Haftanın kitapları - Mayıs 2006/1
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa
Haftanın kitapları - Mayıs 2006/1
‘Hapiste Yazmak’, ‘Kuzey Yanım Ayazım’, ‘Katilin Şeyi’, ‘Salta Dur’, ‘Savrulanlar’ ve ‘Küre’ bu hafta okuyucu için seçtiğimiz kitaplar.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 16:01 TSİ 14 Haziran 2006 Çarşamba

İSTANBUL - “Uzun süre hapis kalmak zordur. İrade gerektirir. Direnç gerektirir. Tahammül gücü, sabır gerektirir. Hayallerine asla sırt çevirmemeyi gerektirir. Moral gerektirir. Duvarların ötesine taşacak bir bilincin ve yüreğin sahibi olmayı gerektirir. Bunun için de okumayı, yazmayı gerektirir.”



HAPİSTE YAZMAK
Derleyen: Aytekin Yılmaz

Hapisten, hapiste yazmak üzerine denemeler...

Hapishaneler, uzun zamandan beri pek çok yazar, şair için bir “okul” olagelmiştir. Pek çok kişi, yazı çiziye hapiste başlamıştır. Hapisteki yazar oranının sokaktakinden her zaman fazla olduğu bir ülkede, belki de şaşırtıcı değil bu. Öte yandan, hapishanede yazmanın apayrı güçlükleri, engelleri var.

Aytekin Yılmaz’ın derlediği ‘Hapiste Yazmak’, “içeriden” bir bakışla hapiste yazmanın çeşitli yönleri üzerinde yoğunlaşıyor.

“Her ne olursa olsun hapiste direnmenin tek, hatta belki de en güzel yolu yazmak. Yazarak ayaktayım diyebilirim. İtaat etmiyorum diye dayak yediğim bir gün, mizah yüklü bir öykü yazarak baktım hayata. Yazmak, hele ki hapiste yazmak umudun adı, var olduğumun çığlığı.”


***

“Uzun süre hapis kalmak zordur. İrade gerektirir. Direnç gerektirir. Tahammül gücü, sabır gerektirir. Hayallerine asla sırt çevirmemeyi gerektirir. Moral gerektirir. Duvarların ötesine taşacak bir bilincin ve yüreğin sahibi olmayı gerektirir. Bunun için de okumayı, yazmayı gerektirir.”

***

“Hapishane, gerçeğin farklı bir düzlemi. Hapiste yazmak, içeriği ve niteliği ne olursa olsun, bir tercüme çabasıdır bence. İçerideki insanı hayata çevirme, gerçeğin iki ayrı düzlemini birbirine çevirme... Her ‘çeviri’de olduğu gibi, iki dili de iyi bilmek gerekir.”

* ÖNDER BİROL BIYIK * MEHMET BOĞATEKİN * MİTAT ÇELİK * YALÇIN HAFÇI * DOĞAN HATUN * SİBEL ÖZ * CAFER SOLGUN * ÖZGÜR SOYLU * BÜLENT ŞAMCI * ERCAN TANRIVERDİ * MEHMET TAŞDEMİR * DİYADİN TURHAN * NERGİZ GÜN UZUN * NUSRET YILDIZ * AYTEKİN YILMAZ

Hapiste Yazmak
Kanat Kitap, 224 sf.
Tür: Deneme



KUZEY YANIM AYAZIM
Fügen Ünal Şen

Bir yakın tarih güncesi...
Gazeteci Fügen Ünal Şen, “Kuzey Yanım Ayazım” isimli kitabında 1950 ile 2000 yılı arasındaki Türkiye’yi anlatıyor. Kız Kulesi’nin günlüğü olarak okuyucuya sunulan kitap son derece titiz bir çalışmayla hazırlanmış bir yakın tarih güncesi…

50 yılda neler yok ki: Savaşlar, darbeler, idamlar, aşklar, skandallar, mafya hesaplaşmaları, terör mücadelesi, değişimler, hayatımıza giren yeni isimler, hayatımızdan çıkanlar, gün gün yaşanan değişim, yasaklar, peşinden koşulan modalar, şarkılar…

İlk bakışta bir almanak gibi görünen kitap, aslında günlük, siyasi, ekonomik olayların şekillendirdiği insan yaşamını, en ince ayrıntıların da aktarılmasıyla bir belgesel gibi sunuyor okuyucuya.

Yaklaşık 4 yıl süreyle, 1950-2000 yılları arasında yayınlamış günlük gazeteler üzerinde yapılan titiz çalışmanın yanı sıra çeşitli belgeler, olaylara tanıklık etmiş kişilerin anlatıları, ansiklopediler de yazım aşamasında yazara destek olmuş.

‘Kuzey Yanım Ayazım’, 1 Ocak 1950 yılında başlıyor, 31 Aralık 1999 günü sona eriyor. Bu süreç içinde yaşananlar ise şiirsel bir anlatımla paylaşılıyor ve okuyucu günümüz Türkiyesi’ni de etkileyen olayları günlük gelişmeleri içinde analiz etme şansı buluyor.

Siyasetçilerden, sanatçılara bugün de hayatımızda olan kişilerin bu elli yıllık süreçteki kişisel tarihlerini de izleyebiliyoruz satırlarda.

Kuzey Yanım Ayazım
Epsilon Yayınevi, 488 sf.
Tür: Günce



KATİLİN ŞEYİ
Algan Sezgintüredi

Polisiye dünyamıza bir özel dedektif daha katıldı; Vedat Kurdel. Aslında bir de ortağı var Vedat Kurdel’in. Ancak ikilinin akıl yanını temsil eden Tefo’nun pek öyle ünde vitrinde gözü yok. Vedat’sa işin bu yönünü sevdiği için, yaklaşık on yıl önce başlayan meslek yıllarından seçme parçaları hikaye etmeye karar vermiş. On yıl öncesi bugüne karşılık geliyor. Çünkü Vedat Kurdel, 2015 yılında yazıyor polisiye romanlarını.

Çok şükür gerçek hayatta pek az karşılaştığımız ‘seri katil’lerden yola çıkarak kurgulanan ‘Katilin Şeyi’, ABD kaynaklı bu toplumsal olguyu bizim toplumumuza adapte etmeyi başarıyor.

Sayfalar ilerledikçe gerilimi de tırmandırmasını bilmiş Sezgintüredi. Ama bana kalırsa polisiye hikayesine asıl tadını veren Vedat Kurdel’in üslubu.

Anlatacağını bir türlü anlatamayan, lafı döndürüp dolaştıran, araya gereksiz ayrıntılar sokuşturan bu acemi yazar, gerçek yazarın yani Algan Sezgintüredi’nin işini kolaylaştırmış.

‘Katilin Şeyi’, daha ilk sayfalarından başlayarak merak duygusunu sürekli tutan ve temposunu düşürmeyen bir ilk roman.

[A. Ömer Türkeş]

Katilin Şeyi
İthaki Yayınları, 383 sf.
Dizi: Edebiyat - 352
Tür: Polisiye Gerilim



SALTA DUR
Semra Topal

Bu roman, ayıplananla, yasaklananın cazibesine kapılmış zihnin kurduğu komik bir evren.

Ankara’da üç yetişkin, belki yapacak hiçbir şeyleri olmadığından, belki mutsuzluklarından, dünyayı sapkın başlar etrafında yeniden kurarlar. Bu düşünsel bir ileriye gitmedir ve kendilerine özgü aşırı düşünce tarzlarıyla her uygunsuz şey, başka bir uygunsuzlukla eşleştirilir. Kendilerini verdikleri oyun, soğuk ve cahil Ankara’da sürüp giderken, dünyada bir araya gelmez olan şeyler bir araya getirilerek, zevkli ve sapkın bir alemin kapıları açılır.

Azgın oyunun içindeki yetişkinlerden ikisi, yeni boşandıkları için kavuştukları özgürlükleriyle sarhoş gibiyken, öteki yetişkin, zamkinoslar dediği çocukluk evinin eşyalarını kendi eliyle yok edecek kadar delidir. Aynı zamanda insanlara yüz vermeyen bir köpekçidir de bu bizim deli.

Soğuk ve cahil Başkent sokaklarıyla caddeleri, bu köpeklerle katedilirken, alerjik sanat fabrikatörü ailelerinden sosyeteye, kır insanlarına, evliliklere ve edebiyata kadar her şey bu sapkın zihinden bol bol payını alır.

Edebiyatın da sakin sakin yapıldığına inanmaz yazar. Sonuçta kitap yazmanın imkansızlığından, yaşamanın imkansızlığına gelinir...

Semra Topal
1964, Eskişehir doğumlu. Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni bitirdi. 1990’da “Çaydanlık Tanık” adlı öyküsüyle Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Ödülü’nü, 1992’de “Bayan Mira’yla Ufak Bir Gezinti” adlı öyküsüyle, öykü dalında Varlık dergisinin Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’nü kazandı. Daha sonra Mani (1988, Telos), Kürklü Gece (2000, Büke) ve Salta Dur (2003, Okuyanus) başlıklı kitapları yayımlandı.

Salta Dur
Agora Kitaplığı, 240 sf.
Tür: Roman



SAVRULANLAR
Esmahan Aykol

Esmahan Aykol şefkatle yazan ama en önemlisi bilgili bir yazar.. Hızlı ve espri dolu..
[Angela Gatterburg / Der Spiegel (Almanya)]

‘Savrulanlar’, aşk, göç, hatırlama ve unutma üzerine bir roman. Evli sevgilisini hayatından çıkarmaya karar veren Ece, kurtuluşu Londra’ya gitmekte bulur. Bir Kürt lokantasında bulaşıkçılık yaparak çeşitli ülkelerden gelen göçmenler arasında yeni bir hayat kurmaya, belleğinden kötü anıları silmeye çalışır. Hayatına yön vermiş olan büyükbabasından dinlediği geçmişin hikayelerinin kendi bugününü biçimlendirdiğinin farkına varır.

‘Savrulanlar’, okuru Birinci Dünya Savaşı öncesi Van sokaklarına, Kapalıçarşı sadekarlarınnın yaşam fışkıran atölyelerine ve Londra’nın dışlanmış göçmen mahallerine götürüyor.

Hakkari’den Van’a, Veliko Tırnovo’dan İstanbul ve Londra’ya uzanan ve birkaç kuşağın hikayesini bütünleştiren ‘Savrulanlar’, Balkan Savaşları ve tehcir yıkımından günümüze uzanan bir göçün, tutunmaya çalışanların romanı.

Savrulanlar
Merkez Kitaplar, 255 sf.



KÜRE
Zübeyir Tokgöz

Dağhan gözlerini açıp etrafına baktığında her şeyin bitmiş olduğunu anladı. Hatırladığı son şey, büyük bir gürültünün ortasında fırlatma kapsülünün kırmızı düğmesine işaret parmağını koymasıydı. Düğmeye basıp basmadığını hatırlamıyordu. Basmış olmalıydı ki hayattaydı. O kaosun içinden kapsülle birlikte kurtulmayı başarabilmişti.

Son yılların yükselen bilimsel temalarından olan genetik bilimine vurgu yapması, yapıtı ilginçleştiriyor. Kitapta üç ayrı öykü, ustalıkla bir çatıda birleştirilmiş.

Elips Yayınevi, 253 sf.


—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim




 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları