İSTANBUL - Sosyoloji ve tarihi, diyalektik materyalizm çerçevesinde birleştiren duru ve eksiksiz bir yöntem sunan kişi bence Henri Lefebvre oldu. [Jean-Paul Sartre]
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
 | |
MÜZİKAL NAKIŞLAR Edward W. Said
Geçtiğimiz yüzyılın en etkili düşünürlerinden Edward Said, bu sefer Batı klasik müziğinin nasıl inşa edildiğine bakıyor. Kendisi de -Adorno gibi- bizzat iyi bir piyanist olan Said, Adornonun açtığı yoldan, onun izini sürüp bazen onunla tartışarak modern müziğin ve modernitenin dinamiklerini arıyor Müzikal Nakışlarda.
Müzik sadece müzik değil, Saide göre, aynı zamanda büyük bir paradigmanın, toplumsal değişkenlerin parçası. Üstelik, Beethovendan itibaren toplumsallaşmanın -ya da toplumdan kaçmanın- aracı...
Klasik müziğe sonsuz sevgi duyan Edward Said, bu kitabı oluşturan üç konferansında, günümüzde pek çok kişiye uzak, soğuk ve eski gelen bu müziği sevilir kılmanın ipuçlarının, kitlesel gösterilerin gizlediği bir hazzın ve mahremiyetin peşine düşüyor -frak giymeden.
Edward W. Said 1935 yılında Kudüste doğdu. 1947de ailesiyle birlikte göçmen olarak Kahireye yerleşti. Liseyi ABDdeki Mount Hermanda bitirdi. Lisansını Princeton Üniversitesinde, master ve doktorasını Harvard Üniversitesinde tamamladı. Doktora tezi Joseph Conrad üzerineydi.
Aramızdan ayrıldığı 2003 yılına kadar Colombia Üniversitesi, Karşılaştırmalı Edebiyat doktora programının başkanlığını yürütüyordu. Filistin meselesinin yerel bir mesele olmaktan çıkıp, bölgesel ve evrensel bir meseleye dönüşmesine herkesten daha çok katkıda bulundu. Tarif ettiği gibi bir entelektüeldi; sürgün, marjinal, yabancı...
Siyasal bir tavrı olan, her yazdığı yazıda iktidarla cebelleşen, Batının kendi kimliğini kurarken Doğuya olan borçluluğunu ortaya koyan tavizsiz bir entelektüel.
Eserlerinden bazıları; Beginnings: Intention and Method (Basic Books, 1975); Orientalism (Pantheon, 1978; Türkçesi: Şarkiyatçılık, Metis, 2001); The Question of Palestine (Random House, 1980; Türkçesi: Filistin Sorunu, Pınar, 1985); Covering Islam (Pantheon, 1981; Türkçesi: Haberlerin Ağında İslam; Babil, 2000); The World, the Text, and the Critic (Harvard, UP., 1984); After the Last Sky (Random House, 1986); The Politics of Dispossesion: The Struggle for Palestinian Self-Determination (1964-94) (Pantheon, 1993); Culture and Imperialism (Alfred A. Knopf, 1993; Türkçesi: Kültür ve Emperyalizm, Hill, 1998); Representations of the Intellectual (Pantheon, 1994; Türkçesi: Entelektüel, Ayrıntı, 1995); Reflections on Exile and other Essays (Harvard UP., 2001).
Müzikal Nakışlar Agora Kitaplığı, 133 sf. Çeviren: Gül Çağalı Güven Dizi: Müzik
 | |
HAKKARİDE BİR MEVSİM Ferit Edgü
1976da yayımlanan ilk romanı Kimse, bir yalnızlık destanıdır. Bir dağ köyünde, uçsuz bucaksız görünen karla kaplı ortamda roman kişisinin kendisiyle konuşmasından oluşur.
Bir yıl sonra O yayımlanır. Daha sonra senaryosunu Onat Kutlar yazacak ve Hakkaride Bir Mevsim adıyla filmi çekilecektir Onun. Okuyucunun da edebiyat çevrelerinin de büyük ilgisini toplar Kimse ve O.
Füsun Akatlı, Her iki romanın da yazınımız için gerçek birer kazanç olduğunu söylemekten öte sözü uzatmayacağım diye yazar örneğin; Fethi Naci, Ferit Edgünün iki romanı da aydın-köylü ilişkisine yeni bir yaklaşım getiriyor, aşılmaz sanılan bir iletişimsizliğin aşılabileceğini gösteriyor yorumunu yapar; Melih Cevdet Anday, Oyu sadece gerçekçi bir roman saymak yetmez, gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öyküdür... Ferit Edgünün gerçek bir yaşamı, roman yaşamına çevirmesindeki beceriye hayran oldum. Çünkü O gözlem gücünü, anlatı ustalığından alıyor der; Gürsel Aytaç, O çağdaş Türk romanında anlatım tekniği ve roman kurgusu bakımından yeni ve özgün bir eser. Ferit Edgü, yazarlarımız arasında romanın sanat boyutunun en bilinçli savunucusu diye tanımlar romanı ve yazarını.
Hakkaride Bir Mevsim Sel Yayıncılık, 198 sf. Dizi: Roman
 | |
DÜŞLER DÜŞÜ Antonio Tabucchi
Fernando Pessoanın Son Üç Günü, Pereira İddia Ediyor, Hint Gece Müziği, Ufuk Çizgisi gibi yapıtlarıyla tanıdığınız Antonio Tabucchi, bu kez gözde yazarları, ozanları, ressamları ve bestecilerinin düşsel düşlerini anlatıyor bize.
Düşler Düşü, alışılagelmiş tür kalıplarını zorlayan bir yapıt. Rabelais, Garcia Lorca, Çehov, Mayakovski gibi yazar ve ozanların, Goya, Toulouse-Lautrec gibi ressamların düşlemiş olabilecekleri 20 kısa düşten oluşuyor.
Kimi düşler gerçek yaşamlardan kesitler sunuyor, kimileri Tabucchinin hayal gücünün ürünü. Kimileri ölüm döşeğinde görülen son düşler. Katil ozan François Villon, hayaller peşinde koşan ressam Francisco Goya, serseri ozan Arthur Rimbaud, mutsuz ressam Toulouse-Lautrec, başkalarının düşlerini yorumlayan Sigmund Freudun düşleri, karabasanları... İç dünyalara bir hayal yolculuğu.
Tabucchinin bu büyüleyici anlatısı, Semin Sayıtın İtalyanca aslından yaptığı çeviriyle sunuluyor.
Düşler Düşü Can Yayınları, 86 sf. İtalyancadan çeviren: Semin Sayıt Dizi: Çağdaş Dünya Edebiyatı
 | |
SEVGİLİYE MEKTUPLAR Rosa Luxemburg
Devrimler çağının ve Spartakistlerin önderlerinden Rosa Luxemburgun sevgilisi ve yoldaşı Leo Jogichese yazdığı, kadın olarak aşkını ve mücadeleye adanmışlığını döktüğü mektupları yeniden okurla buluşuyor...
Dyodyuşka, altın kalplim, en sevgili! Bana gönül alıcı, güzel mektuplar yaz, biraz alçakgönüllü ol, inayet et de arada beni sevdiğini söyleyiver. Kendini küçültmekten korkma. Sen bana, bugün benim sana verdiğimden üç kuruşluk daha çok sevgi vermişsin, eee, nolmuş yani? Benden karşılık görmezsin korkusuyla duygularını açıklamaktan çekinme, utanma -kuşkusuz, duyguların varsa eğer. Yoksa, zaten zorla çekip alamam ki. Ruhunla diz çökmeyi de öğren, yalnızca ben kollarımı açıp seni çağırdığımda değil, ben arkamı döndüğümde de. Kısacası, cömert ol, harca, israf et sevgini benim için. Senden bunu istiyorum! Ne yazık ki seninle sürekli birlikte olmak benim kişiliğimi bozuyor, ama bunu bilmek seninle boğuşma gücü veriyor bana. Unutma, teslim olmalısın, çünkü sevgimin gücü nasıl olsa sana boyun eğdirecek. Ah sevgili, Tanrı şahidim olsun, başka hiçbir çift böyle bir görev üstlenmemiştir: birbirlerinden birer insan yaratmak. Bir tanem, kendine iyi bak, seni kucaklar, öpücüklere boğarım.
Sevgiliye Mektuplar Agora Kitaplığı, 224 sf. Çeviren: Nuran Yavuz Dizi: Mektup
 | |
DİYALEKTİK MATERYALİZM Henri Lefebvre
Sosyoloji ve tarihi, diyalektik materyalizm çerçevesinde birleştiren duru ve eksiksiz bir yöntem sunan kişi bence Henri Lefebvre oldu. [Jean-Paul Sartre, Diyalektik Aklın Eleştirisi]
Felsefenin kimi temel kavramları, tekrar tekrar, her yeni dönemde üzerinde kafa yormayı hak ediyor. Diyalektik ve materyalizm kavramları da böyle. Eleştirel düşüncenin ve özellikle Marksizmin özünü oluşturan bu kavramlar hep uzun tartışmalara konu oldu ve maalesef ülkemizde, dogmatik ve ezberci kitaplarla, sık sık da hatalı çevirilerle tartışıldı.
İşte Henri Lefebvrein Diyalektik Materyalizm kitabı da, Marksizmin şablonlaştırılmasına verilen bir yanıt. Stalinin Tarihsel ve Diyalektik Materyalizm kitabının hemen ardından yayımlanması tesadüf değildir.
Lefebvre, Marxın 1844 El Yazmalarına, dolayısıyla Hegele dönerek geliştirir eleştirisini: Marksizmi bir tür şematik doğa bilimine çeviren dogmatiklere karşı, diyalektik materyalizmin insan pratiğinden sürekli beslenen, açık uçlu bir yöntem olduğunu söyler.
Marksizmin, felsefenin sonunu ilan eden pozitivist tavırla da, salt felsefi bir sistematikleştirmeyle da ilgisi yoktur. Eski dogmatizmin dağıldığı ama yerine yeni kabalaştırmaların geçtiği günümüzde, Marksizmi ve problematiğini yeniden kurma çabası hâlâ sürüyor.
Bu kitap okuyucusunu yeni bir tartışma alanına çekecek; bazı sorulara verdiği yanıtları değiştirecek, yeni sorulara vesile olacak. Dogmatiklerin hep tek bir kitabı, tek adamı, tek doğrusu vardır; oysa birileri sürekli yeni kitaplar okumak ve yeni yazarlarla beraber tekrar düşünmek ihtiyacı hisseder. Bu kitap, işte o birileri için.
Diyalektik Materyalizm Kanat Kitap, 136 sf. Çeviren: Barış Yıldırım Dizi: Kuram
 | |
SON UÇUŞ Nelson Demille
Büyük usta DeMillein bugüne dek yazdığı en heyecanlı yapıtı [Dan Brown]
Dan Brownın en sevdiği 10 yazardan biri olan Nelson DeMilleden, tarihin karanlık bir sayfasına ışık tutacak bir kitap!
17 Temmuz 1996 tarihinde, akşamüstü Long Islandın ıssız plajlarından birinde bir çift, video kameralarıyla çekim yaparken gökyüzü korkunç bir patlamayla aydınlanır.
TWAin 800 sefer sayılı uçağı, 230 yolcusuyla havada infilak ederken tüm bu görüntüler çekim yapan çift tarafından kaydedilmiştir.
Olaydan beş yıl sonra hükümet tarafından uçağın mekanik bir arıza yüzünden infilak ettiği açıklanır.
Şimdilerde Terör Karşıtı Özel Timinin anlaşmalı ajanı olarak çalışan John Corey, geçmişte New York Polis Teşkilatında dedektif olarak çalışmıştır ve kendisi gibi aynı teşkilatta çalışan karısı Kate Mayfieldin ısrarları ile bu olayı kurcalamaya başlar. FBI ajanı olan Kate, her şeyi kurallarına göre oynarken Johnun tamamen kendine özgü kuralları vardır. Üstlerinin şiddetle karşı koymalarına aldırmayarak olay dosyasını yeniden açar ve çok önemli bir ipucu bulur.
Elde ettiği kanıtlar Coreyi, üst kademelerde tezgâhlanan inanılmaz komplolara götürür. Böylece, 800 sefer sayılı uçağın infilakından daha korkunç, elle tutulmayan ölümcül bir gerçeğe, Amerikanın ve dünyanın asla tahmin edemeyeceği bir sonuca ulaşır.
Şimdiye dek pek okumadığınız türde, gerçek bir olay üzerine kurgulanmış müthiş bir roman. Son Uçuş ulusal güvenlik konusundaki soruları tüm çıplak gerçekliğiyle dile getiriyor.
Son Uçuş Altın Kitaplar, 544 sf. Çeviren: Suzan Cenani Alioğlu Dizi: Roman
 | |
EVVELOTEL Ayfer Tunç
Ayfer Tunç 1989da yayınlanan ve aynı yıl Yunus Nadi Öykü Armağanını kazanan ilk kitabı Saklının öykülerindeki temaların ve/veya karakterlerin bir çıkış noktası oluşturduğu yeni öykü kitabı Evvelotel ile yaklaşık üç yıl aradan sonra okurun karşısına çıkıyor.
Edebiyatımızda pek örneğine rastlamadığımız türden bir çalışma olan Evvelotelin koyu öyküleri, Saklının öykülerinin devamı değil; ancak, yazarın Kapak Kızı adlı romanının sonunda da vurguladığı gibi, yazarın zihninde karakterlerin yaşamayı, temaların kendini üretmeyi sürdürdüğünü gösteriyor.
İlk kitabı Saklıyı da içeren Evvelotel, Ayfer Tunçun yapıtları içerisinde yepyeni bir doruk. Gerek çok katmanlı yapısıyla, gerek öykücülüğümüze getirdiği açılımlarla, gerek yapıtın gerçekte tamamlanmamış bir süreç olduğunu hatırlatışıyla Evvelotel, çok konuşulmaya aday.
Ayfer Tunç Ayfer Tunç 1964te Adapazarında doğdu. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi. Üniversite yıllarında çeşitli edebiyat ve kültür dergilerine yazılar yazmaya başladı.
1989 yılında Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği Yunus Nadi Öykü Armağanına katıldı, Saklı adlı yapıtıyla birincilik ödülü aldı.
1999-2004 arasında Yapı Kredi Yayınlarında yayın yönetmeni olarak görev yaptı. 2001 yılında yayımlanan ve okurdan büyük bir ilgi gören Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek - 70li Yıllarda Hayatımız adlı yapıtı, 2003 yılında yedi Balkan ülkesinin katılımıyla düzenlenen Uluslararası Balkanika Ödülünü kazandı ve altı Balkan diline çevrilmesine karar verildi.
Tunçun 2003 yılında Sait Faik Abasıyanıkın öykülerinden hareketle yazdığı Havada Bulut adlı senaryosu filme çekildi ve TRTde gösterildi.
Tunçun Saklı, Mağara Arkadaşları, Aziz Bey Hadisesi ve Taş-Kâğıt-Makas adlı dört öykü kitabı, Ömür Diyorlar Buna adlı bir e-kitabı, Kapak Kızı adlı bir romanı, İkiyüzlü Cinsellik adlı (Oya Aymanla birlikte yazdığı) bir inceleme kitabı ve Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek adlı bir yaşantı kitabı var.
Evvelotel Can Yayınları, 224 sf. Dizi: Türk Edebiyatı Tür: Öykü
 | |
NEDEN ERKEKLERİN MEME UÇLARI VARDIR? Ancak Üç Kadeh İçkiden Sonra Bir Doktora Soracağınız Türden Yüzlerce Soru Billy Goldberg, Mark Leyner
Neden Erkeklerin Meme Uçları Vardır?da pek çok ilginç, biraz abuk, biraz komik ama eğlenceye düşkünseniz mutlaka öğrenmeniz gereken bilgilere ulaşacaksınız.
Üşüdüğünüz zaman dişlerinizin birbirine neden çarptığını ya da klozete oturduğunuzda hastalık kapabileceğinizi hiç düşündünüz mü?
Kokteyl partilerinde ve diğer eğlence toplantılarında yıllardır kendisine yöneltilen bu ve buna benzer sorulardan sıkılan doktor Billy Goldberg, insanların meraklarını gidermek için, Neden Erkeklerin Meme Uçları Vardır? adlı kitabı yazmaya karar verir.
Goldbergin, mizah yazarlığının yanı sıra senaryo ve pek çok roman kaleme alan Mark Leynerle birlikte yazdığı Neden Erkeklerin Meme Uçları Vardır? Altın Kitaplar aracılığıyla okurla buluştu.
Otuz dokuz yaşındaki New Yorklu Goldberg neden böyle bir kitap yazdığı sorularına şu cümlelerle cevap vermeye başlıyor: Katıldığım dost davetlerinde sık sık ilginç bazı sorularla karşılaşırım. Bazıları ailemin ve dostlarımın sorduğu tıbbi sorulardır. Kimi zaman da iyice kafayı bulan biri karşınıza dikilip tuhaf bir soru sorar... Kimisi de pantolonunu indirir ve kalçasında oluşan isilik veya ona benzer bir şeyi göstermeye kalkışır... Elbette tek bir derdi vardır: Hastalığının nedenini öğrenmek...
Üçüncü kadehten sonra doktorunuza sormaya cesaret edeceğiniz sorulardan oluşan ve Yüz Soru alt başlığı taşıyan Neden Erkeklerin Meme Uçları Vardır?ın diğer yazarı ise mizah ustası Mark Leyner.
Leyner İnsanların arabalar ve diz üstü bilgisayarlar hakkında bildikleri, vücutları hakkında bildiklerinden daha fazla, diyor ve ekliyor: Washington D.C.de Rite Aidin eczane bölümünde kasiyerlik yaparken, insanlar bana durmadan tıbbi sorular sorarlardı. O zamanlar ben 22 yaşındaydım.
Birkaç yıl önce saçma sapan tıbbi soruları içerin bir kitap yazmayı planlayan Goldberg, bunun için uzun bir liste hazırlamış; daha sonra ABC televizyonunda çok kısa süren bir tıp dizisinde çalışırken Leyner ile tanışmış ve böyle bir kitabı birlikte yazmaya karar vermişler.
Kitaptan başlıklar: - Sakızın sindirimi gerçekten de yedi yıl sürer mi? - Kuşkonmaz yediğiniz zaman çişiniz neden kokar? - Dondurma yiyince baş ağrısına neden olan şey nedir? - Soğan doğrarken neden ağlarız? - Yemek baygınlığı neden olan şey nedir? - İnsan neden Çin yemeği yedikten bir saat sonra acıkır? - Neden bazı insanların göbek deliği çıkık bazılarınınsa çökük olur? - Erkeklerin neden meme uçları vardır? - Tüyler neden diken diken olur? - Sümük nedir? - Sperm besleyici midir? Yoksa şişmanlatır mı? - G-noktası diye bir şey gerçekten var mı? - Aşk ısırığı denen şey nedir? - Bir erkeğin spermlerinin tükenmesi mümkün müdür? - Mum alevi kulak kirini alır mı? - Hıçkırık nedir, nasıl durdurulur? - Taze maydonoz yemek ağız kokusunu alır mı? - Saç örneği uyuşturucu testinde kullanılabilir mi? - Kurbağa yalamak gerçekten kafa yapar mı? - Sarhoşken insanlar neden göze daha çekici görünür? - Kendi idrarımızı içebilir miyiz? - Dışkı neden yüzer? - Fasulye neden gaz yapar? - Damlayan su sesi neden işeme arzusu uyandırır? - Neden filmlerde herkes şoka girer? - İnsan korkudan ölebilir mi? - Las Vegasta Aşk filmindeki Nicolas Cage gibi, insanın içki içmekten ölmesi mümkün müdür?
Neden Erkeklerin Meme Uçları Vardır? Altın Kitaplar, 223 sf. Çeviren: Duygu Akın Dizi: Toplum ve İnsan
> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |