789-1848, Sermaye Çağı 1848-1875 ve İmparatorluk Çağı 1875-1914 adlı eserleri de pek çok dile çevrilmiştir.

İlginç Zamanlar adıyla kaleme aldığı otobiyografisinde, geçen yüzyıla denk gelen hayatını, Komünist Parti üyeliğinin nedenlerini ve sorunlarını anlatır.

Eric Hobsbawm’ın Türkçe’de yayınlanmış diğer kitaplarından bazıları: Devrimciler, Eşkıyalar, Milletler ve Milliyetçilik, Sanayi ve İmparatorluk, Tarih Üzerine.

Everest Yayınları, 788 sf.
Çeviren: Yavuz Alogan
Tür: Siyaset



İYİ VE KÖTÜ
Brigitte Labbé

Günışığı Kitaplığı çocuk kitaplarında bir ilki daha gerçekleştiriyor. Paris, Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümü profesörü olan Michel Puech’ün danışmanlığında, Brigitte Labbé tarafından yazılan ve Jacques Azam’ın renkli resimlerle bezediği “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinin ilk kitabı çıktı.

Dizinin ilk kitabı, çocukların çok sık karşılaştıkları en temel iki kavramı tartışan, “İyi ve Kötü”.

2006-2007 öğrenim yılı süresince her ay yeni bir kitabı çıkacak 10 kitaplık dizi, Haziran 2007’de tamamlanacak.

Birçok ülkede okullarda önerilen kitaplar arasında bulunan ve sadece Fransa’da 2 milyonun üzerinde basılan dizi ülkemizde
Benetton-012’nin katkılarıyla yayımlanıyor.

Yaşamı ve dünyanın işleyişini anlamaya çalışan çocuklara, temel kavramları doğru sorular sorarak düşündüren “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisi, iyi-kötü, güzel-çirkin, adalet-haksızlık, savaş-barış gibi öncelikli ve güncel kavramları gerçek yaşamdan pek çok renkli örnekle ele alıyor.

Doğru ve etkili düşünmenin yollarını, yaşamın içinden küçük örneklerle tartışmaya özendiren dizi sayesinde, çocuklar, öğretmenler ve anne babalar, her kitapta farklı bir kavram üzerinde birlikte düşünme ve konuşma olanağı bulabilecekler.

Hem çocuklar hem büyükler için benzersiz bir kaynak niteliğindeki kitaplar, özellikle 4, 5 ve 6. sınıflar için ideal.

“Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinin ilk kitabı!
İyi nedir? Kötü nedir? Kötü bir şeyi, kötü olduğunu bal gibi bilsek de yapabilir miyiz? Ya da biri için iyi olan, diğer herkes için iyi midir? Peki, kafede bulduğumuz bir parayı cebimize atmak mı iyidir; kafenin sahibine vermek mi, yoksa ortaya çıkıp, “Kim para kaybetti?” diye bağırmak mı?

Yaşamı ve dünyanın işleyişini anlamaya çalışan çocuklara, temel kavramları doğru sorular sorarak düşündüren “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinin bu ilk kitabı, çocukların günlük yaşamlarında sık karşılaştıkları olayları örnekleyerek, en temel iki kavram olan “iyi” ve “kötü”yü tartışıyor.

Doğru ve etkili düşünmenin yollarını, yaşamın içinden küçük örneklerle tartışmaya özendiren dizinin her kitabında olduğu gibi bu kitapta da, birey olmak, kimlik, duygu ve düşünceler, sorumluluk, şiddete karşı olmak, sosyal etkileşim, vatandaşlık, katılım, demokrasi, benzerlikler ve farklılıklar, değişim ve süreklilik, ulus, liderlik, savaş ve güç gibi yan öğrenme alanlarına ilişkin konuların tartışıldığı pek çok renkli örnek bulunuyor.

Günışığı Kitaplığı, 40 sf. - renkli resimli
Çocuk kitapları (8-12 yaş)
Çıtır çıtır felsefe dizisi
Yazan: Brigitte Labbé
Danışman: Michel Puech
Resimleyen: Jacques Azam
Çeviren: Azade Aslan



KAYIP YALNIZLIK ORMANI
Özlem N. Yılmaz

“Annesi kapıdan başını uzatıp gelmesi için işaret etti. Yatak odasına götürüp Hicran’ın düğünlerde ve dışarıya çıkarken giydiği tek elbisesini, yanaklarından süzülen gözyaşlarını elinin tersiyle silerek giydirmeye başladı. Annesinin sessizce ağladığını fark edince, boğazına acı bir düğüm oturdu.”

Özlem N.Yılmaz’ın yazdığı ‘Kayıp Yalnızlık Ormanı’ adlı öykü kitabı Everest Yayınları’ndan çıkarak raflardaki yerini aldı.

Özlem N. Yılmaz yeni bir öykücü. Kayıp Yalnızlık Ormanı da onun ilk öykü kitabı. Ancak bu ilk kitap, nice öykülerin ve kitapların habercisi. Çünkü Yılmaz, sırtını kurguya dayamakla yetinmeyen, insana ve acısına bakmayı bilen bir yazar. Mükemmel kurgulanmış öyküleri özellikle Güneydoğu’yu dile getiriyor; farklı kültürleriyle, renkleriyle ve tabii ki acılarıyla.

‘Kayıp Yalnızlık Ormanı’ bir ilk kitap ancak yetkin bir kitap. Acemiliğe yer vermeyen, kıvamını bulmuş, söylediği sözün ağırlığını taşıyabilen bir ilk kitap.

Kısa öykü, zamanını kendi başına, kendi temposunda tamamlayan bir kurgudur. Özlem N.Yılmaz’ın öyküleri de böyle. Kendi zamanlarında usul usul anlatıyorlar kendilerini. Konusunu insanın yaşamına yer etmiş, izini vurmuş acıdan alan bu öyküler, gerçek yaşamın sesini taşıyor okurlara.

Bu ilk öykü kitabında Özlem N. Yılmaz, Türk öykücülüğünün en ilginç yeni seslerinden biri olduğunu belli ediyor hemen. Bu kitap, yeni bir yazara edebiyatımızın kapılarını açarken, uzundur üstüne pek bir şey söylemeye cesaret edemediğimiz şeyleri de gün ışığına taşıyor yeniden.

Özlem N. Yılmaz
1978 Maraş doğumlu. 1996’da Diyarbakır Cumhuriyet Fen Lisesi’ni bitirdikten sonra Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği’nden mezun oldu. Üniversite yıllarında yazdığı öyküler çeşitli dergilerde yayınlandı. ‘Kayıp Yalnızlık Ormanı’ yazarın ilk kitabıdır. Yazınsal çalışmalarını sürdüren yazar halen İstanbul’da öğretmenlik yapıyor.

Everest Yayınları, 142 sf.
Tür: Öykü



METAL FIRTINA 3 - KIZIL KURT
Orkun Uçar

Metal Fırtına 3 - Kızıl Kurt, Altın Kitaplar tarafından okurun beğenisine sunuldu. Kahramanı Gökhan Birdağ’ın maceralarına devam eden Orkun Uçar bu kez ‘Rus Mafyası’nı konu alıyor.

[Metal Fırtına 2, ilk romanın bittiği yerden başlıyordu; 2007 Mayısında Kuzey Irak’taki Türk birlikleri ABD güçleri tarafından baskına uğrar. Kimse savaşın başladığına inanmak istemez ama ABD güçleri acımasız saldırılarını sürdürür. Amerikan güçleri Suriye üzerinden Türkiye’ye girip önce Ankara’ya sonra da İstanbul’a ilerler. Ankara’ya kısmen girilir. Anıtkabir bombalanır. Bu bombalama sonucu enkaza gelenler Atatürk’ün naaşını bulamaz. Çünkü naaş kayıptır. Savaştan üç ay önce ABD’nin Türkiye’ye saldıracağını öğrenen Gökhan Birdağ adlı bir Türk ajanı, iki atom bombasını ABD’ye sokar ve Türkiye saldırıya uğrayınca birini Washington’da patlatır. Bu sırada diplomatik girişimler de başlar. ABD, Türkiye’yi geleceğin enerji teknolojisinin temelinde bulunan BOR minerali yüzünden işgal etmek istemektedir. Türkiye bu planları diğer devletlere sununca ABD’ye baskı oluşur. Washington’da yaşanan patlama sonucu darbe alan ABD, ültimatom karşısında geri adım atar. Metal Fırtına 2’de yine bir savaş var; Türkiye yine önemli bir düşmana karşı mücadele veriyor.]

Orkun Uçar Metal Fırtına 3’te Gökhan Birdağ’ın politik maceralarına devam ediyor.

Komutanı Kurt’un kızı ile evlenip Alanya’ya yerleşen Gökhan, yeni kimliğiyle sakin bir hayat sürmektedir. Bu güzel günler gelen bir haberle sona erer; Kurt, Orta Asya’daki bir görev sırasında Rus mafyasının eline düşmüştür.

Romanlarını “politik kurgu” olarak tanımlayan Orkun Uçar, bu tür kitapları sadece roman olarak nitelendirmek imkansızdır, diyor.

Metal Fırtınalar’da kurgu, açıkta veya gizlenen olaylar üzerine inşa edilmiştir ve yazara göre kitaplar, Soğuk Savaş sonrası insanları nasıl bir dünyanın beklediği konusunda aydınlatıcı bir misyona sahiptir.

“Bu kitapların içindeki bilgi, araştırma kitabı şeklinde sunulsa bu kadar yaygın bir kitleye ulaşamazdı. Kurgunun gücü bu işte… Kitaplar özetle; artık eski uluslar arası ittifakların kalmadığını, Türkiye’nin dikkatli ve tedbirli olması gereken bir dönemece girdiğini anlatıyor,” diyor Orkun Uçar.

KİTAPTA ANLATILAN...
Gökhan, MİT ajanı Eşref Kapılı’nın uyarısıyla hamile karısı ve kızıyla birlikte İstanbul’a yola çıkar ama yolda saldırıya uğrarlar. Roketle vurulan arabadan sadece Gökhan tamamen yanmış bir şekilde sağ çıkar ama doktorlar sadece birkaç saat ömür biçer. Saldırıyı duyan Eşref Kapılı hastaneye geldiğinde Gökhan’ı yaşatmak için tek bir çaresi olduğunu düşünür… Bir süredir gözlem altında tuttukları bir gen şirketinde ilginç deneyler yapılmaktadır. Eşref Kapılı, Gökhan’ın tamamen yanmış bedenini bu şirkete götürür ve yeni geliştirilen bazı teknolojilerin üzerinde uygulanmasını sağlar… Gökhan birkaç hafta sonra mucizevi şekilde iyileşmiştir, hatta deneyler hesapta olmayan bazı ilginç güçler kazanmasını sağlamıştır. Şimdi intikama sıra gelmiştir… Gökhan tedavi edilirken Eşref Kapılı araştırmalarını sürdürmüştür. Gökhan’ı öldürmeye çalışan ve Kurt’u tutsak alan teşkilatın adı Opriçnina’dır ve gizemli liderleri Korkunç İvan olarak anılmaktadır.

Metal Fırtınalar neden bu kadar çok okunuyor?
Orkun Uçar: Metal Fırtınalar’ın bu kadar çok okunmasının tek bir nedeni var: İnsanlar kendilerinden saklanan bilgileri, gizlenen gündemi bu kitaplarda okuyabiliyorlar.

İlk kitapta ABD’nin Türkiye’ye saldırısını işliyorduk; 11 Eylül sonrası başlayan Haçlı seferi ve Süleymaniye’de 11 askerimizin başına çuval geçirilmesinden sonra bu olasılık halk arasında konuşuluyor ama yüksek sesle dile getirilemiyordu. Böylece gerçek gündem şişti şişti ve patlatan biz olduk.
Kayıp Naaş’ta İsrail’in bu ülke ve bölgemiz için planları vardı. Nitekim daha yeni yeni medyada bu tehlikenin sonuçları dile getiriliyor.

Üçüncü kitap yine etkileri görünen ama yüksek sesle dile getirilmeyen bir tehdit üzerine.

Metal Fırtınalar insanların medyada okuyamadıkları gerçek gündemi dile getirdiği için çok okunuyor.

Bir başka neden de vizyon sunması… Yani insanlar ABD ve İsrail’le mücadele ettiğimizi, PKK’nın onlar tarafından korunduğunu ve desteklendiğini biliyor. AB’nin asla gerçekleşmeyecek bir hedef olduğunu da… Ama ne okuyor veya duyuyor: ABD ile müttefikiz, AB’ye üye olacağız.

Bildikleri, gördükleri hükümet açıklamaları, medyanın sunduklarıyla çelişince tek güvenecekleri kaynak Metal Fırtınalar kalıyor.
İşte Metal Fırtına budur: Halkımıza gerçeği söyleyen, güvendikleri kaynak.”


Altın Kitaplar, 255 sf.
Tür: Roman


—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları